Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nda, programa katılmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, fuara katılan ziyaretçileri selamladı.
Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen ve alanında markaya dönüşen fuarın savunma sektörü ve katılımcı firmalar için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, 120 ülkeden 1700'den fazla firmanın iştirak ettiği fuarın icrasında emeği geçen kurumları, firmaları ve sponsorları tebrik etti.
![]()
[1/26] Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapanış programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler (sol 2) ve SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar (solda) karşıladı.
Kara, deniz, havacılık, uzay ve güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünlerle fuarda boy gösteren tüm şirketlere en kalbi tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“1300'ü aşkın üye firması ve bünyesindeki 30 üniversitenin etkin katılımıyla Avrupa'nın en büyük savunma ve havacılık kümelenmesi olan SAHA İstanbul ailesini yürekten kutluyorum. Sektördeki 4 bin 500'ü aşkın firmanın uyum ve koordinasyon içinde faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı, kolektif çabaların hasılası olan bu başarı hikayesinin altında imzası bulunan şirketlerimizi, üniversitelerimizi, kuruluşlarımızı, içtenlikle tebrik ediyor, mühendisinden yazılımcısına, işçisinden teknisyenine, savunma sanayimizin tüm emektarlarına aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im sizlerin başarılarınızı daim eylesin. Bu gayretlerinizi hem ülkemiz hem dost ve kardeşlerimiz hem de insanlık için hayırlara vesile kılsın.”
Fuarın bu sene beşincisinin tertiplendiğini hatırlatan Erdoğan, fuarı yeni rekorlarla, anlaşmalarla, işbirlikleriyle taçlandırmanın haklı kıvancı içinde olduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuara 1500'ü yerli olmak üzere 1763 firmanın katıldığını belirterek, şunları kaydetti:
"Fuarda sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmi heyet ve 108 alım heyeti sektörümüzle doğrudan temas kurma imkanı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur: Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir. Türkiye, savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır."

Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletin desteği ve devletin iradesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikayelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız." diye konuştu.

“Konvansiyonel güç unsurlarının yerini entegre sistemlerin aldığı yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri kuşkusuz Türkiye”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın hızla değişirken harp sanayilerinin ise köklü dönüşüm sürecinden geçtiğini, bundan elbette güvenlik kavramının da nasibini aldığını söyledi.
Bugün geldikleri noktada güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, sahaya, sanayi koluna hapsedilemeyeceğini dile getiren Erdoğan, "Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgelerinde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettiklerini, yapay zekadan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduklarını ve olmaya da devam ettiklerini kaydetti.

"Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye'dir. Bugün Türkiye yeni nesil milli muharip uçağını, insansız savaş uçağını, helikopterini, İHA'sını, SİHA'sını üreten, elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren, tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden, velhasıl denizin derinliklerinde uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek SAHA 2026'da sergilenen gurur verici ürünler gerekse geçen hafta açıklanan ihracat rakamlarının ne demek istediklerini çok net anlattığını, aynı zamanda Türkiye'nin ulaştığı seviyeyi de ortaya koyduğunu belirtti.
Burada tek tek isimleri saymaya kalkıldığında değil saatler, günler sürecek ürünleri, projeleri, tasarımları ve çalışmaları katılımcıların gördüğünü aktaran Erdoğan, katılımcıların inanç, irade, cesaret, gayret, adanmışlık ve vizyonun bir araya geldiğinde nelerin başarılabileceğine bizzat tanıklık ettiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaştıklarına dikkati çekerek, "Bakınız biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, savunma sanayisinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatı, tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktı." şeklinde konuştu.

"Türkiye, ilk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi"
Nisan ayı ihracat rakamlarının geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösterdiğinin altını çizen Erdoğan, "Savunma ve havacılık ihracatımız nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026'nın ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Allah'a sonsuz şükürler olsun. Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası işbirliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemizle bu hedefimize de vasıl olacağız." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletinin göğsünü kabartan, dost, kardeş ve müttefiklere güven veren bu başarı hikayesini yazmalarının öyle kolay olmadığını, görünür görünmez nice engelle karşılaştıklarını, ambargolarla, kısıtlamalarla önlerinin kesilmek istendiğini vurguladı.

"Türkiye savunma sanayisinde ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi"
Parasını ödedikleri sistemlerin verilmediği günler olduğuna işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil, içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da sureti haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik. Şurası son derece dikkat çekicidir: Türkiye savunma sanayisinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. 'Başımıza yeni icat çıkarmayın.' dediler, 'Dışarıdan almak daha kolay.' dediler, 'Ekonomik olarak 'feasible (mümkün)' değil.' dediler. 'Savunma sanayi yatırımları verimsiz.' dediler.
Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman milli şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da 'Balıklar ürküyor.' gibi komik argümanlarla savunma sanayi hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. 'Balıklar ürküyor.' diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. 'Yapamazsınız.' diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2026'da olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nuri Killigil, Şakir Zümre, Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi isimlerin canlarını ortaya koyup sabırla yürüyerek savunma sanayisinde bugünkü seviyelere ulaşılmasını sağladığını kaydetti.

"Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralarında merhum Özdemir Bayraktar'ın da olduğu Türk savunma sanayisinin öncülerini rahmetle yad ettiğini söyledi.
Vecihi Hürkuş'un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar'ın insansız hava araçlarında doruklara çıkardığını, göklerde büyük bir gururla dalgalandırdığını dile getiren Erdoğan, "İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayisinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayi ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim 'iç cephe' olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikat ki milli bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz." ifadelerini kullandı.
Bu durumu Mehmet Akif Ersoy'un Nasrullah Camisi'nde yaptığı konuşmada, "Milletler topla, tüfekle, zırhla, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır." şeklindeki sözleriyle anlattığını belirten Erdoğan, "Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur." dedi.

Binlerce yıllık tarihin hemen her döneminin mücadeleyle geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak verilen tüm mücadelelerin, iç cephenin tahkim edilmesiyle kazanıldığını söyledi.
Erdoğan, yeri geldiğinde top seslerinin çocuklara ninni yapıldığını, yeri geldiğinde aç, susuz, silahsız, mühimmatsız kaldıklarını ama hiçbir zaman inançlarını yitirmediklerini, yeise kapılmadıklarını ifade etti.
Birlik ve bütünlüklerinden ödün vermediklerini kaydeden Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
"Harim-i ismetimize uzanan kirli ellere teslim olmadık. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük. Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım 18. ayını dolduran Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci, Türkiye'yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir."
Erdoğan, bu mevzinin fikri ve siyasi müşterek karargahının Cumhur İttifakı olduğunu belirterek, "Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı'dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı öz güvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, Terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir." sözlerini sarf etti.

Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırasının kutlu emaneti olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu iradenin temelinde 'vatan sağ olsun' diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Bu iradenin temelinde şehit eşleri, şehit çocukları, şehit yakınlarımız vardır, gazilerimizin fedakarlıkları vardır. Allah'ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip, kardeşlik bilincini güçlendirerek husumet duvarlarını tek tek yıkıp, fitnelerin kökünü kurutarak terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak, aziz şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah'ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız."
Erdoğan, fuarın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yeniçerilerin başlarında taşıdığı keçeden yapılan "börk" takdim edildi.
Program, aile fotoğrafıyla sona erdi.





