Savaşın etkisinin olmadığı ilk iki ayın yıllık enflasyon oranları yüzde 30,7 ve 31,5: Hedefin hemen hemen iki katı. İlk dört ayın yıllık enflasyon ortalaması yüzde 31,4. Mayıs için yapılan ilk tahminler, aylık enflasyonun geçen yıl gerçekleşene yakın bir düzeyde kalacağına işaret ediyor.
Merkez Bankası yılın ikinci Enflasyon Raporu’nu yayımlayacak. Yanıtı aranan temel soru şu: 14 Mayıs’ta açıklanacak raporda 2026 sonu ara hedefinde ve enflasyonun arasında bir yerde kalacağı tahmin edilen alt ve üst sınırlarda değişiklik yapılacak mı? Benim daha fazla merak ettiğim başka bir konu var. Merkez Bankası, yasası gereğince enflasyonun neden istenildiği ölçüde düşmediğine dair kamuoyunu bilgilendirecek mi? Yok, petrol fiyatlarında ya da falanca sektörün fiyatlarında gerçekleşen beklenmedik sıçramalardan söz etmiyorum. Merak ettiğim, programın temel eksikliklerine yer verilip verilmeyeceği.
Yılın ilk raporu 12 Şubat’ta yayımlanmıştı. 2026 sonu ara hedefi yüzde 16’ydı. Enflasyonun yıl sonunda en az yüzde 15, en fazla da yüzde 21 düzeyinde gerçekleşeceği tahmin edilmişti. Dikkat ederseniz, son rapordaki ara hedef enflasyonun alabileceği en düşük değer olarak tahmin edilen yüzde 15’e çok yakın. Bunun temel nedeni, gelişmeler çerçevesinde bir yandan tahminleri gerçekçi bir düzeye çıkarmak diğer yandan da hedefi sık değiştirmemek kaygısı. Öyle ya, hedef ikide bir değişiyorsa, hedeften beklenen niteliğin ortadan kalkması olasılığı yüksek olur. Sonuçta hedef, ileriye yönelik belirsizliği azaltmak, uzun dönemli sözleşme imzalayanlara bir ışık tutmak ve bekleyişleri şekillendirmek için var. Sık değişiyorsa, bu görevlerini yerine getirmesi mümkün olmaz.
Bu defa durum farklı
Peki, madem hedefin ikide bir değişmesi istenilmeyen bir durum, o zaman yazının başında “ara hedefte bir değişiklik yapılıp yapılmayacağı” sorusu neden var? Var, çünkü bu defa farklı. Yılın ilk enflasyon raporunun yayımlanmasından bu yana olağanüstü gelişmeler yaşandı. Yanı başımızda büyük bir savaş çıktı. Petrol fiyatları sıçradı. Gübre fiyatları yükseldi. Her ikisinde de tedarik güçlükleri boy gösterdi. Yılın başında 61 dolar civarında seyreden Brent ham petrolünün varili, bu yazıyı yazarken 108 dolar düzeyindeydi (Çarşamba saat 14 civarı). Üstelik önemli bir dalgalanma yaşanıyor petrol fiyatlarında; bir gün “anlaşma yakın” umudu yeşeriyor, ertesi gün bu umutlar ortadan kalkıyor.
Bu olağanüstü koşullar altında hedefin değişmesi, bu tür koşulların olmadığı koşullara kıyasla daha az riskli. Peki, ortada savaş olmasaydı ne olacaktı? Bu durumda dönüp enflasyon gelişmelerine bakmak gerekiyor. Savaşın etkisinin olmadığı ilk iki ayın yıllık enflasyon oranları yüzde 30,7 ve 31,5: Hedefin hemen hemen iki katı. İlk dört ayın yıllık enflasyon ortalaması yüzde 31,4. Mayıs için yapılan ilk tahminler, aylık enflasyonun geçen yıl gerçekleşene yakın bir düzeyde kalacağına işaret ediyor. Bu durumda yıllık enflasyonun yüzde 32’ye çok yakın olması beklenir. Kısacası, ilk beş ayın enflasyonu yüksek. Savaş öncesinde de yüksek savaştan sonra da yüksek.
Savaş öncesinde de enflasyon yüksekti
Peki, sadece tahminin alt ve üst sınırlarını yükseltsek de ara hedefe dokunmasak? Olmaz. Alt ve üst sınırların yükseltilmesi kaçınılmaz. Ama yetmez. Hedefin de yükseltilmesinde yarar var. Peki, bu ikisi yeter mi? Yetmez. Sonuçta olağanüstü koşullara ‘sığınarak’ hedefi yükseltebiliriz ama olağanüstü koşullar şu gerçeği değiştirmiyor. Savaş öncesinde de enflasyon yüksekti ve bunun ana nedeni de uygulanmakta olan programın eksik bir program olmasıydı. Hedefin yükseltilmesinden daha önemli olan şu: Merkez Bankası’nın, yasası uyarınca, programın ne tür eksiklikleri olduğunu hem hükümete hem de kamuoyuna açıklama yükümlülüğü var. Asıl önemli olan, bu enflasyon raporunda bu eksikliklere yer verilip verilmeyeceği.
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.




