Shakespeare’den alıntıyla başlayalım… Hamlet’teki o zihinlere kazınan sözle… “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.” Çok derin anlamlar içeren bu felsefi sözü çok yalın ve aslında çok basit bir günümüz gerçeğine uyarlasak ve Türkiye’nin yıllardır süregelen şu kısa vadeli dış borcunu çevirip çeviremeyeceği konusundaki tartışmalara değinsek…

Hani hep herhangi bir veriye nasıl baktığınıza bağlı olarak hem iyi ya da fena değil, hem de durum çok fena demek mümkün ya, kısa vadeli dış borçta da bu durum geçerli.

Merkez Bankası her ay orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine bir yıl ve daha az bir süre kalan dış borç stokunu açıklıyor. İşte son açıklanan veri bu ayın ocak ayına ait…

Ocak ayı itibarıyla Türkiye’nin bir yıl içinde ödemesi gereken toplam dış borç 239 milyar dolar.

Bu tutara bakıp “Eyvah” diyenler var. Bakalım bu şekilde yaklaşanlar ne söylüyor, onlara kulak verelim:

“Ocak ayında 239 milyar dolar olan bir yıl içinde ödenmesi gereken dış borç şimdiye kadarki en yüksek düzeye işaret ediyor. Cumhuriyet tarihi boyunca böyle bir tutar görülmemişti. Türkiye bir yıl içinde bu kadar parayı nereden bulacak, bu borcu nasıl ödeyecek? İşte krizin kapıya dayandığının en tipik, en somut işaretlerinden biri. Bu borcu ödemek için döviz talep edecek olan borçlular dövizin fırlayıp gitmesine yol açacak. Aylardır, yıllardır dile getirilen döviz krizi kapıya dayandı, bundan kaçış yok. Döviz, kapanın elinde kalacak. Çok söyledik ama dinletemedik. Kur şoku geliyor dedik ama ciddiye alan olmadı. Artık yapacak bir şey kalmadı, durum çok fena, çok!”

Diğer tarafta “Abartıyorsunuz” diyenler söz sırasının kendilerine gelmesini bekliyordu. Bakalım onlar ne diyor:

“Bir yıl içinde ödenmesi gereken dış borç tutarında ocak ayında ulaşılan 239 milyar dolar evet şimdiye kadarki en yüksek düzey, doğru. Ama iyi de geçmişte bu ödeme çok düşüktü de birden bire mi buralara çıkıldı, hayır. Hem Türkiye şimdiye kadar kısa vadeli dış borcunu çevirmekte bir sorun yaşamadı ki. Birkaç örnek verelim; bir yıl içinde ödenmesi gereken dış borç daha önce en yüksek düzeye 2024’ün haziranında çıkmıştı. O ayki tutar yaklaşık 237 milyar dolardı. Yani demek ki 2024 haziranından sonraki bir yılda bu 237 milyar doların ödemesi yapılmış. Bir borç ödeyememe sıkıntısı oldu mu, duydunuz mu? Son bir yıla bakalım; geçen yılın ocak ayında bir yılda ödenmesi gereken tutar 224 milyardı, aradan bir yıl geçti demek ki bu 224 milyar da ödendi. Dolayısıyla bu yılın ocak ayındaki 239 milyarı ödenemeyecek bir tutar olarak görüp bundan kur şoku yaşanacağı sonucu çıkarmak doğru olmaz.”

Ortalama 187 milyar dolar

Birbiriyle taban tabana zıt iki görüş...

Peki bu görüşlerin hangisi doğru ya da daha doğru.

İlk görüş çok karamsar bakış açısıyla doğru gibi görülebilir ama pek değil.

İkinci görüş çok daha makul bir yaklaşıma dayanıyor.

Bir kere orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine bir yıl ve daha kısa kalan dış borcun döndürülemediği bir dönem hiç olmadı.

Ayrıca bu tutar ocak ayında bu düzeye bir anda çıkmış değil.

Son bir yılda ödenmesi gereken borcun 2014 yılı başından bu yana olan seyri tüm ayların ortalamasındaki tutarın 187 milyar dolar olduğunu gösteriyor.

Borcun bir kısmı kağıt üzerinde

Bir de şöyle bir yanlışa düşmemek gerekiyor…

Örneğin önümüzdeki bir yılda bu 239 milyar doların tümünün mutlaka ödeneceği yanlışına.

Bu tutarın bir kısmı yükümlülük ve “ödenecek” tutarı değil, gerektiğinde “ödenmesi gereken” tutarı gösteriyor.

“Mutlaka ödenecek” ve gerektiğinde “ödenmesi gereken”, çok farklı kavramlar.

Bu konuya ilişkin başka bir örnek vereyim. Şubat ayında bankalarda bir aya kadar vadeli 3,9 trilyon lira mevduat vardı. Bu mevduatın vadesi martta doldu, peki bankalar bu tutarın tümünü ödedi mi, hayır tabii ki. 3,9 trilyonun çok büyük bölümü yeniden bankaya yatırıldı. Ama şubat ayı için 3,9 trilyon lira bankaların yükümlülüğüydü, bir ay içinde ödenmesi gereken borçtu.

239 milyarın detayı…

Ocak ayındaki 239 milyar dolarlık borcun 25 milyarı Merkez Bankası’na ait. Bu tutarın tümü de mevduattan oluşuyor.

Bankalara ait 114 milyar dolarlık borcun 46 milyarı kredilerden kaynaklanıyor. Kalan 68 milyar dolar ise döviz ve TL cinsi mevduat. Yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi bu mevduatın belki tümü, belki çok büyük bir kısmı yine bankalarda kalacaktır.

Hükümete ait borç yaklaşık 12 milyar dolar. Diğer sektörlerin yükümlülüğü olan tutar da 87 milyar dolar düzeyinde.

Aa Haber 02042026

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com