ABD ile İran arasındaki gerilimde askeri tansiyon düşmezken, diplomasi trafiği yeniden hız kazansa da tarafların Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında uzlaşmadan uzak olduğu görülüyor. Piyasalarda ise kriz, enerji fiyatları başta olmak üzere geniş bir etki alanı yaratmaya devam ediyor.
Gerilimin merkezinde yer alan Hürmüz Boğazı ve çevresi, dünya enerji ticaretini doğrudan tehdit eden bir abluka savaşına sahne oluyor. İran’ın boğazdaki geçişleri ciddi ölçüde kısıtlamayı sürdürdüğü, ABD’nin ise İran limanlarına yönelik deniz ablukasını genişlettiği bildiriliyor. Bu durum, analistler tarafından “çifte abluka” olarak nitelendirilirken, enerji taşımacılığında ciddi aksamalar yaşandığı ifade ediliyor.
ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) açıklamasına göre, bu sabah itibarıyla İran limanlarına yönelen veya limanlardan ayrılan 38 gemi Amerikan donanması tarafından engellendi. Trump yönetimi, İran’ın gelir kaynaklarını kesmeyi hedefleyen bu stratejiyi “inanılmaz etkili” olarak tanımlıyor.
Buna karşılık İran Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kontrolü ve deniz mayınları nedeniyle geçiş kapasitesinin yüzde 70 oranında düştüğü belirtiliyor. Bölgedeki tıkanıklık nedeniyle 150’den fazla büyük tankerin boğaz girişinde bekleyişini sürdürdüğü aktarılıyor.
ABD Başkanı Donald Trump ise Fox News’e yaptığı açıklamada, İran’ın füze fabrikalarının yüzde 75’inin imha edildiğini, Tahran’ın hava ve deniz gücünün büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini öne sürdü. Tahran yönetimi ise ABD’nin deniz ablukasını “savaş nedeni” olarak değerlendirirken, baskı altında müzakere etmeyeceğini vurguluyor.
Diplomasi cephesinde ise “teklif var ancak uzlaşı yok” görüntüsü hakim. İran, Pakistan ve Umman üzerinden Washington’a yeni bir yol haritası sundu. Teklifin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve çatışmaların sona erdirilmesine odaklandığı, nükleer müzakerelerin ise daha sonraki aşamaya bırakılmasını içerdiği belirtiliyor.
Ancak Washington yönetimi, nükleer programı müzakerelerin merkezinde tutmaya devam ediyor. ABD elçileri Jared Kushner ve Steve Witkoff’un Pakistan’da yapılması planlanan görüşmeleri iptal ettiği, Trump’ın ise “Konuşmak isteyen bizi telefonla arasın” mesajıyla nükleer başlığın ertelenmesine sıcak bakmadığının sinyalini verdiği ifade ediliyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Pakistan ve Umman temaslarının ardından bu sabah St. Petersburg’a ulaşması da diplomatik trafiğin diğer önemli başlığı oldu. Arakçi’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşerek Moskova’nın desteğini almaya çalışması, Tahran’ın masadaki elini güçlendirme çabası olarak okunuyor.
Ekonomik cephede ise gerilim sadece enerjiyle sınırlı kalmıyor. ABD’nin İran bağlantılı yaklaşık 344 milyon dolarlık kripto varlığı dondurması, yaptırımların dijital alana da genişlediğine işaret ederken, bu adım İran’ın finansal hareket alanını daraltan önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Piyasalarda gerilimin etkisi belirgin şekilde hissediliyor. Petrol fiyatları arz endişeleriyle yükselirken, Brent petrolün 100 doların üzerindeki seyrini sürdürdüğü görülüyor. Altın fiyatları da jeopolitik risklerin etkisiyle destek bulurken, yatırımcıların güvenli limanlara yönelimi dikkat çekiyor. Ayrıca enerji maliyetlerindeki artışın alüminyum, gübre ve helyum gibi emtia fiyatlarını da yukarı yönlü etkilediği belirtiliyor.
Analistler, mevcut tabloda “ateşkes var ancak güven yok, diplomasi var ancak sonuç yok” değerlendirmesinde bulunurken, en büyük riskin Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek yeni bir askeri ya da deniz taşımacılığı kaynaklı olay olduğuna işaret ediyor. Böyle bir senaryonun petrol fiyatlarında sert yükselişlere ve küresel enflasyon beklentilerinde bozulmaya yol açabileceği ifade ediliyor.
ABD–İran hattında kısa vadede kontrollü gerilim senaryosunun öne çıktığını belirten uzmanlar, kalıcı bir çözüm için tarafların özellikle nükleer program ve enerji güvenliği başlıklarında ortak bir zeminde buluşmasının kritik olduğunu vurguluyor.




