TürkMedya tarafından düzenlenen, sürdürülebilir tarımın geleceği, gıda güvenliği ve tarımda teknolojik dönüşüm gibi konuların ele alındığı "Sürdürülebilir Tarım Zirvesi" İstanbul Finans Merkezi'ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu'nda yapıldı.
Zirve kapsamında düzenlenen "Türkiye'de Sürdürülebilir Tarım" başlıklı özel oturumda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu yıl son 66 senenin yağış anlamında en iyi döneminin geçirildiğini, yağışların yüzde 26 arttığını, barajlardaki doluluk oranının yüzde 81'e yaklaştığını söyledi.
Bu durumun tarımsal üretim anlamında önemli avantaj sağladığını dile getiren Yumaklı, bu yıl üretim rekoru gelebileceğini bildirdi.
Yumaklı, bu konuda benzer tahminlerin uluslararası kuruluşlar tarafından da yapıldığına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çok stratejik ve başat ürün olan buğdayda geçtiğimiz yıla göre yüzde 27'lik artış olacağını tahmin ediyoruz. Yani 23 milyon ton civarında bir ürün alacağımızı düşünüyoruz. Aynı şekilde arpanın da geçtiğimiz yıla göre yüzde 50'lik artışla 9 milyon tonlara geleceğini düşünüyoruz. Bunların her ikisi de stratejik ürün. Birisi genel olarak bizim ihtiyacımız, diğeri de hayvansal üretim için son derece önemli bir girdi. Hasat başladı bütün Türkiye'de. Şu anda yüzde 2 seviyelerindeyiz. Geçtiğimiz yıl dekar başına 276 kilogram verim alıyorduk. Halk dilinde dönüm diye söyleyelim onu. Bir dönümden 276 kilogram verim alınırken bu yıl ortalama bunun 400 kilogram ve üzerinde olacağını düşünüyoruz. Bu anlamda da çok önemli bir artış var. Bazı yerler var ki özellikle hububat üretiminde son derece önemli sonuçlar alıyor. Çukurova ve Trakya gibi... Buralarda da 700 kilogramların üzerine çıkacağını düşünüyoruz."

"(Buğdayda) TMO ton başına 16 bin 500 lira taban fiyat açıklayarak piyasanın düşmesini engelledi"
Bakan Yumaklı, bir regülasyon kurumu olan Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) üretici, tüketici ve sektör için gerektiği zaman piyasaya dahil olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"TMO'nun bu yıl için (buğdayda) açıkladığı fiyat yurt dışı fiyatlarının çok çok üzerinde. Açıklamamış olsaydı ne olurdu? Şu anda bir ton buğdayın fiyatı yurt dışında yaklaşık 250 dolarlar civarında, yani yaklaşık 11 bin lira civarında bugünkü kurlarla bakarsak. TMO'nun fiyatının olmaması piyasanın belki de bu rakamlara doğru gelmesini sağlayacaktı. Ne oldu? TMO, ton başına 16 bin 500 lira taban fiyat açıklayarak piyasanın bu rakamın altına düşmesini engellemek adına önemli bir görev üstlendi. Bu bir regülasyon faaliyetidir, referans fiyatıdır. TMO, bu konunun ticaretini yapan bir kurum değildir. Piyasa regülasyonu yapar, fiyat ve miktar hareketlerindeki anormallikleri standart hale getirir."
Yumaklı, bu buğdayı alıp kullanacak sanayici için de ekim ayındaki fiyatları açıkladıklarını, sektörün tamamı için bir öngörülebilirlik ortaya koyduklarını vurguladı.

"Birim destek fiyatını güncelleyeceğiz"
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, hububat alımı için TMO'nun tüm hazırlıklarını yaptığını belirterek, şu anda 20 milyon tonu depolayacak şekilde ve 600'den fazla noktayla alımlara hazır olduklarını söyledi.
Bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın buğday alım fiyatlarına ilişkin desteklerin güncelleneceğini söylediğini hatırlatması üzerine Yumaklı, şunları ifade etti:
"TMO, ürünü aldığı andan itibaren 21. günden başlayarak ürünlerin bedellerini ödemeye başlayacak. Nakit akışıyla ilgili zamanlamalar öne ya da ileriye gidebilir ama netice itibarıyla ortalama 21 günlük sürede ödemeyi gerçekleştireceğiz. Türkiye'nin içinde olmadığı ama bütün dünya ülkeleri gibi hele ki komşu olmamızdan kaynaklı bulunduğumuz bölgedeki savaşlar ve çatışmalar bizi de etkiliyor. En önemli başlıklardan birisi de enerji, yani mazot ve gübre diyelim. Her ikisi de bizi de etkiledi. Maliyetlerde artış oldu. Üreticilerimiz bunlardan bir bölümüne yakalandı bir bölümünün üretimini de o fiyat artışlarıyla beraber yapmak zorunda kaldı. Dolayısıyla savaş ve çatışmalar sebebiyle, konjonktürel sebeplerle üreticilerimizin mazot ve gübre maliyetlerinde oluşan artışları hesaplayarak 2026 yılı için dekar başına, yani dönüm başına 310 lira olarak belirlenmiş birim destek fiyatını güncelleyeceğiz."
Yumaklı, bu rakamın ne olacağına ilişkin sorular geldiğini belirterek, "Bütün bunları hesaplayabilmemiz için üretim ve hasat faaliyetlerinin sona ermesi, hasat dönemlerinin tamamlanması lazım. Dolayısıyla üretim sezonunun sonunda, savaşın getirdiği üretim ve girdi maliyetleriyle ilgili fahiş artışı hesaplayarak 2026 yılı için belirlenmiş olan 310 liralık dekar başına birim destek fiyatına eklemiş olacağız. Şu anda faaliyetler devam ediyor. Herhangi bir oran ya da hesaplama doğru sonuç vermeyecektir." dedi.
Zirvenin açılışında konuşan Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, küresel ekonominin son dönemde artan jeopolitik riskler, ticaret politikalarındaki korumacı eğilimler ve bölgesel çatışmaların etkisiyle yüksek düzeyde belirsizlik ve kırılganlık içeren bir süreçten geçtiğini belirtti.
Söz konusu gelişmelerin ülkelerin büyüme dinamikleri üzerinde belirleyici etki oluşturduğunu kaydeden Çakar, "Bu çerçevede, enerji kaynakları, stratejik madenler, kritik ham maddeler ve gıda ürünleri gibi temel alanlarda fiyat oynaklığının artması ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar, ülkeler açısından önemli risk unsurları olarak öne çıkmaktadır. Arz güvenliğinin sağlanması ve kaynaklara kesintisiz erişimin sürdürülebilmesi, ekonomik istikrarın korunmasında kritik öneme sahiptir." diye konuştu.
Çakar, Ziraat Bankası olarak tarımı yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, ülkenin gıda arz güvenliği, istihdamı, ekonomik istikrarı ve kalkınması açısından stratejik bir alan olarak değerlendirdiklerini aktararak, şu ifadeleri kullandı:
"Son yıllarda yayımlanan küresel raporlar bize çok net bir gerçeği göstermektedir ki artan dünya nüfusu, iklim değişikliği, su ve doğal kaynaklara ilişkin gelişmeler, tarımın stratejik önemini her geçen gün daha da artırmaktadır. Sürdürülebilir tarımın gelişmesi modern üretim tekniklerine erişim, mekanizasyon, teknoloji kullanımı, altyapı yatırımları ve risk yönetimi gibi alanlarda güçlü bir finansman altyapısını gerektirmektedir.
Ziraat Bankası'nın tarım sektörünün finansmanına yönelik olarak 1 milyondan fazla üreticiye kullandırılan tarımsal kredi bakiyesi bugün itibarıyla 930 milyar lirayı aştı. Bankamızın tarımsal kredilerdeki sektör payı yüzde 70 seviyelerindedir. Tarımsal kredilerimizin yüzde 90'ı sübvansiyonlu kredilerden oluşurken, bu kredilerin yaklaşık yüzde 23'ünün faiz maliyetinin tamamı Hazine ve Maliye Bakanlığımız tarafından karşılanmaktadır."
Tarım sektöründe kullanılan suyun verimliliğinin artırılmasında modern ve basınçlı sulama sistemlerinin kritik rol üstlendiğini bildiren Çakar, modern ve basınçlı sulama sistemleri yatırımlarının finansmanı kapsamında son bir yılda Ziraat Bankası'nın 9 milyar liradan fazla kredi kullandırdığını, bu kapsamda kullandırılan kredilerin bakiyesinin ise 24 milyar liraya ulaştığını söyledi.
149 bini aşkın genç çiftçiye 172 milyar lira finansman
Çakar, tarım sektöründe üreticilerin yaş ortalamasının giderek yükselmesinin üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik risk alanı oluşturduğunu belirterek, 2025 itibarıyla 149 bini aşkın genç çiftçiye 172 milyar lira, 68 bini aşkın kadın çiftçiye ise 54 milyar lira finansman sağlandığını dile getirdi.
İklim ve diğer dış etkenlerin olumsuz etkilerini en aza indirerek yıl boyunca kesintisiz üretim yapılabilmesine olanak sağlayan seracılık ve örtü altı üretim faaliyetlerini önemsediklerini anlatan Çakar, bu kapsamda kullandırılan kredilerin bakiyesinin ise 15 milyar lirayı geçtiğini kaydetti.
Çakar, tarımın finansmanında sadece üretim değil, depolama, lojistik, altyapı ve teknoloji yatırımlarının da stratejik önemde olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Özellikle gıda güvenliğinin sağlanması, ürün kalitesinin korunması, gıda israfının minimize edilmesi ve tedarik zincirinin sürekliliğinin sağlanması noktasında büyük öneme sahip olan soğuk hava deposu yatırımlarının finansmanına da kesintisiz olarak devam ediyoruz. Tarımda dijitalleşme ve akıllı tarım teknolojilerinin kullanımı başta hassas tarım uygulamaları olmak üzere, tarımsal üretimde üretkenliğin ve gelir düzeyinin artırılması, sektörün iklim etkilerine dayanıklılığının güçlendirilmesi ve ortaya çıkan emisyonların minimize edilmesi bağlamında kritik öneme sahiptir.”
Ülkenin sahip olduğu stratejik coğrafi konum, köklü üretim geleneği, dinamik nüfus yapısı ve zengin tarımsal kaynakları sayesinde tarımsal üretimde önemli bir potansiyele sahip olduğunu dile getiren Çakar, bu potansiyelin ekonomik değere dönüşebilmesinin modern ve verimli işletmelerin yaygınlaşmasına, sürdürülebilir üretim anlayışının güçlenmesine ve üreticilerin etkin finansman olanaklarına erişebilmesine bağlı olduğunu sözlerine ekledi.
“Amacımız geleceğin tarımını şekillendirecek fikirleri ortaya koymak”
TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek de tarımın geleceği, sürdürülebilir üretim modelleri ve sektörün öncelikli gündemlerinin zirvede ele alınacağını belirtti.
Zirvede kamu, finans, sigorta, teknoloji ve tarım sektörlerinden temsilcilerin bir araya geldiğine dikkati çeken Çiçek, "Amacımız yalnızca mevcut durumu değerlendirmek değil, aynı zamanda geleceğin tarımını şekillendirecek fikirleri, projeleri ve işbirliklerini de ortaya koymak." dedi.
Çiçek, tarım sektörünün gelişimine katkı sağlayacak platformları desteklemeyi sürdüreceklerini ve zirvenin sektör paydaşları arasında yeni işbirlikleri ile çözüm önerilerinin geliştirilmesine katkı sunacaklarını söyledi.





