Ekonomi

Vatandaş altın ve gayrimenkul diyor da başka bir şey demiyor

Sayın Alaattin AKTAŞ'ın, ekonomim.com sitesinde bugün yayımlanan "Vatandaş altın ve gayrimenkul diyor da başka bir şey demiyor" başlıklı köşe yazısı.

Merkez Bankası bu yılbaşından beri vatandaşa bir yıl sonrasına ilişkin enflasyon ve dolar kuru tahminini soruyor ve bu konulardaki yanıtları aldıktan sonra şu soruyla devam ediyor:

“Kur ve enflasyon beklentileriniz ışığında, şu anda yatırım yapabileceğiniz nakit varlığınız olsa aşağıdakilerden hangisini yapardınız?”

Sonra da vatandaşa seçenekler sunuluyor ve tercihlerini bildirmeleri isteniyor.

İşte bu tercihler başlıkta vurguladığım gerçeği ortaya koyuyor:

Son anketin yapıldığı nisan ayındaki verilere göre vatandaşın tam yüzde 82’si “Altın ve ev-dükkan-arsa alırım” diyor. Bu oran ocak ayında yüzde 84 düzeyindeydi, altın alacağını söyleyenlerin oranı biraz düştü, gayrimenkul diyenlerin oranı ise bir miktar arttı. Ama yine ortada yüzde 82 gibi çok büyük bir oran var.

“Vadeli mevduatı tercih ederim, araba alırım, paramı borsaya yatırırım, döviz alırım, TL ve dövize dayalı yatırım fonunu tercih ederim, beyaz eşya alırım ya da bütün bunların dışındaki araçlara yönelirim” diyenlerin toplamı yalnızca yüzde 18 düzeyinde.

Ekonomiye katkısı olmayan tasarruf!

Tasarruf, ekonomiye katkıda bulunuyorsa önemlidir, değerlidir.

Örneğin, tasarruf mevduat olur ki, finansal sistem için kaynak oluştursun.

Tasarruf borsaya girer ve şirketlere kaynak oluşturur ki yeni üretime katkıda bulunsun.

Oysa Türk halkının tercihi ekonomiye katkı verecek bir tasarruf şekli değil, tam tersi.

Hele hele en çok tercih edileceği belirtilen araç, yani altın Türkiye’nin daha çok ithalat yapması, daha çok döviz harcaması sonucunu doğuruyor. Tam bir ölü yatırımdan söz ediyoruz. Ama tercihini altından yana kullanıyor diye vatandaşı eleştirmek tabii ki doğru değil.

Vatandaşı altını tercih etmek durumunda bırakanların hiç mi suçu yok. Ya da daha doğru bir ifadeyle asıl sorumlu vatandaşı bu tercihe yöneltenler.

Ya yastık altı ya beton!

Yatırım tercihinde ikinci sırada bulunan ev, dükkan ve arsadaki durum da altınla hemen hemen aynı.

Hemen hemen, çünkü burada inşaat sektörünü destekleyen bir tercihten söz ediyoruz.

İnşaat sektörünün de bir dizi sanayi alt sektörü için sürükleyici olduğu bir gerçek.

Dolayısıyla vatandaşın gayrimenkule olan ilgisinin tümüyle ölü bir yatırım olduğu söylenemez.

“Bilgi tedavisi” etkili olmuyor!

Bu arada vatandaşa enflasyon beklentisini sorarken önce son oran hakkında bilgi veren, kendi ifadesiyle vatandaşa “bilgi tedavisi” uygulayan Merkez Bankası bu tedaviden istediği sonucu yine de alamamışa benziyor.

Ocak ve şubat aylarında bir yıl sonrasının enflasyonunu yüzde 48,8 düzeyinde tahmin ettiğini belirten hanehalkı, martta yüzde 49,9’a çıkardığı tahminini nisanda biraz daha artırarak yüzde 51,6’ya yükseltti.

Ancak mart ve nisanda önceki aylara göre yaşanan artış aslında az bile. Savaşın etkisiyle çok daha hızlı bir artış tahmininde bulunulması şaşırtıcı olmazdı.

Dile getirilen oranlarda aydan aya olan yükselme çok fazla değilse de hanehalkının enflasyon tahmini hâlâ çok yüksek. Türkiye bir yıl sonra yüzde 50 dolayında enflasyon herhalde yaşamayacaktır. Ama vatandaşın tahmini bu yönde ve ekonomi yönetiminin hiç olmazsa arada bir “Biz nerede hata yapıyoruz ki hem mevcut oranın, hem resmi hedeflerin böylesine üstünde bir tahminde bulunuluyor” diye düşünmesi gerekir.

Ya diğer tahminler?

Hanehalkının mart ayında yüzde 49,9 düzeyinde tahmin ettiği bir yıl sonrasına ilişkin enflasyon tahminini yüzde 51,6’ya yükselttiğini belirttim.

Tahminini yukarı çeken yalnızca vatandaş değil.

Piyasa katılımcıları martta yüzde 22,2 olan yıllık enflasyon tahminlerini nisanda yüzde 23,4’e, reel sektör ise martta yüzde 32,9 olan tahmini nisanda yüzde 33,7’ye çıkardı.

Bu koşullarda 16’da ısrar edilir mi?

Bu köşede daha önce de değindim. Merkez Bankası savaş gibi “şahane” bir gerekçe ortaya çıkmışken ve gerçekleşmesi zaten hiç mi hiç mümkün görünmüyorken yüzde 16 olan enflasyon hedefinde ısrar etmeyecektir, etmemelidir.

Tahminimi bir kez daha yazayım; Merkez Bankası 14 Mayıs’ta açıklayacağı yılın ikinci enflasyon raporunda 2026’nın enflasyon tahmin aralığını yüzde 18-24, hedefini ise yüzde 19 olarak revize edebilir.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.