Hazine’nin sekiz, dokuz, on yıl sonrası için taahhüt ettiği borçlanma faizi mi yanlış, yoksa birkaç yıl sonra inileceği vadedilen enflasyon mu? Ya da soruyu “Hangisi doğru” diye sorsak…

Bakın o zaman yanıt kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Hazine’nin yıllar sonrası için taahhüt ettiği faizin tartışılır bir tarafı yok. Yok, çünkü ihale sabit faizli olarak yapılmış, yani bu faiz taahhüt edilmiş, imzalar atılmış. Hazine vade sonuna kadar o dönemde enflasyon ne olursa olsun bu faizi ödemeyi garanti etmiş.

Dolayısıyla aslında bu oranın doğru mu yanlış mı olduğu konusunda bir tereddüt kalmamış durumda.

Hazine’nin borçlanma faizi kesin ve vade sonuna kadar değişmeyecek. Bu bilgi zaten kamuya açık kaynaklarda yer alıyor ve Maliye Bakanlığı tarafından her ay resmi olarak ilan ediliyor.

Sonuçta Hazine’nin sekiz, dokuz, hatta on yıl sonrasına uzanan borçlanmada o yıllar için öngörülen enflasyonla kıyaslandığında çok yüksek faiz taahhüdü altına girdiği çok açık.

Birkaç örnek vereyim…

Bu yılın son ihalesi. 16 Eylül valörlü ve vadesi Eylül 2034’te dolacak olan sekiz yıl vadeli kağıt yıllık bileşik yüzde 35,19 faizle ihraç edildi. Sekiz yıl boyunca yüzde 35,19 sabit faiz ödenmesi garanti edildi.

19 Ağustos valörlü olarak ihraç edilen ve vadesi Eylül 2035’te dolacak olan dokuz yıl vadeli kağıdın yıllık bileşik faizi ise yüzde 35,12.

Faiz, vade dönemi için öngörülen enflasyonla kıyaslandığında zaten yüksek, bir de bu yüksek faizde artış eğilimi var. 19 Ağustos valörlü kağıdın bir önceki ihracı ocak ayında gerçekleştirilmişti. Vadesi 5 Eylül 2035 olan bu kağıt ocak ayında on yıla yaklaşan bir vade ile ihraç edilmişti ve yıllık bileşik faizi yüzde 29,09’du. Bu kez aynı kağıt ağustos ayında dokuz yıl vadeli olarak yüzde 35,12 faizle ihraç edildi.

Faizin yüzde 40’ı aştığı da oldu

Altı ayda bir kupon ödemeli sabit faizli borçlanmada yıllık bileşik faizin yüzde 40’ı aştığı ihaleler de var. Bu ihalelerde vade bir buçuk yıl dolayında.

Yıl içinde son olarak temmuz ve ağustos ayında yapılan bu ihalelerde faiz yüzde 42’ye yaklaştı.

Nerede kaldı enflasyon hedefi?

2027-2029 orta vadeli programına göre enflasyon hedefi 2027 için yüzde 21, 2028 için yüzde 13,5, 2029 için yüzde 9 ve belli ki sonrasında yüzde 5. Hani o hiç değişmeyen hedef, yüzde 5. Hadi 5’e inilemesin de uzun yıllar boyunca yüzde 10 dolayında gidilsin.

Bir yandan enflasyonun üç yıl sonra 2029’da tek haneye ineceğini öngörecek, ama diğer yandan da 2034, 2035 yılı için bile yüzde 35 faiz taahhüt edeceksiniz.

“Biraz” çelişik bir durum bu değil mi!

Şirket olsanız ve on yıl vadeyle sabit faizle bu orandan borçlansanız ama enflasyon tek hanelere inse mutlaka batarsınız.

Öyle ya, geliriniz en fazla enflasyon kadar artış gösterirken ödediğiniz borca bu enflasyonun üç-beş katı daha fazla faiz öderseniz ayakta kalmanız mümkün değildir.

Ama devlet tabii ki batmaz. Enflasyon öngörüldüğü gibi düşerse bu faizin müthiş bir yükü olur ya da böyle bir yük oluşmaması için enflasyon pek de düşürülmez. Enflasyonla bu faiz arasında bir fark olur olmaya da daha az olur.

Şimdi bu açıdan bakıp soralım:

“Acaba enflasyonun çok hızlı düşmesini istemeyenlerin başında kim geliyor olabilir?”

Çaresizliğin itirafı mı?

Borçlanma faizinin bu düzeylerde oluşması karşısında tabii ki kimse el ovuşturmuyordur. Hele hele borçlanan Maliye hiç!

Öyleyse oran niye bu düzeylere fırlıyor?

Sakın çaresizlikten olmasın! Sakın enflasyon hedefiyle hiç bağdaşmayacak şekilde böylesine yüksek faize razı olunmasının altında mutlaka borç alma gereğinin yatması ama düşük faizle borç vermeye kimsenin yanaşmaması yatıyor olmasın!

Öyle bir açmaz ki; o borç alınmak zorunda ve borç alabilmek için de o faiz taahhüt edilmek zorunda…

Aa Haber 25092026

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com