Fon piyasasında geçen yıl yatırımcı ilgisi devam ederken, Kıymetli Maden Fonları, Fon Sepeti Fonları, Katılım Fonları, Para Piyasası Fonları, Karma Fonlar, Serbest Fonlar, Borçlanma Araçları Fonları ve Değişken Fonlar yatırımcısına enflasyonun üzerinde kazandırdı.

Fonlar artık sadece bir tasarruf aracı olarak görülmüyor.

Türkiye’de faaliyet gösteren portföy yönetim şirketi sayısı 70’in üzerine çıkarken, 2025 yılı fon piyasasında yatırımcı davranışları ve ürün tercihlerinin de yeniden şekillendiği bir yıl olarak kayda geçti. Artan fon sayısı, çeşitlenen stratejiler ve değişen para akımları, bu dönüşümün en somut göstergeleri oldu.

Enflasyondaki yavaşlama, dezenflasyon sürecinin devam etmesiyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz indirimlerine gideceğine ilişkin beklentilerin güçlenmesi, Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) gerilemesi yatırımcıların TL varlıklara ilgisinin artmasını sağladı.

Türkiye'de aralık ayında enflasyon yüzde 0,89 ile beklentilerin altında geldi. Enflasyon yıllık bazda ise yüzde 30,89 ile 49 ayın en düşük seviyesine geriledi.

Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk primi de (CDS), 202,7 baz puana inerek Mayıs 2018'den bu yana en düşük seviyesine geriledi.

Altın ve gümüşteki yükseliş Kıymetli Maden Fonlarını destekledi

Fon piyasasında geçen yıl yatırımcı ilgisi devam ederken, Kıymetli Maden Fonları, Fon Sepeti Fonları, Katılım Fonları, Para Piyasası Fonları, Karma Fonlar, Serbest Fonlar, Borçlanma Araçları Fonları ve Değişken Fonlar yatırımcısına enflasyonun üzerinde kazandırdı.

AA muhabirinin derlediği verilere göre, 2025 yılına ait yatırım fonu getirileri incelendiğinde, yüzde 97,94 getiri sağlayan Kıymetli Maden Fonları söz konusu dönemin açık ara lideri olurken bu fonu yüzde 75,77 ile Fon Sepeti Fonları ve altın bazlı katılım fonlarının desteğiyle yüzde 69,99 kazanç sunan Katılım Fonları takip etti.

Likidite tercih eden yatırımcıların odak noktası olan Para Piyasası Fonları yılı yüzde 53,19 ortalama getiriyle kapatırken karma fonlar yüzde 45,85, serbest fonlar yüzde 43,98, borçlanma araçları fonları yüzde 42,54 kazandırdı.

Değişken Fonlar yüzde 39,46 kazanç sağlarken, Hisse Senedi Fonları ise yıllık bazda yüzde 26,95 ile daha sınırlı bir yükseliş kaydetti.

2025 yılı ABD Başkanı Donald Trump'ın politikalarının etkisinde geçti. Trump'ın politikalarına ilişkin belirsizlikler bütün yıla yayıldı. Hem tarifeler kaynaklı hem de ABD Merkez Bankasının (Fed) bağımsızlığına yönelik belirsizlikler ile faiz indirimleri öne çıktı. Bu belirsizliklerle altın ve gümüş gibi değerli metaller sert yükseldi.

Pusula Portföy Yönetimi AŞ Genel Müdürü Ayşe Seher Aydın, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, geçen yıl kıymetli madenler tarafında özellikle altın ve gümüşün tüm yatırım araçları arasında öne çıktığını belirtti.

Altının küresel jeopolitik riskler, ekonomik belirsizlikler ve Fed'in faiz indirim beklentileriyle yılı yüzde 64 gibi güçlü bir getiriyle tamamladığını ifade eden Aydın, gümüşün ise hem arz kaygıları hem de endüstriyel taleple rekor seviyeleri gördüğünü dile getirdi.

Aydın, yatırımcıların güvenli liman arayışı ve yüksek getiriden faydalanma beklentisiyle kıymetli maden fonlarına yöneldiğini vurguladı.

Geçen yıl altın ve gümüşü öne çıkaran faktörlerin bu yıl da etkisini artırarak sürdüğünü aktaran Aydın, "Yıla Venezuela gerilimiyle başlamışken, bu tabloya Grönland ve İran üzerindeki yeni jeopolitik risklerin eklenmesi, küresel güvenli liman ihtiyacını diri tutuyor. Bu konjonktürde, kıymetli maden fonlarının bu sene de portföylerde koruyucu ve kazandırıcı bir rol üstlenerek ön planda kalmasını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Faiz indirimi beklentileriyle bu sene hisse senedi fonları öne çıkabilir"

Aydın, enflasyondaki düşüşün kalıcı hale gelmesi ve ekonomik normalleşme sinyallerinin güçlenmesiyle yatırımcıların reel getiri potansiyeli olan araçlara döneceğini belirterek, "Faiz indirimleriyle beraber, geçtiğimiz senenin yıldızı olan para piyasası fonları cazibesini yitirebilir ve hisse senedi fonları daha ön plana çıkabilir." dedi.

Ayrıca, finansman maliyetlerinin düşüşü, şirketlerin karlılıklarını düzelterek daha güçlü finansallar açıklaması ve kredi derecelendirme kuruluşlarının olası bir not veya görünüm düzeltmesiyle birlikte hisse senedi fonlarının daha iyi performans gösterebileceği öngörüsünde bulunan Aydın, şunları kaydetti:

"Kıymetli maden fonları da geçtiğimiz seneki performansını sürdürecektir. 2026 boyunca TL cinsi varlıklara olan ilginin korunmasını bekliyoruz. TCMB’nin enflasyondaki düşüşle uyumlu şekilde faizleri yıl sonuna doğru yüzde 30–28 bandına kademeli indirmesi halinde, pozitif reel faiz ortamı devam edeceği için yatırımcılarda döviz talebi oluşmayacaktır. Uzun vadeli tahviller mevcut getiri seviyeleriyle faiz indirimleri öncesinde cazip bir getiri sunarken, küresel ölçekte Japonya hariç merkez bankalarının da gevşeme sürecine girmesiyle TL’nin carry trade açısından görece cazibesi korunacaktır. Bu doğrultuda, para piyasası fonlarının nominal getirileri faiz indirimlerine paralel olarak gerileyip cazibesini kaybedebilir ama mevduat benzeri getiri ve yüksek likidite sayesinde tercih edilmeye devam edecektir."