Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Bankalar Birliği Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, ekonomi programı, dezenflasyon süreci, cari açık, rezervler ve bankacılık sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Şimşek, Türkiye ekonomisinin son 2 yılda güçlü şoklara karşı dayanıklılığını gösterdiğini belirterek, fiyat istikrarının ekonomi programının en kritik bileşeni olduğunu söyledi.

Fiyat istikrarının programın temelini oluşturduğunu vurgulayan Şimşek, enflasyonun kalıcı şekilde düşük tek haneye indirilmesi hedefinden vazgeçilmediğini ifade etti. Şimşek, bu hedefe ulaşmak için maliye politikası ve yapısal reform ayağıyla gerekli desteğin verileceğini belirtti.

Dezenflasyon sürecinde yaşanan gecikmelere de değinen Şimşek, şokların dönem dönem süreci geciktirebildiğini ancak programın yönünün değişmediğini söyledi. Şimşek, “Bizim için önemli olan gidişatın yönüdür. Birkaç aylık gecikmeyle dezenflasyon süreci tekrar devam edecektir.” dedi.

“Bütçe hedefimizi tutturacağız”

Bakan Şimşek, mali disiplinin yeniden inşa edildiğini ve bundan sonra bunun sürdürülmesinin önem taşıdığını dile getirdi.

Bu yıl eşel mobil gibi kritik bir uygulamanın devreye alınmasına rağmen bütçe hedeflerinin tutturulacağını belirten Şimşek, eşel mobil uygulanmamış olsaydı hedeflerin ötesinde bir başarının söz konusu olacağını kaydetti.

“Cari açık yönetilebilir seviyede”

Cari açıkta son yıllarda yapısal bir iyileşme olduğunu ifade eden Şimşek, altın hariç bakıldığında bu iyileşmenin daha net görüldüğünü söyledi.

Bu yıl cari açığın milli gelire oranının yüzde 3,5’lik hedefin altında kalabileceğini belirten Şimşek, cari açığın yılı yüzde 3 ya da altında bir oranla kapatabileceğini ifade etti.

Şimşek, dış ticaret açığında büyük bir petrol şokuna rağmen önemli bir bozulma görülmediğini belirterek, cari açıktaki artışın önemli olmakla birlikte yönetilebilir olduğunu söyledi.

“Rezervler konusunda endişeye mahal yok”

Rezervlere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şimşek, bu yıl altın fiyatlarındaki gerilemenin rezervler üzerinde olumsuz etkilerinin görüldüğünü belirtti.

Rezervlerde ciddi iyileşme sağlandığını ifade eden Şimşek, savaşın etkisiyle bir miktar çıkış yaşandığını ancak rezervlerdeki değişimin yaklaşık yüzde 40’ının altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandığını söyledi.

Şimşek, dünyada rezerv yeterliliği için yüzde 20 seviyesinin yeterli görüldüğünü, Türkiye’de ise çıkışlara rağmen bu oranın yüzde 27 seviyesinde bulunduğunu belirtti. Genel kabulün 3 aylık ithalatı karşılayacak rezervin yeterli olduğu yönünde olduğunu hatırlatan Şimşek, Türkiye’nin yaklaşık 5 aylık ithalatı karşılayacak düzeyde rezerve sahip olduğunu vurguladı.

“Hanehalkının döviz talebi yok”

Kur Korumalı Mevduat’tan çıkışın büyük oranda tamamlandığını belirten Şimşek, program döneminde 220 milyar dolarlık bir düzelme sağlandığını söyledi.

Geçmiş şok dönemlerinde hanehalkının döviz talebinin arttığını hatırlatan Şimşek, mevcut dönemde ise farklı bir tablo bulunduğunu ifade etti. Şimşek, savaş kaynaklı büyük bir arz şoku yaşanmasına rağmen hanehalkının döviz talebi olmadığını, aksine şubat sonundan bu yana 1,8 milyar dolarlık döviz satışı görüldüğünü belirtti.

Bu durumun hanehalkının ekonomi programının devamına olan inancını ortaya koyduğunu söyleyen Şimşek, altına bir miktar talep olmakla birlikte döviz satışının önemli bir gösterge olduğunu ifade etti.

Bankacılık sektörüne güçlü yapı vurgusu

Bankacılık sektörünün güçlü ve dayanıklı bir yapıda olduğunu belirten Şimşek, sektörün önünde ciddi fırsatlar bulunduğunu söyledi.

Son yıllarda reel karlılıkta bir miktar düşüş yaşandığını ancak bunun geçici bir dönem olduğunu ifade eden Şimşek, son üç yılda yatırım kredilerinin toplam krediler içindeki payının arttığını belirtti.

İhracat kredilerinin toplam krediler içindeki payının yüzde 6’dan yüzde 11’in üzerine çıktığını kaydeden Şimşek, sanayide dönüşümün kritik önemde olduğunu söyledi. Şimşek, Türkiye’nin artık düşük ücretler üzerinden rekabet etmek istemediğini belirtti.

Lojistik altyapıya da değinen Şimşek, demiryollarının öncelikli alanlardan biri olduğunu, üretim üslerinin demiryollarıyla limanlara bağlanmasının kritik önem taşıdığını ifade etti.

Şimşek, şoklarla mücadele ederken bunların fırsata çevrilmesi için de çalışmaların sürdüğünü söyledi.