1929’da ABD borsasının çöküşü, yalnızca bir finansal panik değil; modern kapitalizmin yapısal zayıflıklarını bütün çıplaklığıyla ortaya seren, ekonomik, toplumsal ve siyasal sonuçları onyıllarca hissedilen bir kırılma noktasıydı.
Wall Street’te Başlayan Kırılma
Wall Street’te patlak veren bu sarsıntı, kısa sürede yalnızca finans piyasalarıyla sınırlı kalmayarak ABD ekonomisinin tüm damarlarına yayıldı. Bankacılık sisteminin çöküşü, üretimde sert daralma, işsizliğin hızla artması ve tüketimin durma noktasına gelmesiyle birlikte kriz derinleşti. Yaşanan bu ekonomik yıkım, ABD ile güçlü ticari ve finansal bağlara sahip ülkeleri de etkisi altına alarak küresel ölçekte bir krize dönüştü ve dünya ekonomisini uzun yıllar boyunca etkileyen Büyük Buhran sürecini başlattı.
Savaş Sonrası Refah ve Görünmeyen Dengesizlikler
Birinci Dünya Savaşı sonrasında ABD, dünyanın alacaklısı ve sanayi lideri hâline gelmişti. Avrupa savaşın yıkımıyla boğuşurken, Amerikan sanayisi üretim kapasitesini hızla artırmış; otomobil, elektrikli ev aletleri, çelik ve kimya sektörleri altın çağını yaşıyordu. 1920’ler, dışarıdan bakıldığında “müreffeh yıllar”dı. Ancak bu refahın altında ciddi dengesizlikler birikiyordu.
Borsanın yükselişi neredeyse bir toplumsal heyecana dönüşmüştü. Hisse senedi almak, sadece zenginlerin değil, orta sınıfın ve hatta işçilerin de gündelik sohbet konusuydu. Bunun en önemli nedeni “marjla alım” uygulamasıydı.
Yatırımcılar, hisse bedelinin yalnızca yüzde 10–20’sini peşin ödeyip kalanını krediyle karşılıyor, fiyatlar yükseldiği sürece kârlarını katlıyordu. Bu sistem, borsayı gerçek şirket değerlerinden koparan bir kaldıraç etkisi yarattı.
Borsa endeksleri yükseldikçe yükseliyor, yükseliş kendi gerekçesini kendi yaratıyordu. Şirket kârları artsa bile, hisse fiyatlarındaki artış bu kâr artışlarının çok ötesine geçmişti. Spekülasyon ile yatırım arasındaki sınır silinmişti. İnsanlar temettü veya uzun vadeli büyüme için değil, hisseleri daha pahalıya satmak için alıyordu. Bu durum, ekonomik literatürde klasik bir “varlık balonu” örneği olarak kabul edilir.
Reel Ekonomide Kırılganlık ve Gelir Dağılımı Sorunu
Ekonominin reel tarafında ise tablo o kadar parlak değildi. Verimlilik artışı ücretlere aynı ölçüde yansımıyordu. Gelir dağılımı hızla bozulmuş, zengin kesim büyük bir tasarruf ve yatırım gücü biriktirirken, geniş halk kitleleri tüketimi krediyle sürdürür hâle gelmişti.
Tarım sektörü ise 1920’ler boyunca zaten kriz içindeydi; savaş sonrası talep düşmüş, çiftçiler borç sarmalına girmişti. Yani ekonomi, borsadaki coşkunun aksine kırılgandı.
Kara Günlere Giden Yol
1929 yılının sonbaharına gelindiğinde, piyasadaki güven sarsılmaya başladı. Ekim ayının son haftasında, önce satışlar hızlandı, ardından panik hâline dönüştü.
24 Ekim 1929, tarihe “Kara Perşembe” olarak geçti. Milyonlarca hisse el değiştirdi, fiyatlar hızla düştü. Büyük bankalar ve finans kurumları geçici olarak piyasaya müdahale edip güven vermeye çalıştıysa da bu yalnızca kısa süreli bir duraklama sağladı.
Kara Pazartesi ve Kara Salı
Asıl yıkım, 28 ve 29 Ekim’de geldi. “Kara Pazartesi” ve “Kara Salı” olarak anılan bu günlerde piyasa çöktü. Hisse senetleri neredeyse alıcı bulamaz hâle geldi. Krediyle hisse alan yatırımcılar, teminatlarını karşılayamayınca iflas etti. Bankalar, verdikleri kredileri geri alamadı; bu durum banka iflaslarını tetikledi.

Çöküşten Büyük Buhran’a
Borsa çöküşü tek başına Büyük Buhran’ı açıklamaz; ancak zincirleme reaksiyonu başlatan kıvılcım oldu. Bankaların batması, tasarruf sahiplerinin birikimlerini yok etti. Kredi muslukları kapandı. Şirketler yatırım yapamaz, hatta günlük faaliyetlerini finanse edemez hâle geldi. Üretim düştü, işten çıkarmalar başladı. İşsizlik birkaç yıl içinde yüzde 25’lere ulaştı.
ABD ekonomisindeki daralma, küresel ticareti de vurdu. ABD, Avrupa’dan alacaklarını tahsil etmeye yönelince, Avrupa ekonomileri daha da sıkıştı. Uluslararası ticaret daraldı. Ülkeler korumacı politikalara yöneldi; gümrük tarifeleri yükseltildi. Bu, krizi hafifletmek yerine daha da derinleştirdi. Dünya ekonomisi adeta içine kapandı.
Devletin krize ilk tepkisi yetersizdi. Başkan Herbert Hoover, piyasanın kendi kendini dengeleyeceğine inanıyordu. Devlet müdahalesine mesafeli yaklaşım, krizin uzamasına katkıda bulundu. 1933’te Franklin D. Roosevelt’in başkanlığa gelmesiyle birlikte tablo değişti. “New Deal” adı verilen kapsamlı programlarla devlet, ekonomiye doğrudan müdahil oldu.
New Deal ve Modern Ekonomik Düzenin Temelleri
New Deal, altyapı yatırımları, istihdam programları, bankacılık reformları ve sosyal güvenlik sistemi gibi adımları içeriyordu. Bankalar sıkı denetime alındı, mevduat sigortası sistemi kuruldu. Borsada şeffaflık ve denetim arttırıldı. Bu düzenlemeler, modern finansal regülasyonların temelini oluşturdu.
1929 çöküşünün sonuçları yalnızca ekonomik değildi. Toplumsal yapıda derin izler bıraktı. Yoksulluk, göç, işsizliğin yarattığı umutsuzluk, siyasette radikal akımların güç kazanmasına zemin hazırladı. Avrupa’da otoriter rejimlerin yükselişinde Büyük Buhran’ın etkisi büyüktür. Bu yönüyle 1929, İkinci Dünya Savaşı’na giden sürecin dolaylı ama önemli halkalarından biridir.
İktisat Düşüncesinde Bir Dönüm Noktası
Ekonomi tarihi açısından bakıldığında, 1929 borsa çöküşü piyasanın sınırsız rasyonalitesi fikrine ağır bir darbe vurdu.
Devletin ekonomik hayattaki rolü yeniden tanımlandı. Keynesyen iktisadın yükselişi, büyük ölçüde bu deneyimin sonucudur. Kriz, ekonomik büyümenin yalnızca rakamlarla değil, yapısal denge ve toplumsal istikrarla birlikte düşünülmesi gerektiğini gösterdi.
1929’un Kalıcı Mirası
Bugün finansal krizler tartışılırken 1929 hâlâ temel bir referans noktasıdır. Aşırı spekülasyon, denetimsiz kredi genişlemesi ve gelir dağılımındaki bozulma gibi unsurlar bir araya geldiğinde, tarihin kendini farklı biçimlerde tekrar edebileceğini hatırlatır. 1929’un mirası, sadece geçmişe ait bir felaket değil; modern ekonomiler için kalıcı bir uyarıdır.
Kaynakça
*John Kenneth Galbraith, The Great Crash 1929. Modern Library.
*Charles P. Kindleberger, Manias, Panics, and Crashes: A History of Financial Crises. Palgrave Macmillan.
*Ben S. Bernanke, The Federal Reserve and the Financial Crisis. Princeton University Press.
*Barry Eichengreen, Golden Fetters: The Gold Standard and the Great Depression. Oxford University Press.
*Liaquat Ahamed, Lords of Finance. Penguin Press.
*Federal Reserve History, “The Great Depression”.
*U.S. Securities and Exchange Commission (SEC) Historical Reports.
*Niall Ferguson, The Ascent of Money. Penguin Books.