Küresel ölçekte ticaret politikalarında artan belirsizliklere karşın ihracat odaklı politikaların sürdürülmesi, pazar çeşitlendirme stratejileri ve rekabet gücünü artırmaya yönelik adımlarla Türkiye ekonomisinin dünya ihracatından aldığı payın artmaya devam etmesi ve ihracatın 2028 sonunda 308,5 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor.

AA muhabirinin 2026-2028 dönemini kapsayan Katılım Öncesi Ekonomik Reform Programı'ndan yaptığı derlemeye göre, küresel ölçekte ticaret politikalarındaki artan belirsizlikler, özellikle son bir yıl içerisinde etkisini hissettirmeye başlayan tarife gerilimleri ve korumacı eğilimler, 2026 yılında küresel ticaret üzerinde baskılayıcı unsurlar olarak öne çıkıyor.

Bu durum, önümüzdeki dönemde hem küresel ekonomik görünüm hem de dünya ticaret hacminin göstereceği performans üzerinde aşağı yönlü baskılar oluşturuyor.

Buna rağmen, ihracat odaklı politikaların sürdürülmesi, pazar çeşitlendirme stratejileri ve rekabet gücünü artırmaya yönelik adımlarla Türkiye ekonomisinin dünya ihracatından aldığı payın artmaya devam etmesi ve ihracatın program dönemi sonunda 308,5 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor.

Küresel ekonomik dalgalanmalara ve artan jeopolitik belirsizliklere rağmen hizmetler dengesinin önemli bir kalemi olan turizm sektörü güçlenmeye devam ediyor.

Bununla birlikte, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini daha etkin kullanması için yeni küresel eğilimler yakından takip edilecek, sağlık, spor ve kültür turizmi alanlarında tanıtım, pazarlama ve işbirliği faaliyetleri artırılarak hizmet kapasitesi güçlendirilecek.

Turizmin tüm yıla ve ülke geneline yaygınlaştırılacağı bütüncül bir anlayış ile ziyaretçi başına gelirin artırılması odaklı tematik turizm türleri desteklenecek.

Bu kapsamda, seyahat gelirlerinin 2028 yılında yaklaşık 68,2 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Hizmetler dengesinin bir diğer önemli kalemi olan taşımacılık sektöründe, Türkiye’nin tedarik zincirindeki konumunu güçlendirecek, daha kısa sürede ve daha az maliyetle önemli pazarlarda ihracatın sürdürülebilirliğini sağlayacak altyapı oluşturulacak.

Böylelikle, hizmetler dengesinin program dönemi sonunda 75,3 milyar dolara ulaşarak cari işlemler hesabına önemli ölçüde pozitif katkı sağlaması tahmin ediliyor.

Dost ve yakın ülkeler başta olmak üzere, ikili ve çok taraflı diyalog ve istişare mekanizmalarından azami düzeyde faydalanılacak

Program dönemi boyunca cari işlemler açığı iyileştirilerek dış denge kaynaklı risklerin azaltılması sağlanacak. Bu kapsamda, ihracatta ürün ve pazar çeşitliliğinin artırılması, stratejik işbirliklerinin güçlendirilmesi, ihracatın finansmanının desteklenmesi, yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması, rekabetçiliğin artırılması ve arz güvenliğinin desteklenmesi temel öncelikler arasında olacak.

Sağlanacak kazanımlarla program dönemi sonunda cari açığın toplam hasılaya oranının yüzde 1 seviyesine kadar gerilemesi ve ithalatın 410,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.

Program kapsamında ihracatta ürün ve pazar çeşitliliğinin artırılması ekseninde ihracatın geleneksel ürün ve pazar yapısı geliştirilecek, Türkiye markasının bilinirliği artırılacak ve küresel ticarette son dönemdeki eğilimlerin ortaya çıkaracağı fırsatlardan azami şekilde istifade edilecek.

Stratejik işbirliklerinin güçlendirilmesi amacıyla yeni ticaret anlaşmalarının müzakere edilmesine yönelik ticaret diplomasisi araçları etkin şekilde kullanılacak.

Dost ve yakın ülkeler başta olmak üzere, ikili ve çok taraflı diyalog ve istişare mekanizmalarından azami düzeyde faydalanılacak, güvenlik alanındaki ortak tehditlere karşı işbirliği çabaları ve bölgesel barışa yönelik girişimler sürdürülecek.

İhracatın finansmanının desteklenmesi amacıyla Türk Eximbank’ın iş modeli ve kurumsal altyapısı uluslararası en iyi uygulamalar dikkate alınarak güçlendirilecek ve İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi aracılığıyla ihracatçılar için kefalet yükü azaltılacak.

Küresel ölçekte rekabet gücünün artırılmasını teminen yeşil ve dijital dönüşümü sağlayacak politikalarla uluslararası düzenlemelere uyum güçlendirilecek.

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi araçlara uyum sürecinde karbon yoğun sektörlerin ihracat görünümü ve rekabetçilik analizleri yapılarak ürün ve sektör bazlı risk ve fırsatlar belirlenecek.

Türkiye'nin rekabet gücü ve küresel değer zincirlerindeki konumu daha üst seviyelere çıkarılacak

Rekabetçiliğin artırılması ve arz güvenliğinin desteklenmesi kapsamında enerji ve tarım arz güvenliğinin temini, bölgesel bağlantısallığın artırılması, uzak ülkelerle bağların güçlendirilmesi bütüncül bir biçimde sürdürülecek.

Türkiye’nin bölgesel enerji ticaret merkezi olmasına yönelik çalışmalar yürütülecek. Madencilik sektöründe AR-GE’ye dayalı yerli teknoloji ve ürün geliştirilmesi çalışmaları yapılacak, nükleer teknolojiler stratejisi ve eylem planı hazırlanacak.

İthalatın yerli üretim üzerinde oluşturduğu etkiler bütün yönleriyle ele alınarak uluslararası yükümlülükler çerçevesinde rekabeti artıracak politika ve önlemler yürürlüğe konacak.

Program döneminde, Türkiye'nin rekabet gücü ve küresel değer zincirlerindeki konumu daha üst seviyelere çıkarılacak ve hizmetler sektörünün potansiyeli daha etkin şekilde kullanılacak.

Mal ve hizmet ihracatında nicelik ve nitelik bakımından elde edilen kazanımların yanı sıra yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ihracat artışını teşvik eden, kritik ürün ve teknolojilerde ithalata bağımlılığı azaltmayı sağlayan politikalarla Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı pay artırılacak.

Böylece cari işlemler dengesinde sağlanacak kademeli ve kalıcı iyileşme, ekonomik ve finansal istikrarı güçlendirerek dezenflasyon sürecine katkı sağlamaya devam edecek.