Cari işlemler dengesinde mart ayında 9,7 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek ikinci açığı verildi. Rekor, 10,2 milyar dolarla 2023’ün ocak ayına ait.
Marttaki “gümüş madalyalı” bu açık şaşırtıcı değil. Öncelikle dış ticaret açığının düzeyine bakarak ve cari işlemler dengesinin diğer kalemlerinde mevsimsel etkenlere bağlı olarak nasıl bir gerçekleşme olacağını irdeleyerek her ay için iyi kötü bir cari açık tahmini yapmak mümkün.
TÜİK’in mart ayı için açıkladığı 11,2 milyar dolarlık dış ticaret açığının etkisiyle mart ayı cari açığının 9 milyar dolar civarında gelebileceği, üç aylık açığın 23-24 milyar dolar olacağı, yıllık açığın da 40 milyar dolara dayanacağı zaten belliydi. (Ekonomi 14 Nisan 2026.)
Hemen belirteyim; TÜİK’in açıkladığı 11,2 milyar dolarlık ticaret açığı “FOB ihracat ve CIF ithalat” bazında. Ödemeler dengesinde 9,5 milyar dolar olarak yer alan tutar, başka kalemlerin eklenip çıkarılmasından dolayı bu düzeyde. Yani 11,2 milyarın tanımı başka, 9,5 milyarın tanımı başka ama ödemeler dengesi için geçerli olan 9,5 milyar dolarlık açık.
Açık nisanda küçülecek
Cari işlemler dengesinde mart ayında şimdiye kadarki en yüksek ikinci açık verildi ama bu olumsuzluk en azından nisanda devam etmeyecek, hatta tam tersine nisan ayında marttakinin neredeyse yarısı kadar bir açıkta kalınacak.
Dış ticarete ilişkin öncü veriler Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanıyor. Buna göre nisan ayı ticaret açığı geçen yıla göre yüzde 30 kadar azaldı ve 8,5 milyar dolar oldu. Nisan aylarında ticaret açığından cari açığı geçiş oranı genel olarak yüzde 50 dolayında. Bu orandan hareketle nisanda 4,5-5,0 milyar dolar civarında bir cari açık gelebileceği söylenebilir. (Ekonomi 4 Mayıs 2026.)
Geçen yılın nisan ayındaki cari açık 8,4 milyar dolardı. Bu yılki açık 5 milyarda kaldığı takdirde dört aylık açık yaklaşık 29 milyar dolara yükselecek. Ancak yıllık açık 39,7 milyar dolardan 36 milyar dolayına gerileyecek.
Yani “Cari açık mart sonunda yıllık bazda 40 milyar dolara dayandı, kim bilir nisanda nerelere gider” diye yaklaşmak doğru değil.
Bu durum biraz da fiyat endekslerinin hareketine benziyor. Aylık artış bir önceki yılın aynı ayındaki artıştan düşük kalınca yıllık oranın gerilemesi gibi bir durum yaşanıyor. Ancak dönemsel açık (ya da fiyat artışı) artmaya devam ediyor. Cari dengede enflasyondan ayrılan yön şu; fiyatlarda gerileme görülmesi çok nadir ama cari denge yaz aylarında turizmin etkisiyle hemen her yıl birkaç ay fazla verebiliyor.
Genel gidişatı savaş belirleyecek
Bu yılki genel gidişatın nasıl olacağını belirleyecek temel etken tabii ki savaş ve savaşın seyrine göre oluşacak enerji ve bazı ara malların fiyatları.
Enerji fiyatı olarak da yalnızca ham petrolü düşünmemek gerekiyor. Ham petrol tabii ki önemli ama Türkiye çok yüklü tutarda doğalgaz ve petrol ürünü de ithal ediyor.
Yoksa yalnızca ham petrol ithalatının ve buradan gelecek artı yükün pek önemi yok; önemi yok derken Türkiye bu fazla yükü kolaylıkla taşır.
Türkiye'nin yıllık ham petrol ithalatı 210-220 milyon varil. Ama ürün ithalatıyla birlikte toplam ithalat varil bazında 350 milyonu aşıyor. Dolayısıyla ham petrolün yanı sıra toplam ithalata ve petrol dışındaki ürünlerin fiyatındaki artışa da bakmak gerekiyor.
Türkiye için belki de asıl sorun pahalanacak enerji ithalatının döviz sorunundan çok yurt içinde enflasyon yaratacak olması. Ama o ayrı bir konu…
Mayısla birlikte artış yaşanacak
Cari açığın nisan sonunda yeniden azalarak 36 milyar dolar civarına inecek olmasına bakarak tabii ki sonraki aylarda bu gerilemenin devam edeceği söylenemez. Hatta tam tersine çok muhtemeldir ki mayıstan itibaren açık hızla büyüyecek.
Nasıl ki yıllık açık nisan ayında baz etkisiyle azalacaksa, sonraki aylarda da tersi olacak.
2025’in mayıs-aralık dönemindeki toplam cari açık yalnızca 7,6 milyar dolar; evet sekiz ayın toplamındaki açık yalnızca 7,6 milyar dolar.
Geçen yıl mayıs ve haziranda 1,1 ve 2,3 milyar dolar açık verildi. Cari denge sonraki dört ay boyunca artı kapattı. Cari fazla geçen yıl temmuzda 1,7 milyar, ağustosta 4,7 milyar, eylülde 501 milyon, ekimde ise 438 milyon oldu. Kasım ve aralıkta ise 4,1 milyar ve 7,4 milyar dolar açık verildi.
Bu yılın son sekiz ayında geçen yılki gibi 7,6 milyar dolarlık açıkta kalınması tabii ki beklenmiyor. Bu tutarın en az bir kat fazla olması ve açığın 50 milyar doları bulması beklenmeli. Aslında 2026 için 50 milyar dolarlık bir cari açığa çoktan razı olunmalı.
TCMB yabancıya çalıştı!
Mart ayının finans hesabına da kısaca bir göz atalım…
Özeti ara başlıkta ifade ettim. Mart ayında döviz talebi yoğunlaştı; başka bir ifadeyle yabancılar çok döviz talep etti, gereken dövizi de Merkez Bankası karşıladı.
Doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları ve diğer yatırımlardan toplam 26,7 milyar dolarlık çıkış yaşandı. Bu dövizin çıkış adresi belli, Merkez Bankası…
Merkez Bankası rezervinden 43,4 milyar dolar kullanıldı.
Rezervden kullanım son bir yılda 52,5 milyar dolar ve bunun 43,4 milyarı yalnızca bir ayda gitti. Bu iki sayı zaten mart ayındaki tutarın ne kadar büyük olduğunu ortaya koyuyor.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





