Bazen tüm söyleneceği neredeyse tek bir cümleye sığdırmak mümkün olur ya, bugünkü konuda da aynı durum geçerli sayılır. Maliye Bakanlığı bünyesinde çok sayıda birim var değil mi…
İşte o birimlerin bazıları vergi topluyor…
Bazıları harcama yapıyor, hem de nasıl!
Ama toplanan vergi harcamaya yetmediği için bazıları borçlanıyor…
O borcun vadesi gelince borçlanmayı gerçekleştirenler bu sefer ödeme yapıyor…
Para yine mi yetmedi, o bazıları yeniden vergiye yükleniyor…
Ama bazıları var ki harcamaya doymuyor ve vergi yine yetersiz kalıyor, bir de borç alınan paranın faizi var, onu da ödemek gerekiyor…
Yine bazıları öyle harcıyor, öyle harcıyor ki gelir bu harcamayı mümkün değil karşılayamıyor ve diğer bazıları yeniden borç aramaya çıkıyor vs. vs…
Görüyorsunuz değil mi, Maliye Bakanlığı’nın işi pek zor, sürekli borç ödemek durumunda. Bakanlığın işi gücü adeta bu olmuş. Bakanlıkta birileri vergi topluyor ama diğer tarafta birileri öyle bir harcama yapıyor ki ki, toplanan vergi harcamayı karşılamaktan çok uzak, mecburen borçlanılıyor.
Bu yılın ilk çeyreğine ilişkin iç borç ödemesi ve borçlanma verileri belli olduğuna göre gelin şöyle son on beş yılın ilk çeyrek verilerine bir bakalım…
Bakalım Maliye ilk çeyrekler itibarıyla neler yapmış…
Borç azalır mı?
İlk çeyreklerdeki durumu gösteren ödeme ve borçlanma verileri hemen hemen aynı düzeydeki tutarlara işaret ediyor.
Ne kadar ödeme yapılmışsa, neredeyse o kadar da yeni borçlanmaya gidilmiş. Klasik borç çevirme oranı, yani borçlanma/ödeme, örneğin bu yıl ilk çeyrekte yüzde 81 olmuş. 100 lira borç ödemek için 81 lira borç alınmış. Ama acaba bu klasik oran gerçek durumu yansıtıyor mu?
Faiz ödemesi bütçeden yapılıyor, anapara ödemesinin bütçeyle bir ilgisi yok. Dolayısıyla borçlanmaya aslında anapara ödemesini karşılamak için gidiliyor. Bir başka ifadeyle gerçek iç borç çevirme oranı borçlanma/anapara ödemesi. Şu durumda bu yılın ilk çeyreğindeki gerçek iç borç çevirme oranı yüzde 148 düzeyinde. 100 lira ödemeye karşılık 148 lira borçlanma. Gerçek tutar üzerinden söyleyelim; 918,4 milyar lira tutarındaki anapara ödemesini gerçekleştirebilmek için 1 trilyon 363,7 milyar lira tutarında yeni borçlanmaya gidilmiş.
Anapara ödemesinden daha fazla niye mi borç alınıyor? Yanıt belli, bütçenin gelir ve gideri dengede değil de ondan. Bütçe geliri gidere yetmiyor; ya vergi az toplanıyor ya harcama çok ya da ikisi birden. Bu yüzden de anapara ödemesinden daha fazla borç alınıyor.
İç borç çevirme oranına bu pencereden bakınca çok açık bir şekilde şu ortaya çıkıyor:
“Bu şekilde gidildiği sürece borcun azalması hiç mi hiç mümkün değil!”
Diyeceksiniz ki, “Zaten borç da azalmıyor ki, sürekli artış eğilimi içinde”, doğru söze ne denir!
İşte Maliye’nin işi de adeta bu olmuş!
Başlıkta özetlediğim…
“Borç al, harcama yap, borç öde; sonra tekrar borç al, harcama yap, hem de hiç kısmadan harcama yap, borç öde, sonra tekrar borç al…”
Faiz yükü azalmadan…
Bu cendereden kurtulmanın yolu belli…
- Vergi alınmayan kesimlerden vergi alınacak ve gelir artırılacak.
- Hem faiz yükü azaltılarak, hem gereksizler ayıklanarak harcama azaltılacak.
- Bütçe dengeye gelince ya da yaklaşınca tabii ki borçlanma ihtiyacı azalacak.
- Borçlanma ihtiyacı azalınca daha düşük faizle borçlanmak mümkün hale gelecek, yani faiz oranları aşağı çekilecek.
Bütün bunları yapmak kağıt üstünde ne kadar da kolay.
Ama gerçekleştirmek çok ama çok zor.
Zor, çünkü böyle temel tercih değişiklikleri ekonomik değil ki, siyasi.
Döviz bazında da çok artıyor
Geçmiş yıllara uzanan herhangi bir veri setini TL cinsinden konu ettiğimde hep karşılaştığım bir itiraz var:
“Ama bu sayılara dolar cinsinden bakmak lazım…”
İtirazın geleceğinden emin olduğum için ben peşin peşin döviz cinsinden olan tutarları da çıkardım. İşte on beş yılın ilk çeyrek verileri; iç borcun hem ödeme toplamında, hem borçlanma toplamında rekorlar kırılıyor.
Bu değerlendirmeye ne tür itirazlar geleceğini de biliyorum:
“Döviz baskı altında tutuluyor, dolar gerçek değerinde değil ki!”
Bunu söyleyenler bana her yılın ilk çeyreğinin ortalaması için doların kaç lira olması gerektiğini iletirse ona göre de hesap yaparım.
Kaldı ki burada önemli olan iç borç ödemesi ve borçlanmasının TL ile mi döviz ile mi ifade edildiği değil. Önemli olan ödeme ve borçlanma verileri arasındaki denge. Bu tutarlar ha TL cinsinden, ha dolar cinsinden ifade edilmiş, hiç önemi yok.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





