Gözler bir kez daha Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) alacağı faiz kararına çevrildi. Merkez Bankası, Nisan ayında 350 baz puanlık artışla politika faizini yüzde 46’ya yükseltmişti. Şimdi ise yatırımcıların ve reel sektörün aklında aynı soru var: Bu haftaki PPK kararında ne beklenebilir?
Geçtiğimiz hafta TCMB’nin düzenlediği repo ihaleleri ile piyasalarda politika faizinde indirime gidileceği beklentisi öne çıksa da, İran-İsrail çatışması sonrasında bu olasılık azalmış görünüyor. Diğer yandan yüzde 49 olan üst bantta ise merkezin indirime gidebileceği beklentisi hala masa da olmakla birlikte, temmuz ayına sarkıtılabileceği olasılığı da söz konusu. Yaşanan son gelişmeler sonrasında PPK metni tarafında da beklentiler değişti… Bu haftaki toplantıda TCMB’nin politika faizinde bir değişikliğe gitmese de, Temmuz toplantısında olası indirim için PPK metninde güvercin tonda ifadelere/mesajlara yer verebileceği beklentisi öne çıkıyordu. Ancak bugüne geldiğimizde, TCMB’nin toplantı metninde küresel ve jeopolitik gelişmeler ile petrol fiyatlarına dair risklere değinerek temkinli bir dil kullanması bekleniyor.
Enflasyonla Mücadelede Yolun Neresindeyiz?
TCMB'nin sıkı para politikası yaklaşımının temel dayanağı yüksek enflasyonla mücadele. Mayıs ayı TÜFE aylık bazda beklentilerin altında kalarak %1,53 gerçekleşirken, yıllık bazda ise yüzde 35,41 oldu. Talepteki süregelen normalleşme kurun kontrol altında olması yıllık enflasyonda kademeli bir düşüşün devam etmesini sağlayabilir. Ancak bu düşüş, son dönemde jeopolitik risklere bağlı olarak hızlı yükselen enerji fiyatları nedeniyle beklenenden yavaş gerçekleşebilir.
TCMB, yılın ikinci enflasyon raporunda yıl sonu enflasyon beklentisini, orta noktası yüzde 24 olmak üzere, yüzde 19 ile yüzde 29 aralığında sürdürmüştü. Fakat piyasa katılımcıları yıl sonu için hâlâ yüzde 29,86 bir gerçekleşme bekliyor. Bu durum, erken bir faiz indiriminin enflasyon beklentilerini tekrar bozabileceği yönünde kaygıları barındırıyor.
Piyasa Ne Bekliyor?
Finansal piyasalarda bu haftaki toplantısı için “faiz sabit kalacak” görüşü baskın. Swap piyasalarında da bu beklentiyi teyit eden fiyatlamalar mevcut. Ancak önemli olan sadece faiz kararının kendisi değil; verilecek mesajın tonu. TCMB, “sıkı duracağız” temasını korursa, kur ve tahvil piyasasında istikrar sağlanabilir. Ancak olası bir güvercinleşme sinyali, özellikle borsa için jeopolitik risklere rağmen destekleyici olabilir. Diğer taraftan BİST tarafında faiz indirimi beklentileri dönem dönem alımları tetiklese de, kalıcı yükselişler için henüz yeterli değil.
Sonuç: Sabır Zamanı
Küresel ve lokal riskler öne çıktığı bir ortamda, piyasalar aceleci bir faiz indirimi hamlesini kaldıramayabilir. Bu kapsamda, sıkı duruşun korunarak, temkinli şekilde ilerlenmesi, hem enflasyon beklentilerinin yönetimi hem de finansal istikrar açısından kritik. Dolayısıyla, haziran toplantısında faiz indirimi değil, sabit ama kararlı bir duruş daha sağlıklı olacaktır. Güven veren para politikası uygulamaları ve sabırlı bir Merkez Bankası, belki de enflasyonla mücadelede en güçlü silahtır.