Sanayi üretimi son dört çeyrekte neredeyse yerinde sayarken, çeyreklik artışlar yıllıklandırıldığında yüzde 1’i dahi bulmuyor. Aynı dönemde temel enflasyon yüzde 7’ler seviyesinde inatçı seyrini koruyor.
Dün Mart ayı sanayi üretim gelişmelerini öğrendik. Hem bir yıl hem de bir çeyrek öncesine kıyasla üretim azalmış. Her zamanki gibi aylık ortalamalara takılmadan üç aylık gelişmelere bakıyorum. 2024’ün son çeyreğinden bu yana bir dönem öncesine kıyasla sanayi üretiminin ne oranda değiştiği grafikte gösteriliyor (sağ eksen).
Son dört çeyrekte durum sevimli değil. En yüksek artış sadece yüzde 0,3 -ki her çeyrek üretim bu kadar artsa yıllık yüzde 1,2 büyüme anlamına gelir. En düşüğü ise eksi yüzde 0,7; bunun yıllığı dikkate alınırsa, bu da yüzde 2,8 küçülmeyi ima ediyor. Son iki çeyrekte ise yatay bir seyir gözleniyor. Bu iki çeyreğin ortalama artış oranının yıllıklandırılmış değeri ise sadece yüzde 0,4.

Kısacası sanayi tarafında değişen bir şey yok; olumsuz durum devam ediyor. Bu sevimsiz tabloyu daha da sevimsizleştiren olgu ise elbetteki enflasyonun inatçı seyri. Aynı grafikte hem tüketici fiyatlarının hem de B temel enflasyonunun hareketleri de yer alıyor. Yine değişim oranları bir çeyrek öncesine göre. Temel enflasyon göstergesi ile ölçülen çeyrek dönemlik enflasyon yüzde 6,3 ile yüzde 7,8 aralığında kalmış (sol eksen). Farklı bir ifadeyle, yüzde 7,1’lik bir ortalamaya karşın, 1,5 puanlık bir oynama söz konusu. Açık ki inatçı bir enflasyon ile karşı karşıyayız.
2026 GSYH büyümesi sanayi büyümesi kadar düşük olmayacak. Zira inşaat üretim artışı yüksek; temel nedeni deprem bölgesindeki inşaat faaliyeti. GSYH’nin en büyük alt kalemi olan hizmet sektöründeki gelişmeler de sanayi sektöründeki gibi. İlk beş ayda hava koşullarının tarımsal üretim açısından olumlu geçtiği uzmanlarca belirtiliyor. Bu veriler ışığında, yüzde 3’ün biraz üzerinde bir GSYH artışı makul görünüyor. Elbette, ABD-İsrail-İran savaşı yeniden kızışmazsa.
Bu durumun ortaya çıkmasının temel nedeni belli. Uygulanan ekonomi programı eksik bir program. Ne Eylül 2021’de başlayan garip para politikasına tekrar yönelinmeyeceğinin ve bu amaçla Merkez Bankası yönetiminde değişiklikler yapılmayacağının garantisi var ne de seçim ekonomisine kısa sürede geçilmeyeceğinin. Bunların garantisi mi olur derseniz, yanıtım “elbette olur” şeklinde. Bu tür uygulamalar, iyi tasarlanmış yasalarla önlenir. Bu tür bir yasal değişikliğe gidileceğini ise hiç kimse beklemiyor sanıyorum.
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





