Merkez Bankası’nın önceki gün bankalara kredi artış sınırlamasından istisna tutulacak kredilerle ilgili olarak gönderdiği talimat, piyasalarda kısa süreli bir iyimserlik dalgası oluşmasını sağladı. Ne öngörüyordu bu talimat; banka dışı özel sektör kuruluşlarının yurt içinde Türk Lirası cinsinden ihraç ettiği borçlanma araçlarından yıl sonuna kadar itfası geleceklerin ödenmesi amacıyla kullandırılacak krediler, kredi sınırlaması kapsamından dikkate alınmayacaktı. Yani bankalar özel sektöre borçlanma araçlarının ödenmesi amacıyla diledikleri kadar kredi açabileceklerdi.

Ama bankalar ya bu krediyi açmaya yanaşmazsa…

Öyle ya bu konuda bir zorlamada bulunmak söz konusu olamazdı ki…

Bankalar aylık sınırlamaya bağlı kalmaksızın kredi açma olanağına kavuşuyorlardı, o kadar.

Bu konudaki yaklaşımın ne olabileceğini dünkü yazımda şöyle ifade etmiştim:

“Ama bu demek değil ki bankalar şirketlerin borçlanma araçları için talep edecekleri tüm krediyi karşılayacak. Burada yük büyük olasılıkla kamu bankalarına binecek.”

Bankacılık çevrelerinin yaklaşımı neydi; dün bu konuda ne düşünüldüğünü öğrenmeye çalıştım. Tabii ki açık açık dile getirilmiyor, bu tür kredi taleplerinin karşılanmayacağı söylenmiyordu ama edindiğim izlenim başlıkta da yazdığım gibi şu oldu:

“Nasıl yapsak da kredi açmasak, hangi gerekçeleri bulsak da kredi kullandırmasak!”

Aslında pek gerekçe bulmaya ya da yaratmaya da gerek yok. Banka istemezse, geri dönüşünü riskli görürse tabii ki kredi kullandırmaz.

Kaldı ki tahvil borcunu ödemekte zorlandığı için kredi talebinde bulunan bir özel sektör kuruluşunun daha sonra bu amaçla kullandığı krediyi zamanında ödeyeceğinden kuşku duymak da gayet normaldi.

Hiç alamamaktan iyi

Ancak şöyle de bir gerçek var. Bazı bankalar bu istisna kapsamında özel sektöre kredi kullandırmayı özellikle tercih edebilir.

Bir şirketin vadesi dolacak olan tahvilinde alacaklı o banka ise alacağın ödenememesi tabii ki bankanın işine gelmez. Banka, alacağının donuk alacağa dönüşmesini elbette istemez. Bu yüzden de bazı bankalar alacaklarını döndürebilmek için geri dönüşü riskli de olsa bazı şirketlere kredi verme taraftarı olur.

Yıl sonuna kadar vadesi dolacak bir alacak bankaya hiç dönmeyecekse, banka yeni kredi açmak suretiyle en azından süre kazanabilir.

Bankalardaki tutar

Bu aşamada bankaların elinde ne miktarda özel sektör borçlanma senedi bulunduğu sorusu önem kazanıyor.

Merkez Bankası verilerine göre 16 Ekim itibarıyla finansal olmayan kuruluşlarca ihraç edilen borçlanma senedi tutarı 188 milyar lira. Bu tutarın 50 milyar liralık kısmı bankaların elinde.

Bir de bankalar dışındaki finansal aracılar tarafından ihraç edilen borçlanma senetleri var. Bu senetlerin tutarı 518 milyar lira ve bu tutarın 40 milyarı bankalarda.

Dolayısıyla bankalar dışındaki özel sektör kuruluşlarının ihraç ettiği toplam borçlanma senedi 706 milyar lira düzeyinde ve bunun 90 milyarı bankaların elinde bulunuyor.

Bu 90 milyarlık tutarın ne kadarının vadesi yıl sonuna kadar gelecek, o ayrıntı yok, en azından kamuya açık verilerde yok. Ancak bu tutarın tümünün vadesi yıl sonuna kadar gelmeyecek, o belli. Nereden mi belli; Merkez Bankası verilerine biraz daha detaylı bakalım…

En fazla 63 milyar

Finansal kesim dışındaki kuruluşların ihraç ettiği 188 milyarlık borçlanma senedinin kısa vadeli olanları içinde bankaların elinde bulunan tutar 23,7 milyar liralık.

Diğer finansal aracıların ihraç ettiği 518 milyarlık borçlanma senedinin kısa vadede ödenmesi gerekenlerinin de 39,5 milyarı bankaların elinde bulunuyor.

Dolayısıyla özel sektörün bankaların elinde bulunan kısa vadede, yani bir yıldan kısa sürede ödemesinin yapılması gereken borçlanma araçlarının toplamı 63,2 milyar.

Bunu da azaltmak gerekiyor ama o tutarı bilmiyoruz. Bu 63,2 milyar liralık banka alacağı, kısa vadeli sınıfına girmiş, yani orijinal vadesi daha farklı olmakla birlikte artık vadesine bir yıldan kısa bir zaman kalmış tüm alacağı gösteriyor. Dolayısıyla bu tutardan yıl sonuna kadar ödenmesi gereken kuşkusuz 63 milyarın çok altındadır.

Sonuçta bankaların, ellerinde bulunan, bir başka ifadeyle kendi alacaklarının kapatılmasında kullanılacak olan özel sektör borçlanma araçları için kredi kullandırmaları makuldür ve bu beklenir.

Kısa vadeli toplamı

Özel sektörün kısa vadede ödemesi gereken toplam borçlanma senedi tutarı 132 milyarı finansal olmayan kuruluşlara, 493 milyarı da bankalar dışındaki finansal aracı kuruluşlara ait olmak üzere toplam 625 milyar düzeyinde. Ancak bu tutar bir yıldan kısa vadede ödenmesi gereken tutar. 625 milyarın ne kadarının yıl sonuna kadar ödenmesi gerektiği belli değil.

Yıl sonunun önemi malum; bu ödemeler için kullandırılacak kredilerin istisnasının yıl sonuna kadar geçerli olması.

İstikamet kamu bankaları

Özel bankalar tabii ki kredi talebinin bir kısmını karşılayacaktır; özellikle kendi alacaklarının döndürülmesini sağlayacak talepleri.

Diğer talepler karşısında nasıl bir tutum takınılacağı da iyi kötü tahmin edilebilir. Bankalar kredi açmaya pek yanaşmayacaktır ve bunun için de bahane bulunmasına tabii ki gerek yok ama birtakım baskıların gündeme gelmesi de şaşırtıcı olmaz.

Sonuçta özel bankalardan umduğunu bulamayacakların gidecekleri adres belli; kamu bankaları.

Özel ve yabancı bankalardan eli boş dönecek özel sektör kuruluşlarının mecburi istikameti kamu bankaları olacak. Olacak da, kamu bankaları gözü kapalı bir şekilde her önüne gelene kredi açacak mı, tabii ki hayır.

İşte o aşamada devreye başka etkenler girecek. O etkenlerin neler olduğunu tahmin etmek de zor olmasa gerek.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com