Ocak enflasyonu sonrası tahmin ve ara hedefler ile faiz patikasının nasıl şekilleneceğine dair gözler TCMB’ye çevrilmiş durumda… Ara hedefler, riskler ve politika seçenekleri dikkate alındığında yılın ilk Enflasyon Raporu hem TCMB hem de piyasa oyuncuları için daha da önemli hale gelmekte.

Küreselde ve içeride veri gündeminin görece sakin olduğu haftada odak yılın ilk Enflasyon Raporu’na çevrilmiş durumda… Geçtiğimiz hafta Ocak ayı TÜFE verisinin beklentilerin üzerinde %4,84 olarak gerçeklemesi sonrasında acaba TCMB enflasyon tahmin aralığında ya da ara hedefte bir değişikliğe gider mi sorusu öne çıkmaya başladı. Ayrıca yine bu kapsamda TCMB’nin Mart ayı toplantısında faiz indirimine gitmeyebileceği söylemlerini de gördük.

Hatırlanacağı üzere 2025 yılının son Enflasyon Raporu’nda TCMB 2026 yıl sonu için tahmin aralığını %13-19 bandında ve ara hedefi ise %16’da korumuştu. 2027 yılı için ara hedef ise %9’da bırakılmıştı. 2026 ve 2027 yılları için rakamlarda bir değişikliğe gitmeyen TCMB’nin gerekçesi sıkı para politikası duruşunun talep koşulları üzerindeki baskısının artması ve enflasyon beklentilerindeki iyileşme olarak öne çıkmıştı. Aynı raporda TCMB, 2025 yıl sonu enflasyon tahminini ise yukarı yönlü revize etmiş ve gerekçe olarak da yıl içerisindeki don ve kuraklığın sebep olduğu gıda fiyatlarındaki yükselişi göstermişti.

Hem Ocak ayı enflasyonun beklenti üzerinde gelmiş olması hem de yine aylık bazda en yüksek katkının puan bazlı olarak gıdadan gelmesi, “TCMB, ara hedef ve tahminlerde bir değişikliğe gider mi?” sorusunun dayanağını oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Ara Hedef ve Tahminler: Avantaj ve Riskler

Mevcut durumda enflasyonda aşağı yönlü seyri destekleyecek ve TCMB’nin hedefleri kapsamında avantaj sağlayacak etkenleri aşağıdaki gibi belirtebiliriz;

▪ Sıkı para politikası duruşunun talebi baskılamayı sürdürmesi ve çıktı açığının devam etmesi,

▪ Enflasyon beklentilerinde aşağı yönlü eğilimin devam ediyor olması ve

▪ Güçlü rezervlerin kur stabilitesini sağlarken enflasyon riskini baskılaması.

Ancak enflasyonda iyileşmeyi destekleyecek ve TCMB’nin elini güçlendirecek bu etkenlerin yanı sıra enflasyon üzerinde yukarı yönlü riskleri artıran faktörler de söz konusu. Bunları ise aşağıdaki gibi sıralayabiliriz;

▪ Gıda fiyatlarındaki artış,

▪ Küresel belirsizlikler ve

▪ Başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarının seyri…

Hatırlamak gerekirse TCMB 2025 yılının son enflasyon raporunda 2026 yıl sonu için gıda fiyatlarındaki değişimi %18 olarak tahmin etmişti. Ancak Ocak ayında gıda fiyatlarındaki aylık değişim %6,6 olarak gerçekleşti. Diğer yandan yine aynı raporda TCMB’nin 2026 yılı için ortalama petrol fiyat öngörüsü 62,4 dolar iken, yıl başından bu yana brent petrolün ortalama fiyatı 65,0 doların üzerinde gerçekleşti.

Matematiksel olarak baktığımızda ise Şubat ayı dahil yılın geri kalan aylarında TÜFE her ay %1 olarak gerçekleşse bile yıl sonu enflasyon %17 seviyelerine tekabül etmekte. Diğer yandan Şubat ayı enflasyonunun %2 civarında gerçekleşebileceği beklentisini dikkate alır ve devam eden ayların %1 gerçekleştiği durumu varsayımsal olarak hesaplar isek yıl sonu enflasyon %18 üzerine denk gelmekte.

Sonuç olarak, yukarıdaki tablo göz önüne alındığında ve piyasadaki ağırlıklı tahmin TÜFE bazlı yıl sonu enflasyon için %24 iken TCMB’nin ara hedef olan %16’da olmasa bile %13-19 olan tahmin aralığında yukarı yönlü bir revizeye gitmesi kaçınılmaz görünmekte. Yine de TCMB herhangi bir değişikliğe gitmez ise bu durum piyasaya, TCMB’nin bundan sonra daha sıkı kalacağı ve faiz indirimine ara vereceği sinyalini vermiş olacak. Daha kötümser senaryoda ise TCMB’nin Enflasyon Raporu’nda bir revizeye gitmeyip, faiz indirimlerine devam etmesi durumu olur ki, bu da beklentileri ve piyasa fiyatlamalarını bozucu etki oluşturabilir.