Almanya’da ekonomik görünüm üzerindeki baskı artarken, tüketici güvenindeki sert düşüş ile konut piyasasındaki kira artışları dikkat çekiyor.

Alman pazar araştırma şirketi GfK ile Nuremberg Piyasa Kararları Enstitüsü (NIM) verilerine göre, Tüketici Güven Endeksi mayıs ayı için 5,2 puan düşerek eksi 33,3 seviyesine geriledi. Bu veri, Şubat 2023’ten bu yana en düşük seviye olarak kaydedildi. Artan enflasyon ve enerji maliyetleri, tüketicilerin gelir beklentilerini zayıflatırken, harcama eğiliminde de gerilemeye neden oldu.

İran kaynaklı jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatlarını yukarı çekmesiyle Almanya’da enflasyon mart ayında yüzde 1,9’dan yüzde 2,7’ye yükseldi. Bu gelişmeler ekonomik beklentileri de olumsuz etkilerken, tüketicilerin büyük harcamalar konusunda temkinli davrandığı görülüyor.

Benzer şekilde iş dünyasında da belirsizlik artıyor. Ifo İş Ortamı Endeksi nisan ayında 1,9 puan gerileyerek 84,4 seviyesine düştü ve Kovid-19 döneminden bu yana en düşük değerine indi. Uzmanlar, Orta Doğu’daki gerilim ve enerji arzına yönelik risklerin ekonomik toparlanma beklentilerini zayıflattığını belirtiyor.

Öte yandan, konut piyasasında kira baskısı sürüyor. Alman Ekonomi Enstitüsü’nün (IW Köln) verilerine göre, yılın ilk çeyreğinde yeni kira sözleşmeleri yıllık bazda yüzde 3,5 artarken, konut satış fiyatları yalnızca yüzde 0,1 yükselerek yatay kaldı.

Kiralardaki en sert yükselişin büyükşehir merkezlerinden ziyade banliyölerde yaşanması öne çıktı. Metropollerin çevresindeki yerleşim birimlerinde kira artışları yıllık yüzde 4,2 ile rekor seviyeye ulaştı. Şehir merkezlerindeki yüksek fiyatlar nedeniyle bu bölgelere yönelen talep, kiraları yukarı çekiyor.

Konut arzındaki yetersizlik de sorunun derinleşmesine neden oluyor. Almanya’da konut piyasasındaki baskının hafiflemesi için yaklaşık 700 bin yeni konuta ihtiyaç duyulduğu belirtilirken, artan maliyetler ve yüksek faizler yeni konut üretimini sınırlıyor.

Başkent Berlin’de kiraların 2010’dan bu yana yüzde 110’dan fazla artması dikkat çekerken, büyükşehirlerde yaşayan ailelerin konut ve ısınma giderlerinin aylık gelirlerinin yarısını aşması sosyal baskıyı artırıyor.

Analistler, jeopolitik risklerin devam etmesi halinde hem tüketici güvenindeki zayıflığın hem de konut piyasasındaki baskının kısa vadede sürebileceği uyarısında bulunuyor.