✓ TÜFE, daha önce Türkiye'de yaşayan vatandaşların harcaması dikkate alınarak ölçülüyordu.
✓ Bu yıldan itibaren ise yerli ve yabancı yurt dışı yerleşiklerin harcaması da dikkate alınmaya başlandı. Sayı çok büyük. Geçen yıl Türkiye'ye 53 milyon yabancı, 11 milyon da yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı geldi. Yani yurt içi yerleşiklere enflasyon hesabında "ortak" çıktı.
✓ Yabancılar kira ödemiyor, elektrik, su, doğalgaz, tüp gaz faturaları yok; bu yüzden konut grubunun payı 4 puana yakın düştü.
✓ Buna karşılık konaklama ve lokanta grubunun payında 3 puana yakın artış var.
Başlıktaki soru tuhaf gelmiş olabilir. “Eskisi de, yenisi de TÜFE tabii ki Türk halkının yaşadığı enflasyonu ölçecek” diyebilirsiniz. Makul yanıt budur zaten, olması gereken yanıt budur!
Ama o yanıt gerçeği tam yansıtmıyorsa!
Ya yeni TÜFE Türk halkının ya da daha somut bir ifadeyle bu ülke sınırları içinde yaşayan vatandaşın enflasyonunu ölçmekten epeyce uzaklaşmışsa!
Aslında “Yeni TÜFE kimin enflasyonunu ölçecek” sorusunun yanıtını çok uzaklarda aramaya, bu konuda çok fazla kafa yormaya gerek yok. Bu yanıtı TÜİK veriyor.
TÜFE’de yeni ağırlıkların açıklanmasından sonra sıkça sorulan “Bu nasıl ağırlıklandırma” sorusunun yanıtı TÜİK’in açıklamasında karşılık buluyor.
Gelin şimdi yeni TÜFE’nin metodolojik açıklamasında yer alan ifadelere göz atalım…
TÜİK, TÜFE’nin metodolojisinde Avrupa Birliğinde yürürlüğe giren 2020/1148 sayılı Komisyon düzenlemesi gereği TÜFE ağırlıklarının temel kaynağının artık hanehalkı bütçe anketi değil, ulusal hesaplar sistemi olarak tanımlandığını vurgulayarak şu görüşleri dile getiriyor:
“GSYH’nın en büyük harcama bileşenini oluşturan hanehalklarının nihai tüketim harcamalarına dayalı ulusal hesaplar temelli ağırlıklandırmanın önemini daha iyi açıklayabilmek açısından veri kaynaklarının kapsamını karşılaştırmak yararlı olacaktır.
Ulusal hesaplar sistemi, yalnızca ülkede yerleşik hanehalklarının değil, Türkiye’de harcama yapan yerleşik olmayan bireylerin tüketim harcamalarını da kapsamaktadır. Ayrıca kurumsal nüfus olarak tanımladığımız öğrenci yurtları, huzurevleri (askeri kışlalar ve cezaevleri de dahil) gibi toplu yaşam birimlerinin harcamaları da ulusal hesaplara dahildir.
Hanehalkı bütçe araştırmaları ise örneklem gereği yalnızca yerleşik hanehalklarını kapsamaktadır ve bu nedenle kurumsal nüfus ya da yabancı ziyaretçiler sistemin dışında kalmaktadır.
Dolayısıyla, ulusal hesaplar sisteminden gelen hanehalklarının nihai tüketim harcamaları verileri, TÜFE kapsamını daha iyi temsil edebilmektedir.”
Yukarıdaki bölümü TÜFE’nin metodoloji dokümanından aynen aldım. Bu metinden sanki daha önceki yıllarda TÜFE’de kurumsal olmayan nüfusun kapsanmadığı ve yabancı ziyaretçilerin tümünün kapsam dışında olduğu gibi bir anlam çıkıyor. Ama gerçek öyle değil. Kurumsal olmayan nüfusun harcamaları, hanehalkı bütçe araştırmasıyla değil, başka yöntemlerle sınırlı da olsa TÜFE’de kapsanıyordu. Ayrıca yurt dışı yerleşiklerin harcamaları da turizm harcamaları anketinden elde edilebilen (artık ne kadar sağlıklıysa) verilerle çok sınırlı da olsa TÜFE’de dikkate alınıyordu.
53+11 milyon “ortak”!
Şimdi hesaplama yöntemi tümüyle değişti ve enflasyon hesaplamasında Türk halkına harcamalar yönüyle iki “ortak” çıktı.
Bir; Türkiye’yi ziyaret eden yabancılar, yani çoğunluğu turist olarak Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçiler. Geçen yıl gelenlerin sayısı 52,8 milyon.
İki; yurt dışında yerleşik olmakla birlikte Türkiye’ye gelen Türk vatandaşları. Geçen yıl gelenlerin sayısı 11,2 milyon.
Yani Türkiye’yi geçen yıl Türkiye’de yerleşik olmayan toplam 64 milyon kişi ziyaret etmiş.
Şimdi bu 64 milyon kişinin harcaması da hesaba katılacak.
“Eskiden yalnızca yurt içinde yerleşik hanehalkları dikkate alınarak ağırlık belirleniyor ve onların harcamaları üzerinden fiyat değişimi hesaplanıyordu, oysa şimdi Türkiye’de ikamet etmeyen Türk ve yabancı ziyaretçilerin tüm harcamaları da hesaba katılacak.”
Yeni TÜFE’nin yumuşak karnı işte budur!
Biraz önce de belirttim; geçmişte de turizm harcamaları anketinden elde edilen harcama sonuçları TÜFE’de belli ölçüde kapsanıyordu ama Türkiye’de ikamet edenlere 64 milyon dolayında “ortak” çıkması söz konusu değildi.
Ağırlıklar niye böyle oldu sanıyorsunuz?
TÜFE’nin başlıca kalemlerinde (toplamdaki pay yüzde 60 dolayında) bu yılın ağırlıklarıyla 2025’in ağırlıklarını karşılaştırınca Türk halkına enflasyon hesabında “ortak” çıkan yurt dışı yerleşiklerin etkisi çok somut olarak görülebiliyor.
Önce özet olarak şunu söyleyeyim:
“Yurt dışından gelenler, özellikle de yabancı uyruklular burada kira öder mi, elektrik, su, doğalgaz, tüp gaz harcaması yapar mı? Otomobil satın alır mı?”
Yanıt hayır değil mi? Bu kalemlerin ağırlığı niye düştü sanıyorsunuz?
Yabancılar Türkiye’ye geldiklerinde en çok ne için para harcar sorusunun yanıtı da belli:
Tabii ki özellikle konaklamaya, tabii ki yeme-içmeye para harcarlar.
İşte o yüzden konut harcamalarının ağırlığı 4 puana yakın düşerken lokanta ve konaklama harcamalarının ağırlığı 3 puana yakın arttı ya…
Çarpıklığın böylesi!
Türk halkı konut için harcamasının yüzde 11,40’ını ayıracakmış. Buna kira, elektrik, su, doğalgaz, evin tamiri gibi tüm giderler dahil. 100 liranın 11,40 lirası.
Ama Türk halkı lokantada yemek yemeye ve otelde, motelde kalmaya da 100 liranın 11,13 lirasını ayıracakmış.
Mantık bunun neresinde?
Ama hesabı yalnızca bu topraklarda yaşayan vatandaşları dikkate alarak değil de burayı ziyarete gelen yerli ve yabancıları da dikkate alarak yapınca böyle bir sonucun çıkması normal.
Şimdi başlıktaki soruyu sormanın tam da yeri:
“Yeni TÜFE kimin enflasyonunu ölçecek?”
Vatandaşın değil!
Başlıktaki sorunun yanıtı açık:
“Bu TÜFE, burada yaşayan vatandaşın enflasyonunu ölçmekten çok uzak.”
Bu arada, TÜFE’nin geçen yılki ağırlıkları üzerinden hesap yapıp “Arada artı-eksi yalnızca şu kadar fark var, demek ki çok farklı bir oran çıkmıyor” demek de pek doğru değil. Çünkü normal ağırlık belirleme yönteminde bu yılın ağırlıkları geçen yılkine göre çok değişiklik gösterecekti. Özellikle bazı kalemlerde.
Çok tipik birkaç örnek vereceğim:
■ Konut grubu harcamalarının ağırlığı yüzde 15,22’den yüzde 11,40’a düştü. (TÜİK geçen yılki ağırlığı yüzde 15,26’ya revize etti ama bu oranın detayını bilmediğim için ben 15,22’lik ağırlığı kullanıyorum.)
■ Konut grubu kapsamında kiranın ağırlığı hemen hemen aynı düzeyde kaldı. Ben geçtiğimiz haftalarda ısrarla kiranın ağırlığının yeni yöntemle düşeceğini dile getirdim. TÜİK yetkilileri de bu yönde açıklama yaptı ama oran neredeyse sabit kaldı. Aslında bu oranın değişmemiş görünmesi yanıltıcı. Çünkü normalde kiranın ağırlığı yüzde 8,5 dolayına çıkmalıydı, dolayısıyla yüzde 6,8 reel anlamda bir gerilemeye işaret ediyor. Niye 8,5 dolayına çıkmalıydı, onu da bir kez daha söyleyeyim; geçen yıl manşet enflasyon yüzde 31 iken kiradaki artış yüzde 62 olduğu için bu kalemin ağırlığı artmalıydı.
■ Konut grubunda yer alan tüm kalemlerin ağırlığında düşüş oldu. Oysa bu kalemlerdeki fiyat artışı da geçen yıl manşet orandan yüksekti ve ağırlıklar düşmek bir yana artış göstermeliydi. Bu arada enflasyon hesabında dikkate alınıp alınmaması zaten tartışmalı olan kamu desteğinin özellikle elektrikte aşamalı olarak geri çekilmesi ağırlıktaki bu düşüşteki soru işaretini daha da artırdı. Ama sonuçta ağırlıklar düştü; çünkü yurt dışı yerleşikler burada söz konusu kalemler için ayrıca bir harcama yapmıyor ki…
■ Türk halkı evini terk edip otelde, motelde konaklamaya mı başladı ki bu kalemin payı tırmandı. Söz konusu kalemin geçen yıl yüzde 0,5 olan ağırlığı, bu yıl yüzde 2,6’ya fırladı. Tabii ki yabancıların konaklaması bu sonucu doğurdu.
■ Ne güzel değil mi, enflasyon hesaplarken kirayı, elektriği, suyu, doğalgazı daha az kullanılıyor gibi dikkate alacak; ama diğer yandan insanların evinde değil otelde konakladığını varsayacaksınız. Bu şekilde elde edilen oran da gerçek enflasyonu gösterecek.
■ Türk halkı taze sebze yemekten vaz mı geçti ya da artık sigarayı bırakmaya mı başladı da bu kalemlerin payında da kayda değer oranda gerilemeler oldu acaba?
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





