Avrupa Birliği'nin, Türk otomotiv sektörünü "Made in EU" kapsamı dışında tutma eğiliminin belirginleşmesi, ihracat cephesinde sert tepkiye yol açtı - NBE

NBE'nin haberine göre; Avrupa Birliği'nin (AB) Fransa-Almanya uzlaşısı kapsamında Türk otomotiv sektörünü "Made in EU" kapsamı dışında tutma eğiliminin belirginleşmesi, ihracat cephesinde sert tepkiye yol açtı.

Türk otomotiv sektörünün AB ile derin bir entegrasyon içinde bulunduğuna işaret eden muhatap kuruluş ve ihracatçı sektör temsilcileri; İngiltere, Norveç, İzlanda ve İsviçre gibi ülkelere kapı aralanırken Gümrük Birliği içindeki Türkiye'yi dışarıda bırakan yaklaşımı "kabul edilemez" olarak niteledi.

Kemal Yazıcı/OİB: Kabul edilemez buluyor; karşı çıkıyoruz. Türkiye'de de üretilen araçlar ve parçalar AB27 7 ülkeleri ile aynı şartlara tabi olmalıdır.

Mustafa Gültepe/TİM: İlave maliyetler ve vergiler gündeme gelirse ihracatımız olumsuz etkilenir; yeni yatırımlar ırımlar Avrupa ülkelerine kayabilir. ir.

Ayhan Zeytinoğlu/İKV: V: Fransa-Almanya uzlaşısının Türkiye'yi dışlaması şlaması kabul edilemez. Gümrük Birliği iği ile kazandığımız haklar korunmalı ve dışlanmaya izin verilmemelidir.

İngiltere'nin belirli koşullarla Avrupa üretimi kapsamına alınmasının önü açılırken, Türkiye önerilen özel düzenlemenin dışında kaldı.

Avrupa Birliği'nin aldığı bu karara tepki gösteren Türk iş dünyası temsilcileri, kararı 'kabul edilemez' olarak değerlendirdi.

Avrupa Birliği'nin (AB) küresel rekabette sanayisini korumak amacıyla hazırladığı "Made in Europe" düzenlemelerinde Türkiye açısından kritik bir aşamaya gelindi. Çin'in elektrikli araç ve temiz teknolojilerde artan ağırlığı ile ABD'nin sanayi teşviklerine karşı Avrupa'da üretimi güçlendirmeyi hedefleyen Brüksel, kamu alımları ve devlet desteklerinde yerli üretim kriterlerini öne çıkarmaya hazırlanıyor. Süreçteki son gelişme ise 16 Ekim'de Fransa ile Almanya arasında sağlanan siyasi uzlaşma oldu. İki ülke, İngiltere'nin belirli koşullarla destek mekanizmalarına dahil edilmesinin önünü açarken, Türkiye ve Fas önerilen özel kapsamın dışında kaldı.

Henüz AB mevzuatına dönüşmeyen uzlaşma, Türkiye'nin Avrupa otomotiv sanayisindeki konumu açısından soru işaretleri yarattı. Türkiye'nin Gümrük Birliği içinde bulunmasına ve Avrupalı üreticilerin önemli üretim merkezlerinden biri olmasına rağmen yeni desteklerde aynı statüye sahip olamama ihtimali, ihracatın yanı sıra yeni model ve fabrika yatırımlarını da gündeme taşıdı. Türkiye'nin 2025'te gerçekleştirdiği 41,5 milyar dolarlık otomotiv ihracatının 30,1 milyar doları, yani yüzde 72,5'i AB ülkelerine yapıldı.

İngiltere içeride, Türkiye dışarıda kaldı

Fransa ve Almanya arasındaki uzlaşmada Avrupa üretimi tanımının hangi ülkeleri kapsayacağı öne çıktı. Fransa, desteklerin AB içinde üretilen araçlara yönlendirilmesini savunurken, Almanya yakın ticaret ortaklarının da kapsama alınmasını istiyordu. Ortak yaklaşımda, 1 Ocak 2020 itibarıyla Avrupa Tek Pazarı içinde bulunan ülkelere belirli koşullarla katılım imkânı tanınması benimsendi. Bu çerçeve İngiltere, Norveç, İzlanda ve İsviçre gibi ülkelere kapı aralarken, 1996'dan bu yana AB ile Gümrük Birliği ilişkisi bulunan Türkiye'yi kapsam dışında bırakıyor.

Uzlaşmada batarya hariç araç bileşenlerinin en az yüzde 70'inin Avrupa kaynaklı olması, bataryalarda ise başlangıçta yüzde 10 Avrupa içeriği kriteri öne çıkıyor. Türkiye'de üretilen parçaların belirli koşullarda Avrupa menşeli sayılması mümkün olabilecek. Ancak nihai araç montajının AB veya tanımlanacak Avrupa üretim bölgesinde yapılmasının zorunlu tutulması halinde Türkiye'deki fabrikalar desteklerden yararlanmakta dezavantaj yaşayabilecek.

Teşvik, üretim adresini değiştirebilir

AB'nin yeni sanayi politikasında kamu alımları, tüketici destekleri ve yatırım teşvikleri üretimin yönünü belirleyen araçlara dönüşüyor. Avrupa Komisyonu'nun 4 Mart'ta sunduğu Sanayi Hızlandırma Yasası (IAA) teklifi, stratejik sektörlerde Avrupa menşeli ve düşük karbonlu ürünleri desteklemeyi öngörüyor. Çelik, çimento, alüminyum, otomotiv ve net sıfır teknolojilerini kapsayan yaklaşım, kamu alımlarına yönelik düzenlemelerle de güçlendiriliyor.

Elektrikli araç alım destekleri, kamu filoları ve sanayi teşviklerinde Avrupa üretimi kriterlerinin yaygınlaşması, Türkiye gibi AB dışında kalan üretim merkezlerinin rekabet koşullarını değiştirebilir. İnovasyon Fonu ve Avrupa Ortak Çıkarına Önemli Projeler (IPCEI) gibi mekanizmalarla batarya, elektrikli motor ve kritik hammadde yatırımlarının desteklenmesi de yeni fabrikalar için AB ülkelerinin cazibesini artırabilir.

Türkiye'ye yatırımlar da risk altında

Türkiye açısından en önemli belirsizlik, Gümrük Birliği ortaklarına tanınacak hakların kapsamı. Sanayi Hızlandırma Yasası teklifinde, AB ile serbest ticaret alanı veya Gümrük Birliği oluşturan ortaklardan gelen ürünlerin belirli koşullarda Avrupa menşeli kabul edilmesine imkân tanınıyor. Ancak Türk malının Avrupa içeriği hesabına dahil edilmesiyle nihai üretimin AB sınırları içinde gerçekleştirilmesi aynı anlama gelmiyor. Gümrük Birliği'nin kamu alımlarını doğrudan kapsamaması da Türkiye'nin konumunu zorlaştırıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise, 14 Ekim'deki Brüksel temaslarında Türkiye'nin "Made with Europe" yaklaşımı çerçevesinde en başından itibaren eşit ortak kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye'deki otomotiv üretiminin yaklaşık yüzde 75'inin Avrupalı şirketler tarafından gerçekleştirildiğine dikkat çeken Bolat, kapsam dışında kalmanın Avrupa şirketlerinin yatırımlarını ve tedarik zincirlerini de olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) de Türkiye ve Fas'taki mevcut Avrupalı üretici yatırımlarının korunmasının önemine dikkat çekti.