Yeni düzenlemelerin önemli bölümü için geçiş süreci bulunuyor. Bu nedenle etkilerin bir anda değil, önümüzdeki aylarda kademeli olarak görülmesi bekleniyor.
Para piyasası fonlarında getiri farkı azalabilir
Para piyasası fonları yalnızca mevduat ve kısa vadeli tahvillerden oluşmuyor. Bazı fonlar, getiriyi artırmak amacıyla pay repo ve BİAŞ Para Piyasası gibi alanları daha aktif kullanabiliyordu.
Yeni düzenlemeyle bu işlemlerde teminat ve merkezi takas şartları sıkılaştırılıyor. Pay repo tarafında ise BIST 30 dışındaki hisselerin kullanımına önemli sınırlamalar getiriliyor.
Bu durum, söz konusu alanları daha etkin kullanarak ek getiri sağlayan para piyasası fonlarının avantajını azaltabilir.
Ancak geçiş bir anda gerçekleşmeyecek. Düzenlemelerin önemli bir bölümünde 2026 sonuna kadar kademeli uyum süreci bulunuyor.
Para piyasası ve kısa vadeli serbest fonlar, bugüne kadar standart para piyasası fonlarının tabi olduğu bazı sınırlamalardan muaftı.
Yeni düzenlemeyle bu fonlar da para piyasası ve kısa vadeli fonlara getirilen bazı sınırlamalara tabi olacak.
Yatırımcı açısından dikkat çeken değişikliklerden biri, portföylerde en az %10 oranında DİBS ve/veya Hazine Varlık Kiralama AŞ kira sertifikası bulundurulması zorunluluğu.
Uyum için son tarih ise 31 Mart 2027.
Bu değişiklik özellikle faiz hareketlerine karşı daha düşük hassasiyet isteyen yatırımcılar açısından önemli.
Çünkü portföyün belirli bir bölümünde zorunlu olarak tahvil veya kira sertifikası bulunması, faiz hareketlerinin fon getirisine etkisini artırabilir.
Dolayısıyla serbest para piyasası fonlarının standart PPF’lere kıyasla sahip olduğu bazı avantajların azalması söz konusu.
Serbest fonlarda yoğunlaşma stratejileri zorlaşıyor
Yeni düzenlemenin yatırımcı açısından en önemli başlıklarından biri serbest fonlara getirilen yoğunlaşma sınırları.
Örneğin portföyde ağırlığı %5’i aşan yatırımların toplamı %20’yi geçemeyecek.
Tek bir şirketin hisselerinde sahip olunabilecek miktar da şirketin fiili dolaşım oranına göre sınırlandırılıyor.
Bunun yanı sıra yöneticinin, ortaklarının veya üst yönetimin bağlantılı olduğu şirketlerin sermaye piyasası araçlarına yapılan yatırımlar toplamda %20 ile sınırlandırılıyor.
Aynı gruba ait şirketlerin sermaye piyasası araçlarında da toplam %20 sınırı bulunuyor.
Fonların başka fonlara yaptığı yatırımlarda ise toplam sınır %15, tek bir fona yatırım sınırı ise %10 olarak belirleniyor.
Kısacası serbest fonların tek hisse, tek ihraççı veya aynı grup üzerinde çok büyük pozisyonlar oluşturması zorlaşıyor.
Bu nedenle geçmişte yüksek getiri sağlamış bir serbest fonu değerlendirirken yalnızca geçmiş performansa bakmak yeterli olmayacak.
Asıl soru, fonun bu getiriyi hangi stratejiyle elde ettiği ve aynı stratejinin yeni kurallar altında sürdürülebilir olup olmadığı olacak.
Özellikle getirinin birkaç hissedeki yüksek yoğunlaşmadan kaynaklandığı fonlarda yeni dönemde strateji değişikliği gerekebilir.
Büyük pozisyonu başka bir fona taşımak da çözüm olmayacak
Düzenlemenin önemli ayrıntılarından biri de pozisyonların yalnızca tek bir fon üzerinden değerlendirilmemesi.
Bir serbest fondaki büyük hisse pozisyonunu azaltıp aynı hisseyi aynı yöneticinin başka fonlarına aktarmak her durumda çözüm olmayacak.
Aynı kurucuya ait ve aynı yönetici tarafından yönetilen serbest fonlar dahil tüm menkul kıymet yatırım fonlarının bir şirketteki toplam sahipliği de dikkate alınacak.
Bu fonların topluca bir şirketin sermayesinin veya oy haklarının %20’sinden fazlasına sahip olması mümkün olmayacak.
Dolayısıyla;
Serbest fondan sat → başka fona al → toplam pozisyonu koru
şeklindeki bir stratejinin de sınırları bulunuyor.
Bu konu özellikle aynı portföy yönetim şirketinin birden fazla fonunda ortak olarak taşınan hisseler açısından önem taşıyor.
Büyük mevcut pozisyonlarda yıl sonuna kadar uyum gerekiyor
Yeni kurallar yalnızca bundan sonra yapılacak yatırımları kapsamıyor.
29 Ağustos 2026 itibarıyla yeni limitleri aşan mevcut serbest fon pozisyonları artırılamayacak.
Limit üzerindeki pozisyonların;
- 31 Ekim’e kadar en az üçte birinin,
- 30 Kasım’a kadar en az üçte ikisinin
- 31 Aralık 2026 itibarıyla ise tamamının
yeni sınırlara uygun hale getirilmesi gerekiyor.
Borçlanma araçları ve kira sertifikalarında ise önemli bir istisna bulunuyor. 29 Ağustos’tan sonra ilave alım yapılmaması halinde mevcut pozisyonlar vadeye kadar taşınabilecek.
Bu nedenle özellikle limitleri aşan hisse pozisyonlarına sahip serbest fonlarda önümüzdeki aylarda önemli portföy değişiklikleri görülebilir.
Bu gelişme yalnızca fon yatırımcıları açısından değil, serbest fonların yüksek miktarda taşıdığı hisseler açısından da yakından takip edilmeli.
Büyük pozisyonlarda karar süreçleri sıkılaşıyor
Yeni dönemde yüksek ağırlıklı pozisyonlar için portföy yöneticilerinin kararları daha sıkı bir kurumsal kontrol sürecinden geçecek.
Bir sermaye piyasası aracının son 30 günlük ortalama ağırlığı fon portföyünün %5’ine ulaşıyor veya üzerine çıkıyorsa, bu varlıkta gerçekleştirilen her alım ve satım kararının araştırma ve analizle gerekçelendirilmesi gerekiyor.
Bu çalışmalar genel müdürün onayına sunulacak ve en az 5 yıl saklanacak.
Onayın ardından ise en fazla 15 günlük aralıklarla pozisyonun değeri, karşı taraf riski ve portföy yoğunlaşması genel müdüre raporlanacak.
Böylece büyük pozisyonların yalnızca portföy yöneticisinin tercihi olarak kalmasının önüne geçilmesi ve daha güçlü bir iç kontrol mekanizması oluşturulması hedefleniyor.
Serbest fonların portföyleri daha yakından izlenebilecek
Yatırımcı açısından düzenlemenin olumlu taraflarından biri de şeffaflıkta yaşanacak artış.
TEFAS’ta işlem gören serbest fonlar artık haftalık portföy dağılım raporu açıklayacak.
Bu raporların ilgili haftayı takip eden 3 iş günü içinde KAP’ta yayımlanması gerekiyor.
Bugüne kadar serbest fonların portföylerini ağırlıklı olarak aylık dağılımlardan takip eden yatırımcılar, yeni sistemle birlikte fonlardaki değişimleri daha yakından izleyebilecek.
Örneğin;
- Hangi hisse artırılıyor?
- Hangi hissede pozisyon azaltılıyor?
- Portföy yoğunlaşması düşüyor mu?
- Yeni bir hisseye geçiliyor mu?
- Fon yeni limitlere ne ölçüde uyum sağlıyor?
gibi sorulara daha sık güncellenen veriler üzerinden yanıt aranabilecek.
Özellikle 31 Aralık’a kadar pozisyonlarını azaltması gereken serbest fonlarda haftalık raporlar önümüzdeki dönemde oldukça önemli hale gelebilir.
Serbest fon sayısında da sınır geliyor
Yeni düzenleme yalnızca fonların portföylerini değil, portföy yönetim şirketlerinin organizasyon yapısını da etkiliyor.
Bir portföy yönetim şirketinin kurabileceği serbest fon sayısı, istihdam ettiği portföy yöneticisi sayısıyla ilişkilendiriliyor.
Buna göre bir PYŞ’nin serbest fon sayısı, portföy yöneticisi sayısını aşamayacak.
Mevcut şirketlere uyum için ise uzun bir geçiş süresi tanınıyor. Son tarih 30 Haziran 2029.
Bunun yanında, bir portföy yönetim şirketinin yönettiği ortalama kolektif portföy büyüklüğünün %50’sinden fazlasının serbest fonlardan oluşması halinde şirketin ödenmiş sermayesini nakden %10 artırması gerekecek.
Buradaki temel yaklaşım açık:
Serbest fon sayısı ve büyüklüğü arttıkça, bunları yönetecek insan kaynağı ve şirketin sermayesi de yeterli seviyeye çıkarılacak.
Yatırımcı için yeni dönemde ne önemli?
Yeni düzenlemelerle birlikte fon seçerken yalnızca geçmiş performansa bakmak daha da yetersiz hale geliyor.
Özellikle serbest fonlarda şu sorular önem kazanacak:
Fon geçmişte getiriyi nasıl elde etti?
Portföy birkaç hisse üzerinde mi yoğunlaşıyor?
Yeni yoğunlaşma limitleri bu stratejiyi sürdürülebilir kılıyor mu?
Fonun mevcut pozisyonlarını azaltması gerekiyor mu?
Yönetim şirketinin diğer fonlarında aynı hisseler taşınıyor mu?
Haftalık portföy raporlarında nasıl bir değişim görülüyor?





