ING Global tarafından yayımlanan rapora göre, Ortadoğu’daki çatışmalardan kaynaklanan jeopolitik şok, makroekonomik görünüm üzerinde kısa vadeli riskleri artırıyor. Raporda, risk primleri, enflasyon, para politikası ve cari işlemler dengesi üzerindeki etkilerin bozulmanın ölçeği ve süresine bağlı olduğu vurgulanıyor. Analistler Muhammet Mercan, Frantisek Taborsky ve James Wilson, bu risklerin ekonomik aktivite ve portföy hareketleri üzerindeki olası etkilerine dikkat çekiyor.
Rapora göre, Türkiye’de enflasyon düşüş eğilimini Mart ayında da sürdürecek. Bununla birlikte, Şubat ayı verisinin yüksek çıkması ve enerji fiyatlarındaki baskılar nedeniyle yıl sonu enflasyon tahmini %25’e revize edildi. Merkez Bankası’nın Mart ayında politika faizini %37 seviyesinde sabit tutacağı ve yıl içinde temkinli indirimlerle %30’a çekileceği öngörülüyor. Bu adımlar, ekonomide istikrarı korumak ve enflasyon patikasını yönetmek amacıyla planlanıyor.
Cari işlemler tarafında ise Brent petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın cari açığı 4-5 milyar dolar artırabileceği hesaplanıyor. Bu çerçevede 2026 yılı cari açık tahmini, turizmde anlamlı bir değişim olmayacağı varsayımıyla 32 milyar dolara revize edildi. Raporda, riskten kaçınma eğiliminin portföy girişlerini sınırlayabileceği belirtilse de, bugüne kadar piyasadaki tepkinin ölçülü kaldığı ifade ediliyor.
Hükümetin, küresel petrol fiyatları veya kurdaki artışın rafineri fiyatlarını yükseltmesi durumunda özel tüketim vergisini bu artışın yüzde 75’ine kadar azaltabilecek yeni bir düzenlemeyi hayata geçirdiği de raporda öne çıkan detaylar arasında. Bu önlem, enerji fiyatlarındaki belirsizliklerin enflasyon ve cari denge üzerindeki etkilerini sınırlamayı hedefliyor.
ING Global, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki iki yıl boyunca kademeli büyüme göstereceğini ve enflasyonun düşüş eğiliminde olacağını öngörüyor. Raporda, enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin kritik risk unsuru olmaya devam edeceği, para politikasında ise ihtiyatlı adımların süreceği vurgulanıyor. Bu değerlendirmeler, yatırımcılar ve politika yapıcılar için Türkiye ekonomisinin kısa ve orta vadeli riskler ile fırsatlarını anlamak açısından önemli bir rehber niteliği taşıyor.





