Finansal piyasaların, görece yüksek faiz ortamı tarafından çerçevelendiği son yıllarda, Borsa İstanbul ekranlarında baskılanma öne çıkmaktaydı. Nitekim BİST-100 endeksinin performansı 2023 ve 2024 yıllarında enflasyonun altında kaldı. Bugüne döndüğümüzde ise yeniden faiz indirimlerini konuşuyoruz, enflasyonda geri çekilme öne çıkıyor ve düşüş eğiliminin devam edeceği beklentisi ağırlıkta. Dolayısıyla orta vadede, ekstrem bir bozulma olmaz ise tablo iyimser bir zeminde ilerlerken borsa için katalizör olmaya da devam edecektir. Ancak kısa vadede günlük dalgalanmalar, seçim söylemleri ve FED’in faiz kararları borsada volatiliteye sebep olmaya devam ediyor… Peki ama tüm bu oynaklıkta gerçekten kazanan kim? Bilgili olan mı? Yoksa algıyı yöneten mi?

Bir Tweet ile Sarsılan Piyasalar

Borsada yatırım kararı almak için bilanço okumak her zaman bir meziyet olmuştur. Ancak şimdi bir X (Twitter) paylaşımıyla hisse fiyatları bir anda tersine dönebiliyor ya da "X CEO’su şu coin’i sevdi" dedikodusu ile dijital paralar uçuyor. Bu bir kriz mi, yoksa fırsat mı?

Geleneksel analizciler hâlâ “F/K oranı kaç?” derken, yeni nesil yatırımcı “Grafik parabolik mi?” diye soruyor. Artık sadece şirketin kârı değil, yatırımcı algısı da değerleme üzerinde etkili. “Story”si olan hisseler, bilançosu kuvvetli olanları sollayabiliyor.

Risk mi Alınır, Risk mi Satılır?

Gecelik faizlerin yüzde 45’ler seviyesinde seyrettiği bir ortamda borsa hâlâ cazip mi? EVET… Çünkü alternatif maliyet yükselse bile, geleceğe dair beklentiler her zaman bugünün üstünde fiyatlanır. Ancak bu durum aynı zamanda “beklentinin satın alınıp, gerçeğin satılması” anlamına da gelebilir.

Öyle ki, yatırım fonlarına girişler artarken aynı dönemde bireysel yatırımcının portföy devir hızında da ciddi yükseliş var. Yani herkes borsaya giriyor ama kimse uzun kalmak istemiyor. Bu bir güven eksikliği mi, yoksa sabırsızlık mı?

Hangi Gemiyle Fırtınaya Çıkılır?

Sabit getirili varlıklar mı, temettü hissesi mi, yoksa yapay zekâ temalı global ETF'ler mi? Herkesin doğrusu başkadır. Ama piyasa tek bir gerçek sunar: Volatiliteyle baş edemeyen, getiriyi de hak edemez. Bu yüzden önce psikolojik dayanıklılık inşa edilmeli. Unutmayın, portföy yönetimi, Excel tablosundan önce zihinde başlar.

Yatırımcıya 3 Basit Tavsiye

- Kısa vadeli haberleri değil, uzun vadeli trendleri okuyun.

- Bir şirketin fiyatı değil, değeri üzerine kafa yorun.

- Herkesin koştuğu yöne değil, herkesin unuttuğu yöne bakın.

Son Söz

Piyasa bazen bir satranç tahtası gibi strateji ister, bazen de bir poker masası gibi psikoloji. Ama daha da önemlisi, bu oyunda en büyük kayıplar bilgi eksikliğinden değil, sabır eksikliğinden yaşanır.