Ekonomi

Program çok eksikken kur konusunda konuşmak

Sayın Fatih Özatay'ın, ekonomim.com sitesinde bugün yayımlanan "Program çok eksikken kur konusunda konuşmak" başlıklı köşe yazısı.

Merkez Bankası yetkilileri kur konusunda konuşmazlar ama uygulanan programın önemli eksikliklerini münasip bir dille anlatmaları gerekir.

Önemli bir Merkez Bankası yetkilisinin döviz kuru hakkında konuşması ve konuşmasında istemeden de olsa sarf edeceği bazı dikkatsiz sözler, döviz piyasasında spekülatif hareketlere yol açabilir.

Döviz kuru hakkında Merkez Bankası yetkililerinin konuşmaması gereğinden söz ediyordum Salı günü. Döviz kurunun ileride izleyeceği yolun öngörülemez gelişmelerle dolu olabileceğini neden olarak göstermiştim. Önemli bir başka neden daha var. Şu: Döviz cinsinden mali varlıklara yatırım yapma kararı alınırken, bu varlıklardan elde edilecek olası getirilerle yerli para cinsinden alternatif seçeneklerin olası getirileri arasındaki fark, ön plana çıkan değişkenlerden biri. Döviz cinsinden mali varlık tutarak vade sonunda elde edilmesi beklenen getiriyi, döviz kurunun ileride alması beklenen değer önemli ölçüde belirliyor.

Merkez Bankası politika faizine ilişkin kararları ve uyguladığı döviz kuru rejimi ile hem döviz kurunun bugünkü değerini hem de ileride alabileceği değerlere ilişkin bekleyişleri önemli ölçüde şekillendirme kabiliyetine sahip. Uygulanan döviz kuru rejimi çerçevesinde döviz piyasasına müdahalelerde de bulunabilir; döviz alıp satabilir. Bu alım-satım işlemleri -yine kur rejimine bağlı olarak- sürpriz bir şekilde ya da düzenli ihalelerle gerçekleştirilebilir. Önemli bir Merkez Bankası yetkilisinin döviz kuru hakkında konuşması ve konuşmasında istemeden de olsa sarf edeceği bazı dikkatsiz sözler, döviz piyasasında spekülatif hareketlere yol açabilir. Sonuçta bir yatırım aracı döviz.

Merkez Bankası’nın bir görevi de hükümete danışmanlık yapmak

Son iki yıldır döviz kurunun izlediği yoldan şikâyet eden kesimlerin varlığı da açık. Onların şikâyetlerinde ve salı günkü ve bugünkü yazımı tetikleyen konuşmada haklı olan taraf şu: Bir para biriminin reel olarak sürekli değer kazanması (ya da kaybetmesi) sürdürülebilir bir olgu değil. Ama Merkez Bankası açısından bakınca bu olgunun altındaki nedene inmek gerekiyor. Yoksa salt sonuç hakkında konuşmak durumuna düşüldüğü gibi bir de belirttiğim önemli sakıncalar ortaya çıkıyor. Oysa yasası gereği Merkez Bankası’nın bir görevi de hükümete danışmanlık yapmak; ortaya çıkan sonuçların arkasındaki nedenleri anlatmak gerekiyor.

Bizim gibi ülkelerde ekonomik istikrarı sağlamanın ve onu korumanın olmazsa olmaz koşullarından biri yerli para cinsinden mali varlıklara yönelik talebi azaltan, dahası ondan uzaklaşılmasına yol açan temel nedenleri ortadan kaldırmak. Bu nedenlerin en önemlilerinden biri, faizi enflasyonun altında tutmaya çalışan bir politika elbette. Ama böyle bir politika uygulanmıyor olsa da yerli paradan kaçış olabilir. Farklı bir deyişle, faiz tek neden değil. Bütçe açığı ve kamu borcu sürdürülemez bir biçimde artıyor olabilir. Ya da bankacılık sektöründen gelen sinyaller giderek kötüleşmektedir. Veya şirketler kesiminin bilanço zafiyetleri çok belirginleşmeye başlamıştır. Yargı sistemi ülkeyi giderek yatırım yapılmaz bir ülke konumuna getirmekte olabilir. Ya da ne bileyim seçim yaklaşmaktadır ve ülkenizin seçim öncesinde tüm dengeleri yerle bir eden seçim ekonomisi uygulaması geleneği vardır. Dış politikada da önemli sorunlar yaşamakta olabilirsiniz.

Bunların Türkiye açısından ne ölçüde geçerli olduğuna siz karar verin. Ama kıssadan hisse şu: Önemli kırılganlıkları olan bir ülkede sadece para politikası ile makroekonomik istikrar sağlanmaz. Daha zengin ve gelir dağılımı daha düzgün bir ülke olma bahsine ise hiç girmiyorum. Dolayısıyla, Merkez Bankası yetkilileri kur konusunda konuşmazlar ama uygulanan programın önemli eksikliklerini münasip bir dille anlatmaları gerekir.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.