Merkez Bankası hanehalkının başta enflasyon olmak üzere çeşitli konulardaki tahmin ve beklentilerini daha sağlıklı bir şekilde ölçebilmek amacıyla yeni bir çalışma başlattı. “Hanehalkı Beklenti Anketi (HBA)” adlı çalışmanın şubat sonuçları da dün açıklandı.

Merkezin Güncesinde yer alan değerlendirmede de söz konusu anketle ilgili detaylar aktarıldı ve hanehalkının beklentilerine ilişkin olarak TÜİK tarafından yürütülen tüketici eğilim anketi ile yeni çalışmanın farkları ortaya konuldu.

Bu farklarla ilgili en çarpıcı detay hiç kuşku yok ki yaklaşımda kendini gösteriyor. Aslında bu yaklaşımı başka alanlarda da uygulamak gerekir, örneğin en başta TÜFE ağırlıklarında. Merkezin Güncesinde bakın her istatistiğin mutlaka Avrupa Komisyonu’nun öngördüğü çerçevede tutulmasının sakıncalarına nasıl değiniliyor:

“Avrupa Komisyonu eşgüdümünde çok sayıda ülkede uygulanan tüketici eğilim anketi, standart bir çerçeveye sahip olduğundan soru setinin ülkeye özgü ayrıntılı sorular içerecek şekilde revizyonuna sınırlı ölçüde imkân tanıyor. Bu nedenle Merkez Bankası, hanehalkının enflasyona ve enflasyonla yakından ilişkili ekonomik ve finansal göstergelere dair beklentilerini ve bu beklentilerle uyumlu davranış eğilimlerini daha kapsamlı biçimde analiz etmeye imkân sağlayacak hanehalkı beklenti anketini daha özel bir çerçevede tasarladı ve TÜİK iş birliğiyle uygulamaya başladı.”

Hani TÜİK bu yıl TÜFE ağırlıklarını belirlemede Avrupa Komisyonu kararı gereğince yeni bir yönteme geçti ve bu da Türk halkının gerçek tüketim eğilimini yansıtmaktan uzak kaldı ya… Bu konuya defalarca dikkat çekilip yeni TÜFE ağırlıklarının gerçek enflasyonu ortaya koymaktan uzak sonuçlar doğuracağı dile getirildi ya… İşte Merkez Bankası azından tahminler yönüyle Türkiye’de diğer ülkelerle aynı soru kalıplarını kullanmanın pek de sağlıklı olmadığını görmüş ve ona göre adım atma gereği duymuş. Ne denir ki, aklın yolu bir!

Anketler arasındaki farklar neler?

Merkezin Güncesi blog sayfasında yer alan değerlendirmede temel olarak iki anket arasında içerik yönüyle farklar olduğu, bir de soru dilinin değiştirildiği belirtiliyor.

Kuşkusuz yeni ankette çok daha detaylı sorular, çok daha çeşitli sorular var.

Ama soru dilinde de ankete katılanları sanki biraz yönlendirme amaçlı bir değişikliğe gidildiği gözleniyor. Bakın blogda bu konuda ne deniliyor:

“HBA’nın yenilikçi yönlerinden biri de katılımcılara beklentilerinin mevcut verilere ilişkin ön bilgilendirme yapılarak sorulması. Bu uygulamaya bilgi tedavisi adı veriliyor. Örneğin enflasyona ilişkin soru setinde, katılımcı ile öncelikle son ay gerçekleşen yıllık enflasyon oranı bilgisi paylaşılıyor, ardından katılımcıdan bu oranla karşılaştırma yaparak geleceğe yönelik bir değerlendirme yapması, daha sonra ise doğrudan enflasyon oranına ilişkin açık uçlu sayısal tahminde bulunması isteniyor. Bu sayede, soru katılımcı tarafından daha anlaşılır hale getirilerek beklentilerin içsel tutarlılığı ve ölçümün kalitesi artırılıyor.”

Doğrusu “bilgi tedavisi” kavramı kulağa biraz tuhaf gelmiyor değil. Ama böyle bir kavram var. Vatandaşa adeta “Galiba bu konuda senin bilgin az, bak son durum şu, ona göre yanıt ver” denilmiş oluyor.

“Bilgi tedavisi” işe de yarıyor! On iki ay sonrasının enflasyon beklentisi “bilgi tedavisi” yapılınca ocak için 3,3, şubat için de 2,3 puan daha düşük belirtilmiş. Vatandaş, mevcut enflasyonu öğrenince tahminini aşağı çekmiş. Ama oran hâlâ hem ocak, hem şubat için yüzde 48,8 ve çok yüksek.

Yalnızca enflasyon sorulmayacak

Hanehalkı beklenti anketinde vatandaşa artık enflasyon tahminlerinin yanı sıra konut fiyatları, dolar kuru ve yatırım tercihlerine ilişkin değerlendirme ve beklentileri de soruluyor. Üstelik bu sorular cinsiyet, yaş grubu, gelir düzeyi ve eğitim ayrımında da detaylandırılıyor.

Hanehalkına ayrıca son bir yılda hangi ürün gruplarında fiyatın en çok arttığı ve gelecek bir yılda hangi grupta en çok fiyat artışı beklediği sorusu da yöneltiliyor.

Verilen yanıtlar beklendiği gibi ama yine de çarpıcı…

Son bir yılda en hızlı fiyat artışı görüldüğü belirtilen gruplar yüzde 41,1 ile gıda, yüzde 24 ile yakıt ve enerji, yüzde 18,7 ile kira. Ama dikkat, bu oranlar artış oranını değil, hanehalkının yüzde kaçının bu gruplardaki artışa dikkat çektiğini gösteriyor.

Gelecek bir yılda en hızlı fiyat artışı beklenen gruplarda da sıra aynı; hanehalkının yüzde 36,8’i gıdada, yüzde 24,8’i yakıt ve enerjide, yüzde 18,6’sı kirada yüksek artış bekliyor.

Bu arada hani TÜFE’de ağırlığı çok artırılan otel, lokanta ve benzeri hizmetler vardı ya, vatandaş için buralardaki zammın ne kadar önemsiz olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Son bir yılda hanehalkının yalnızca 3,9’u bu gruptaki zamma işaret etmiş, gelecek bir yıl için ise 5,2’lik bir kesim bu gruptaki zamların yüksek olacağını düşüyor.

Altın ve gayrimenkulden vazgeçilmiyor

Merkez Bankası’nın hanehalkı beklenti anketi çerçevesinde yönelttiği bir soru da yatırım tercihlerinin ne olacağı…

Vatandaş altın diyor da başka bir şey demiyor. Yüzde 55,5’lik bir kesim tasarrufunu altın alarak değerlendireceğini söylüyor.

Yüzde 30 gayrimenkule işaret ediyor ve ev, dükkan, arsa alacağını dile getiriyor.

Mevduatın da, dövizin de adeta adı bile geçmiyor.

Sektörel enflasyon beklentileri

Enflasyon beklentileri kavramı yerleşti yerleşmeye ve Merkez Bankası da bu yeni çalışmasının adını “Hanehalkı Enflasyon Beklentileri” koydu ama beklenti biraz da gerçekleşmesi umulan anlamına geldiği için ve yüksek enflasyon da umut edilmeyeceği için aslında bu kavram yerine tahmin demek çok daha uygun.

Bu şerhi düştükten sonra Merkez Bankası’nın açıkladığı sektörel enflasyon beklentileri ne gösteriyor, ona bakalım.

Hanehalkının beklentisini aktardım; şubat itibarıyla bir yıl sonrasının tahmini yüzde 48,1 ve bu oran ocak ayındaki oranla aynı.

Piyasa katılımcılarının ocakta yüzde 22,2 olan tahmini şubatta yüzde 22,1’e, reel sektörün tahmini ise yüzde 32,9’dan yüzde 32’ye geriledi.

Bu görüşler Merkez Bankasının!

Merkez Bankasının blog sayfası olan Merkezin Güncesinde yer alan yazılar ne olursa olsun en altta şöyle bir ifade okuyoruz:

“Blogda yer verilen görüşler yazarlara aittir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi görüşlerini temsil etmeyebilir.”

Blogda zaman zaman tek seferlik değerlendirmeler yer alıyor, bunlar için yukarıdaki notu koymak anlamlı olabilir.

Ama iyi de Hanehalkı Beklenti Anketi tek seferlik bir çalışma değil ve zaten resmi istatistik programında yer alıyor. Merkez Bankası kıdemli uzmanı Dilek Bölükbaş, uzmanlar Ezgi Deryol ve Özlem Sevinç ile uzman yardımcısı Kübra Yıldız Özertaş tarafından kaleme alınan ve blogda yer alan yazı ve görüşler bu veri setinin bir anlamda metodolojisi ve değerlendirmesi.

Dolayısıyla Merkez Bankası nasıl olur da “Bu görüşler bizi bağlamayabilir” der!

Ayrıca blogdaki bu değerlendirmenin Merkez Bankasının resmi değerlendirmesi gibi algılandığı ve kullanıldığı da ortada. Üstelik hangi uzmanın görüşü belli bir süzgeçten geçmeden o blogda yer alabilir ki…

Merkez Bankası belli ki başta IMF olmak üzere uluslararası kuruluşlarda yer verildiği gibi bir dip not koymayı tercih etmiş ama böyle bir konuda o dip not çok anlamsız. Resmi istatistik programında yer alan bir konunun açıklaması için “Bizim resmi görüşümüzü yansıtmıyor olabilir” tarzı bir ifadeye yer verilmemeliydi.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com