Çoğu anne baba çocuklarını erken yaşta tasarrufa yönlendirmeye çalışır. “Bir köşeye üç kuruş koymaya bak” diye teşvik eder. Bunun bir alışkanlığa dönüşmesi istenir. Gerçi çocuklar günümüzde tasarruf edecek harçlığı alabilmek şöyle dursun, günlük sıradan harcamalarını karşılayabilecek kadar bile harçlık sahibi olamıyor ama yine de bu istek dile getirilir.
Devlet de vatandaşın tasarruf etmesini bekler, daha da ötesi ülke olarak buna ihtiyaç duyulur.
İyi güzel de, bir anne baba nasıl ki tasarruf eden çocuğunu cezalandırmazsa, devlet de herhalde tasarruf edebilen vatandaşını cezalandırmamalıdır, değil mi…
Ama ya aksi oluyorsa… Ya vatandaş tasarruf ettikçe devletin adeta hışmına uğruyor ve ekonomik yönden kayba uğruyorsa…
“Olur mu öyle şey” demeyin, zaten bu görüşü ben dile getirmiyorum, devletin resmi verileri söylüyor.
Devlet, tasarruf eden vatandaşını ekonomik yönden göz göre göre hırpalıyor, göz göre göre cezalandırıyor.
İşte oranlar…
Veriler Türkiye İstatistik Kurumu’na ait… TÜİK her ay finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıklıyor. Son açıklama da nisan ayı için yapıldı. Nisan ayına ve yıllık döneme ilişkin verileri TÜİK’ten aynen aldım, açıklamada yer almayan ocak-nisan döneminin gerçekleşmesini de TÜİK verilerinden yola çıkarak ben hesapladım.
TÜFE’den arındırılmış reel getiri oranlarını aktaracağım. Hemen söyleyeyim, reel getiri neredeyse hiç yok.
Kaldı ki TÜFE’nin gerçek enflasyonu ne kadar yansıttığı tartışması da ortada ve o tartışmaya hiç girmiyorum bile. Açıklanan TÜFE’nin fiyat artışlarını tam olarak yansıttığını varsayıyorum.
Nisan ayında yalnızca BİST reel getiri sağlamış. Diğer yatırım araçlarının reel getirisi kan kırmızı, hepsi negatif.
İlk dört ayda durum yine değişmemiş; reel getiri yalnızca borsada.
Son bir yılın reel getiri grafiği biraz farklı. Son dönemdeki büyük reel kayba rağmen ilk sırada külçe altın bulunuyor. Borsa ikinci sırada, devlet iç borçlanma senedi sahipleri de enflasyonun üstünde reel getiri elde etmiş.
Mevduat sahibi hep zararda
Tasarruf etmek özünde ülke ekonomisi için yararlı olmaya yararlı da, Türkiye’de ekonomiye hiçbir katkısı olmayan, hatta tam tersine zararı dokunan tasarrufların ön plana çıktığı da göz ardı edilmemeli.
Vatandaş altın alıyor, döviz alıyor. Bunun için vatandaşı suçlamak elbette söz konusu değil, öncelikle vatandaş tercihini niye bu araçlardan yana kullanıyor diye bakmak gerekir. Ama sonuç değişmiyor; bu alanlara yapılan yatırımlar ülke ekonomisine hiçbir katkı sağlamıyor.
Hatta borsaya dönük yatırımlar da kağıt üstünde yazan teorik katkıyı vermekten uzak kalıyor.
Ülke ekonomisine katkıda bulunacak başlıca tasarruf araçları olarak geriye mevduat ve Hazine’nin borçlanmasına destek olan iç borçlanma senetleri kalıyor. Peki bunlarda reel getiri var mı? Son bir yılda DİBS’te oluşan yüzde 6,28’lik getiriyi hariç tutarsak vatandaş zarardan kurtulamamış. Üstelik mevduatın getirisi olarak brüt orandan söz ediyoruz. Bu faizden bir de stopaj düşülecek ve reel kayıp daha da büyüyecek.
Şu durumda mevduat faizlerinin yüksekliğinden ve bunun kredi faizlerini etkilemek suretiyle ekonomiye zarar verdiğinden söz etmek ne kadar doğru?
Elbette mevduat faizinin düzeyi kredi faizini etkiliyor ve yukarı itiyor ama bu durum tasarrufunu mevduat olarak tutanların suçu olabilir mi?
Hatta bu reel kayba rağmen sistemde bu kadar mevduat tutulması bile iyi. Reel olarak yıllardır kayba uğrayan ve anaparası azalan mevduat sahibinin başka alanlara kayması beklenir ama vatandaş da çaresiz, nereye gitsin!
Sorun belli, belli de…
Temel sorun ne mevduat faizinin yüksekliği, ne kredi faizinin bundan kaynaklı olarak yüksek seyretmesi, ne de tüm bunların sonucu olarak ekonomide yaşanan sıkıntı.
Temel sorun yıllardır bir türlü üstesinden gelinemeyen, gelinmeyen, gelinmesi yönünde gerçekçi adımlar atılmayan enflasyon.
Türkiye bu beladan kurtulamadığı sürece iş alemi de rahat edemez, esnaf da, yalnızca aldığı maaşla geçinmeye çalışan işçi de, memur da, emekli de…
Sorun belli, çözüm de belli ama o sorunu çözecek irade bir türlü sergilenemiyor.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





