Dışişleri Bakanı Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ile bir araya gelerek ortak basın toplantısı düzenledi.

Fidan, açıklamasında şunları kaydetti;

Ziyaretler var ve aynı zamanda yapısal hale getirilmiş ortak çalışma gruplarımız ve mekanizmalarımız var. Çok sık bir araya gelerek, haberleşerek bu kurduğumuz mekanizmalarımızın çalışmasına yönelik bilgi alışverişinde ve koordinasyon faaliyetlerinde bulunuyoruz. Yaptığımız çalışmalarda görüyoruz ki Suriye'nin giderek daha istikrarlı bir hale geldiğini ve ülkelerimiz arasındaki iş birliğinin derinleştiğini anbean izlemekteyiz. Bu durum bölgemizin ve ülkelerimizin geleceği bakımından da bizlere çok şükür umut vermekte.

"Aramızda ortak bir gelecek var"

Suriye'deki olumlu tablo, bölgesel sahiplenme anlayışıyla hep beraber hayata geçirdiğimiz müşterek gayretlerimizin bir neticesinde olmuştur. Daha önce de zaman zaman altını çizdiğimiz gibi, Türkiye ile Suriye’nin refah ve istikrarını birbirinden ayrı görmemiz mümkün değil. Aramızda sadece 900 küsur kilometrelik bir sınır değil; ortak bir tarih, ortak bir kültür ve ortak bir gelecek var.

Şam, Halep ve Hama daha zengin ve daha güvenli olduğunda bizler bunu Gaziantep’te, Mersin’de ve İstanbul’da hemen hissediyoruz. Aynı şekilde Suriye’nin herhangi bir köşesinde vuku bulan istikrarı bozucu faaliyetler, Türkiye için de bir tehdit teşkil etmekte. Bu anlayışla; terörle mücadele, savunma ve güvenlik alanlarında yürüttüğümüz iş birliğini ve eş güdümü daha da derinleştireceğiz. Suriye’de devam eden entegrasyon sürecinin kesintiye uğramadan nihayete erdirilmesi, ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Bütün silahlı unsurların ve sözde yapılanmaların merkezi ve meşru bir ulusal yapı altında bütünleşmesi, Suriye’nin birliği ve bölgemizin istikrarı bakımından zaruridir.

"Suriye ile ilişkilerimizi geliştirmekteyiz"

Suriye ile ekonomik ilişkilerimizi de yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun şekilde geliştirmekteyiz. İkili ticaret hacmimizi artırmak gayesiyle gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması, sınır kapılarının kapasitesinin artırılması, bankacılık kanallarının işletilmeye başlanması ve ulaştırma altyapılarımızın birbiriyle uyumlu hale getirilmesi şu anda önceliklerimiz arasında; ekiplerimiz bunlarla ilgili çalışıyor. Kamu kurumlarımız ve özel sektörümüz Suriye’nin yeniden imarına, enerji altyapısının geliştirilmesine ve ulaştırma sisteminin rehabilitasyonuna katkı sunmak için de çalışmaktalar. Bölgesel projelerin de bu hususta önemli rol oynayacağını değerlendiriyoruz. Bu kapsamda somut bir örnek vermek gerekirse; Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında başlattığımız karayolu ve demiryolu bağlantısallık girişimi de bu açıdan fevkalade önemli. Bu stratejik girişimin en kısa zamanda hayata geçirilmesi için çalışmalara başladık ve liderlerimizin aldığı karar neticesinde de devam edeceğiz.

"Yeni projeleri hayata geçireceğiz"

İkili ilişkilerimizde çok sayıda somut proje hızla ilerlemekte. Şam’da Türk okulu açılmasına ilişkin izin süreçlerini tamamladılar; teşekkür ediyoruz burada kendilerine. Bu okulun yeni öğretim yılına yetişmesini hedefliyoruz. Türkiye-Suriye Ortak Üniversitesi’nin kurulması için de çalışmalar hızlandı. Sağlık sektörü Suriye ile en yoğun çalışma yürüttüğümüz alanlardan biri. Çok sayıda hastane projesinin yanı sıra Suriye’nin sağlık altyapısını inşa etmek için çalışmaktayız. Bu alandaki mutabakat muhtırası, Sağlık Bakanımızın haziran ayındaki Suriye ziyareti esnasında bildiğiniz gibi imzalanmıştı.

Aynı zamanda Suriye’nin küresel finans sistemine entegrasyonuna da katkı sağlamaya çalışıyoruz. Suriye Merkez Bankası’nın Merkez Bankamız nezdinde Türk Lirası hesabı açmasına imkan tanınması bu bakımdan çok önemli bir adım teşkil etmiştir. Önümüzdeki dönemde de Türkiye-Suriye ilişkilerini daha ileri taşıma hedefi doğrultusunda yeni projeleri hayata geçireceğiz.

"Suriye'nin güvenliği bölgemizin ortak sorumluluğudur"

Bugünkü toplantımızda ayrıca bölgesel konuları da tabii ki ele alma imkanımız oldu. Amerika ile İran arasında müzakerelere geri dönülebileceğine ilişkin açıklamalardan tabii ki memnuniyet duyuyoruz. Bir an önce ateşkesin yeniden sağlanmasını ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasını ümit ediyoruz; bu konudaki katkılarımızla da devam edeceğiz. Gelinen noktada görüşmeleri desteklemeyi sürdürüyoruz. Bu vesileyle bir hususun altını çizmek isteriz: Suriye savaş boyunca bölgemizde istikrarın korunmasına katkı sunan bir ülke olarak ortaya çıkmıştır; özellikle bunu not etmek gerekiyor. Dolayısıyla Suriye'nin güvenliğinin ve huzurunun korunması, bölge ülkeleri olarak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Diğer taraftan İsrail'in Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırıları, ülkenin istikrarına yönelik en ciddi tehditlerden biridir. Uluslararası toplum, İsrail'in işgalci zihniyeti karşısında tepkisini daha güçlü şekilde ortaya koymalıdır. 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'na riayet edilmesi ve Suriye'nin egemenliğine saygı gösterilmesi için gerekli baskıyı uygulamalıdır.