İlk çeyreğin GSYH gelişmeleri dün açıklandı. Bir yıl öncesinin aynı çeyreğine kıyasla ekonomimiz yüzde 2,5 oranında büyüdü. Karmaşık dönemlerde bir çeyrek öncesine kıyasla büyüme oranlarına bakmak daha yararlı. İçinde bulunduğumuz dönemin de karmaşıklık açısından maşallahı var; İmamoğlu’nun tutuklanması, Trump’ın gümrük tarifesi bombaları, çok sayıda belediye başkanının tutuklanması, İsrail ve ABD’nin İran’a saldırması, Hürmüz Boğazı’nın kapanması, Trump’ın anlaştık ve fakat (aynı gün) anlaşmadık, anlaşmamıza ramak kaldı, durun acele etmeyin; durumu bir daha değerlendiriyorum mealindeki açıklamaları…

İki çeyrektir yatırımlar azalıyor

Grafikte GSYH’nin bir dönem öncesine kıyasla yüzde değişim oranları gösteriliyor. 2024’ün ilk çeyreği ile 2026’nın ilk çeyreğini kapsayan bir dönem için. 2025’in ikinci çeyreğinden bu yana büyüme oranı düşüyor. Bu yılın ilk çeyreğinde neredeyse yatay bir seyir var: Sadece yüzde 0,1 oranında artmış GSYH. Bir çeyrek önce ise yüzde 0,4 artış vardı. Bunlar çok düşük değerler.

Fö Haber 02062026

Sevimsizlik bununla da kalmıyor. İki çeyrektir yatırımlar azalıyor. Yatırım harcaması GSYH’nin en çok dalgalanan kalemidir. Büyük çoğunlukla GSYH artarken yatırım daha yüksek oranda artar, GSYH çok sınırlı büyürken ya da azalırken daha keskin düşer. Şimdi de öyle: Geçen yılın son çeyreğinde yüzde 0,3, bu yılın ilk çeyreğinde ise yüzde 2,2 oranında azaldı yatırım harcaması. Bir diğer olumsuz gelişme ise ihracatta yaşandı. İhracatın yüzde 0,1 oranında büyüyen GSYH’ye katkısı yaklaşık 1.6 puan ‘ondan çalmak’ biçiminde tecelli etti. Farklı bir ifadeyle, GSYH’ye ihracattan destek yok, köstek var.

Peki, son ayına girdiğimiz ikinci çeyrek büyümesi nasıl şekillenebilir? Öncü göstergeler ilk çeyrekteki gidişata benzer bir tablo ortaya koyuyor. Bu durumda, ikinci çeyreğin büyümesinin bir dönem öncesine kıyasla çok sınırlı kalması beklenir. Sınırlı bir azalma bile yaşanabilir. Kıssadan hisse, 2026’nın ilk yarısı büyüme açısından kaybedilmiş bir dönem olacak.

Enflasyonu düşürecek bir ortam da yok

Defalarca vurguladığım gibi, “enflasyonla mücadele eden bir ekonomi politikasının düşük büyümeyi kabul etmesi gerekir” görüşü her koşulda geçerli değil. Kontrol altında olmayan dışsal koşullar bir tarafa bırakıldığında, nasıl bir ekonomi politikası uyguladığınıza ve ekonomiyi yakından ilgilendiren alanlardaki politikaların/gelişmelerin politikanıza destek olup olmadığına bağlı. “Paranıza kalıcı biçimde güven sağlayabiliyor musunuz?” sorusunun yanıtı ile yakından ilgili. Bu açıdan, uygulanmakta olan programın çok eksik bir program olduğu ortada. Bir de buna yargı alanında yaşananları ekleyin. Büyüme dostu bir ortam olmadığı gibi enflasyonu düşürecek bir ortam da yok. Sonuçta biz fanilere kalan, büyümeyen (çok sınırlı bir oranda büyüyen) bir ekonomi ve yüksek enflasyon. Çarşamba günü açıklanacak mayıs ayı enflasyon verisi de bunu teyit edecek.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com