Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, "Enflasyon görünümünün tekrar aşağı yöne evirilmesini sağlayacağız. Bu şekilde de dezenflasyonu tesis edeceğiz." dedi.
Fatih Karahan, yılın ikinci Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, başkan yardımcıları Hatice Karahan, Fatma Özkul, Gazi İshak Kara ve Yusuf Emre Akgündüz ile soruları yanıtladı.
Karahan, enflasyon raporuna ilişkin sunumda piyasa, hane halkı ve reel sektörün enflasyon beklentilerine ilişkin detaylara ve enflasyon beklentilerindeki bozulmaya yeterince yer verilmediğine ilişkin bir yorum üzerine, sunumda hem piyasa katılımcılarının hem hane halkının hem de reel sektörün beklentilerine yer verdiklerini söyledi.
Beklentilerde en çok artışın da hane halkında yaşandığını dile getiren Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Burada 2,8 puanlık bir bozulma söz konusu. Reel sektörde daha sınırlı, 1 puanın altında, 0,8 puanlık bir artış enflasyon beklentilerinde. 12 aylık beklentilerden bahsediyorum. Piyasa katılımcılarında da 1,2 puanlık bozulma oldu. Bu gerçekleşmeler geçmiş deneyimlerle uyumlu. Özellikle hane halkı tarafında daha önce birçok kez de vurguladığımız gibi bu beklentiler daha çok gıda ve kira gibi çok hissedilen kalemlerdeki enflasyon üzerinden şekilleniyor. Son dönemde özellikle gıda fiyatlarında çok yüksek artışlar gördük. Sunumumda da gösterdiğim gibi sebze fiyatlarında son dönemde birçok ayda çift haneli aylık enflasyon gördük. İlk 4 ayda taze meyve sebze fiyatları yüzde 57'lik artış gösterdi."
Karahan, bu artışın hissedilen enflasyona ve hane halkının beklentilerine yansıdığını kaydederek, bu doğrultuda beklentileri en çok bozulan kesimin hane halkı olmasının makul olduğunu bildirdi.
"Enflasyon görünümünün tekrar aşağı yöne evirilmesini sağlayacağız"
TCMB Başkanı Karahan, enflasyonist baskıların bir süre daha enerji fiyatları ve bir miktar da gıda kaynaklı devam edeceğini belirterek, beklentilerin bunu yansıttığını söyledi.
Kendileri için orta vadeli enflasyon görünümünün çok önemli olduğunu vurgulayan Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Burada da her zaman iki faktörün öne çıktığını vurguluyoruz. Bunlardan bir tanesi ve tüm iletişimlerimizde vurguladığımız enflasyon beklentileri. Enflasyon gerçekleşmeleri beklentilerin üzerinde olduğunda enflasyon beklentileri bozuluyor ve bu orta vadeli görünümü bozma potansiyeli taşıyan bir risk unsuru. Bu birinci etki orta vadeli görünüm üzerine. Diğeri ise son dönemde yaşanan gelişmelerin ekonomik aktivite üzerinden orta vadeli enflasyon görünümüne etkisi. Burada küresel büyüme üzerinde aşağı yönlü riskler var. Zaten büyüme tahminleri revize edilmiş durumda ama savaşın daha uzun sürmesi durumunda daha büyük revizyonların da olası olduğunu değerlendiriyoruz."
Karahan, iç talepte sıkılaşan finansal koşullara binaen gevşemenin devam edeceğini değerlendirdiklerinin altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:
"Bu görünüm doğrultusunda orta vadedeki enflasyon görünümünün ne yönde şekilleneceği henüz çok net değil. Bir taraftan beklentiler bozulurken bu yukarı yönlü etki yapacakken, aktivitede iç ve dış taraftaki olası zayıflama aşağı yönlü çekebilir. Burada politika kararlarımızı alırken bu dengeyi de gözeteceğiz ve enflasyon görünümünün tekrar aşağı yöne evirilmesini sağlayacağız. Bu şekilde de dezenflasyonu tesis edeceğiz."
"Enflasyonun tekrar düşüşe geçmesiyle beklentiler toparlanmaya başlayacak"
TCMB Başkanı Karahan, enflasyon beklentilerine ilişkin soru üzerine, beklenti vurgusunun Para Politikası Kurulu (PPK) metninde görülebileceğini belirterek, orada ikincil etkilerden bahsettiklerini, metinlerinde her zaman bunu vurguladıklarını bildirdi.
Enflasyonda üç kesimin beklentilerini takip ettiklerini dile getiren Karahan, piyasa beklentilerinin daha çok yakın dönem gerçekleşmeler, talep görünümü, para politikası iletişimi ve maliye politikası gibi birçok makro faktöre bakılarak oluşturulduğunu anlattı.
Karahan, burada enflasyon beklenenden yüksek geldiğinde beklentilerin yukarı yönlü revize edildiğini belirterek, şu açıklamalarda bulundu:
"Son dönemde de bu doğrultuda bir miktar bozulma olması normal. Bunun uzun vadelere yayılmaması önemli. Biz de politika iletişimimizde sıkı duruş mesajımızı, dezenflasyon sürecine olan kararlılığımızı her fırsatta vurguluyoruz. Bunu da aksiyonlarımızla gösteriyoruz. Enflasyonun tekrar düşüşe geçmesiyle burada beklentilerin toparlanmaya başlayacağını değerlendiriyoruz. Önemli olan orta vadedeki beklentilerin bozulmaması."
Karahan, hane halkı beklentilerinin biraz daha geçmiş enflasyon ile gıda ve kiraya göre şekillendiğini kaydederek, kira enflasyonunun en hızlı düşen kalemlerden biri olduğunu, ataletin net şekilde kırılmaya başladığını ancak gıda fiyatlarında yüksek oynaklıklar gördüklerini söyledi.
Fatih Karahan, "(Gıda fiyatları) Genelde seviye olarak manşet enflasyonunun her zaman çok üstünde seyretmese de dönem dönem çok hızlı hareket edebildiği için algıyı ve dolayısıyla beklentileri bozuyor. Reel sektör beklentileri de aslında biraz geçmiş enflasyona endeksleme davranışı sergiliyor. Dolayısıyla o da enflasyon gerçekleşmelerinden etkileniyor." dedi.
"Para politikası tarafında ihtiyatlı duruşumuzu sürdürüyoruz"
Merkez Bankası Başkanı Karahan, petrol fiyatlarının barış sağlansa bile bir süre daha yüksek kalacak olmasının ikincil etkiler açısından hangi anlama geldiğine ilişkin soru üzerine, burada şokun büyüklüğünün ve süresinin henüz belirsizliğini koruduğunu, petrol fiyatlarının seyrine göre oldukça farklı etkiler görebileceklerini vurguladı.
Yüksek petrol fiyatlarının enerji ve ham madde ithalatı üzerinden yol açtığı olumsuz yansımalara işaret eden Karahan, şöyle devam etti:
"Burada devreye alınan eşel mobil sistemi, akaryakıt fiyatları üzerinden gelen etkiyi önemli ölçüde sınırlıyor. Örneğin petrol fiyatının 85 dolar olduğu bir senaryoda bir önceki varsayımlarımıza göre yaşanan şok 12 ayda enflasyonu 4,4 puan yükseltecekken eşel mobil sistemi sayesinde bu etki 1,3 puana kadar sınırlanabiliyor. Ama etki burada sadece petrol fiyatları üzerinden gerçekleşmiyor. Son dönemde küresel ölçekte doğal gaz fiyatları da arttı. Bu kanaldan da yukarı yönlü etki geliyor. Onun dışında alüminyum ve gübre gibi üretimi etkilenen birçok ürün söz konusu. Helyum arzında bir azalma var. Bu durum ileride çip konusunda arz yönlü sorunlara yol açabilir. Dolayısıyla birçok yönlü riskin olduğu ve savaşın süresi uzadıkça ve petrol arzı etkilendikçe bu etkilerin gittikçe belirginleşeceği bir durum söz konusu."
"Para politikası kararlarını tek bir değişkene bakarak almıyoruz"
Fatih Karahan, para politikası tarafında ihtiyatlı duruşu sürdürdüklerinin altını çizerek, "Enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı durmamız, ihtiyatımızı korumamız gerekiyor. Bu doğrultuda da aslında geçmişte biraz daha iç ekonomimizin dinamiklerine yönelik risklerle ilgilenirken son dönemde diğer merkez bankaları gibi yurt dışı gelişmeleri, jeopolitik riskleri ve bunların makroekonomik etkilerini yakından takip ediyoruz." şeklinde konuştu.
Para politikası kararlarını tek bir değişkene bakarak almadıklarını ancak mevcut dönemde kısa vadede enflasyon üzerinde yukarı yönlü etkiler bulunduğu için buna daha fazla odaklanmaları gerektiğini vurgulayan Karahan, "Enflasyon beklentilerinin yaratacağı orta vadeli görünümde bozulmaya engel olmamız gerekiyor. Bu oldukça önemli. Bu da nasıl olabilir? Ekonomik aktivitede orta vadede göreceğimiz iç ve dış talepte yavaşlama burada enflasyon görünümü üzerindeki riskleri dengeleyebilir." ifadelerini kullandı.
"Cari açığın 2026 sonunda da tarihsel ortalamalarının altında kalacağını öngörüyoruz"
TCMB Başkanı Karahan, savaşın cari açığa etkisine ilişkin soru üzerine, 2025 yılında cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 1,9 olarak gerçekleştiğini belirterek, yılın ilk iki ayında özellikle dış ticaret dengesinden kaynaklanan bir bozulma gördüklerini, savaş öncesi dönemde de cari dengede bir miktar bozulma yaşandığını anlattı.
Burada enerji fiyatlarından kaynaklanan bir yükün daha geleceğini dile getiren Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Petrol fiyatlarında 10 dolarlık bir artışın cari denge üzerinde 3 ila 4 milyar dolar arasında bir etkide bulunacağını değerlendiriyoruz. Burada bir miktar enerji dengesi bozulurken diğer taraftan dış ticaret dengesi ekonomik aktiviteye bağlı olarak düzelebilir. Bu ikisinin dengesinde her 10 dolarlık petrol fiyatı artışı için 3-4 milyar dolar arasında bozulma öngörüyoruz. Buna rağmen iyi bir noktadan, yüzde 1,9'luk orandan başladığımız için cari açığın 2026 sonunda da tarihsel ortalamalarının altında kalacağını öngörüyoruz."
"Bundan sonraki kararlarımız konusunda tüm seçenekler masada"
Fatih Karahan, parasal duruşun daha uzun ve sıkı tutulduğu bir çerçeveden bahsettiğine ilişkin yorum ve bunun detaylarına ilişkin soru üzerine, borç verme ve politika faizi arasında 300 baz puanlık, borç alma faizi arasında da 150 baz puanlık bir makas bulunduğunu, asimetrik koridor uygulamasını bir süredir devam ettirdiklerini anlattı.
Hızla değişebilen bir ortamda bu tarz kullanımın doğru ve isabetli olduğunu dile getiren Karahan, "Üst bandın geniş olması bize esneklik sağlıyor." diye konuştu.
Karahan, repo ihalelerine 1 Mart'ta ara verdiklerini ve bu süreçte fonlama faizini 300 baz puan yükselterek yüzde 40'a çektiklerini anımsatarak, şu açıklamalarda bulundu:
"Önümüzdeki döneme baktığımızda iki temel belirsizlik bulunuyor. Bunlardan bir tanesi savaşın gidişatına ve şiddetine yönelik belirsizlikler. İkincisi de beklentilerin bir taraftan enflasyon görünümünü yukarı çekme potansiyeli var. Diğeri de ekonomideki soğumanın enflasyon görünümüne yönelik etkileri. Burada net etkinin hangi yöne evirileceği oldukça önemli. Bu belirsizlik biraz daha azalana kadar mevcut duruşun isabetli olduğunu düşünüyoruz. Bundan sonraki kararlarımız konusunda tüm seçenekler masada. O dönemki enflasyon görünümüne, veri ve haber akışına göre karar vereceğiz."
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, enflasyon beklentilerine ilişkin artışların para politikası iletişimi açısından bir değişiklik içermediğini belirterek, "Enflasyon hala oldukça yüksek, çok daha düşük seviyelere gelmesi oldukça önemli. Enflasyonun maliyeti birçok kanaldan ekonomimizi etkiliyor, hala bir numaralı sorun olarak görüyoruz, dolayısıyla bu alanda kararlılığımız kesinlikle değişmedi." dedi.
Bir katılımcının, uzun dönemde kur dengesiyle alakalı öngörü sorusuna ilişkin Karahan, kur politikasında bir değişiklik öngörmediklerini söyledi.
Karahan, bir önceki katılımcının cari açık sorusuna verdiği cevaba ekleme yaparak, şöyle konuştu:
"Burada genelde reel değerlenme konuşulduğunda cari açığın seviyesi ve bunun sürdürülebilirliği üzerinden genelde değerlendiriliyor. Burada baktığımızda bizim çalışmalarımız, uluslararası çalışmalar, farklı merkez bankalarının çalışmaları ihracatta temel belirleyicinin reel kur değil, talep olduğunu gösteriyor. Reel kurun da tabii ki ihracat üzerinde etkisi var ama göreli olarak oldukça sınırlı. Geçen sene bundan örnek verebiliriz, reel kurun bir miktar değerlendiği bir dönem yaşadık, yüzde 7,5 oranında reel kur değerlendi geçen sene ama ihracatımız da aynı zamanda arttı, yüzde 4'ten fazla arttı ve 273 milyar dolar seviyesinde kapattık geçen seneyi. Bu sene için baktığımızda tabii geçen seneden gelen korumacı eğilimler var, bunlar ihracat üzerinde aşağı yönlü etkilerde bulunuyor. İkincisi de yurt dışı talebin bu sene biraz toparlamasını bekliyorduk, özellikle Avrupa'da büyümenin toparlamasını bekliyorduk. Bütün dünya savaşlardan etkilendiği için şu anda büyüme konusundaki, küresel büyüme konusundaki riskler bir miktar artmış durumda. Aşağı yönlü revizyonlar yapılmış durumda ve uzayacak olursa da daha fazla aşağı yönlü revizyon yapılabilir. Bu da dış ticaret kanalı üzerinden cari denge üzerinde bir risk oluşturuyor ama şu anki görünümde, ortadaki verilere ve enerji fiyatları üzerindeki belli varsayımlar üzerinden baktığımızda, yıl sonunda, daha önce de söylediğim gibi, cari dengenin tarihsel ortalamaların altında kalacağını, dolayısıyla sürdürülebilir olduğunu değerlendiriyoruz."
"Önümüzdeki dönem enflasyon hedeflerini yeni bir çerçeveye oturtmuş olduk"
TCMB Başkanı Karahan, bir katılımcının, iç tarafta TL'nin cazibesinin devamı için faiz artırımı ya da mali taraftan bir stopaj indirimi talebinde bulunmayı düşünüp düşünmedikleri sorusuna yönelik kur politikası konusunda değişen bir yaklaşımlarının olmadığını vurgulayarak, son dönemde enerji fiyatları kaynaklı cari dengede bir miktar artış gördüklerini ve yıl sonuna kadar da enerji fiyatlarının seyrine göre biraz daha yüksek seviyeler göreceklerini öngördüklerini bildirdi.
Karahan, "Buradan gelen bir miktar döviz talebi var ve olacak. Bunun dışında küresel risk iştahına dayalı sermaye girişleri ve çıkışları olabiliyor. Son dönemde biraz daha çıkışların daha fazla olduğu bir dönem yaşadık ama oynaklıklar da yüksek. Dolayısıyla döviz talebinin bir miktar arttığı durumda da kurdaki hızlanmanın artması oldukça normal." diye konuştu.
Bir gazetecinin "Burada bu büyük revizyonun yapılması sizin piyasalar tarafından daha güvercin algılanmanıza yol açabilir mi? Böyle bir endişe duyuyor musunuz ve ilerleyen dönemde bu revizyonu para politikası görünümü açısından nasıl görmeliyiz? Örneğin faiz artışları masada mı yoksa makro ihtiyati tedbirleri mi tercih edersiniz bu aşamada?" sorusuna yönelik Karahan, 2025 Ağustos'ta yayımladıkları çerçeve dokümanda, varsayım setinde olağanüstü güncellemeler olmadığı sürece hedeflerini revize etmeyeceklerini ve para politikası araçlarını en etkili şekilde kullanarak enflasyonu hedeflere ulaşacak şekilde para politikasını oluşturmaya çalışacaklarını söylediklerini anımsattı.
Karahan, son döneme bakıldığında olağanüstü şartların gerçekleştiğine işaret ederek, savaşı sadece birkaç aylık gelişme olarak değerlendirmenin doğru olmadığını, orta vadeli etkilerinin de olacağını ve bunu da dikkate alarak güncellemede bulunduklarını belirtti.
Yakın döneme bakıldığında enerji fiyatları kaynaklı maliyet yönlü baskıların öne çıktığını anlatan Karahan, şöyle devam etti:
"Küresel görünümde arz yönlü şokların çok daha sık, belirgin, yüksek olduğu bir döneme girdik. Bunu belki salgından bu yana bakarak söylemek lazım ama son bir yılda bu frekans oldukça artmış durumda. Bu durum enflasyonun ataletini artırma, enflasyon dinamiklerini değiştirme potansiyeline sahip. Optimal para politikası aslında arz yönlü şokları talep yönlü şoklar olduğu kadar sönümlemeye çalışmıyor. Bütün bunları göz önünde bulundurarak, bir de ülkemizin belli şartları, gıda enflasyonunu kastediyorum, onun da kendi içinde ciddi oynaklık arz edebildiğini göz önünde bulundurarak, önümüzdeki dönem enflasyon hedeflerini yeni bir çerçeveye oturtmuş olduk. Para politikası iletişimi açısından bir değişiklik içermiyor. Enflasyon hala oldukça yüksek, çok daha düşük seviyelere gelmesi oldukça önemli. Enflasyonun maliyeti birçok kanaldan ekonomimizi etkiliyor, hala bir numaralı sorun olarak görüyoruz, dolayısıyla bu alanda kararlılığımız kesinlikle değişmedi. İletişim olarak bakacak olursak hedefleri 24'e çekmiş olduk ama tahminimizi 26'da tutuyoruz ve iletişimimize bakacak olursanız yukarı yönlü risklerin çok daha belirgin, sayıca daha fazla olduğunu ve etki ihtimali açısından da oldukça daha güçlü olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla para politikası duruşumuzda bir değişiklik olmayacak."
"Temel önceliğimiz en önemli, en etkili şekilde enflasyonu orta vadede de hedefimiz olan yüzde 5'e düşürmek"
Karahan, ticari kredilerde, selektif kredilerde ve makro ihtiyati tedbirlerde ufak ayarlamalar yapılıp yapılmayacağı sorusuna ilişkin bu soruyu yüksek enflasyonun maliyeti çerçevesinde anlatmak istediğini ifade etti.
Dezenflasyonun maliyetinin dönem dönem konuşulduğunu ama enflasyonun kendisinin de çok yüksek bir maliyeti olduğunu kaydeden Karahan, bunun Türkiye açısından en temel ve en öncelikli konulardan biri olduğunu bildirdi.
Karahan, yüksek enflasyonun gelir dağılımında bozulmaya sebep olduğunu, ekonomideki kaynakların verimli şekilde dağılmasına engel olduğunu ve bu vesileyle ekonominin potansiyel büyümesini aşağı yönde etkilediğini belirtti.
Yüksek enflasyon ortamında birikimlerin yastık altında kaldığını ve yüksek dolarizasyon gördüklerini anlatan Karahan, şunları kaydetti:
"Bu da finansal sistemin gücünü, Merkez Bankası'nın rezervlerini zayıflatan ülkemizi dış şoklara karşı daha kırılgan yapan bir görünüme sokuyor. Yine yüksek enflasyon ortamında tasarrufların düştüğünü görüyoruz çünkü tasarruf saiki azalıyor, tüketim iştahı artıyor. Düşen tasarruflar yüksek ve kronik cari açığa sebep oluyor. Cari açık risk primi kanalından yurt dışı borçlanma maliyetlerimizi artırıyor. Yurt dışı borçlanma maliyeti bankacılık sektörünü, en önemlisi bunun üzerinden reel sektörü ciddi anlamda etkiliyor. Dolayısıyla burada temel önceliğimiz her zaman en önemli, en etkili şekilde enflasyonu düşük seviyelere, önce tek hane daha orta vadede de hedefimiz olan yüzde 5'e düşürmek. Bu süreçte eleştirilerin gelmesini anlıyorum çünkü uzun süren bir süreç ama enflasyonda katılığın yüksek olduğu bir dönemden geliyoruz. Yüzde 75'te sınırladık ve o günden bugüne de ciddi bir mesafe kat ettik. Tabii bu sürede ataletin yüksek olması, çeşitli iç ve dış şoklara maruz kalmamız neticesinde istediğimiz mesafeyi tam olarak alamadık ama burada yapmamız gereken enflasyonla mücadelede kararlılığımızı artırarak devam etmek ve en etkili şekilde enflasyonu tek haneli sayılara indirmeye gayret etmek."
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, doğru para politikası kurgusu altında enflasyon görünümündeki bozulmanın sınırlanacağını daha sonra da iyileşeceğini değerlendirdiklerini belirterek, "Mevcut durumda da bu belirsizlik biraz daha azalana kadar şu anki duruşumuzun isabetli olduğunu değerlendirdik ve dolayısıyla son toplantıda da bir değişiklik kararı almadık. Bundan sonraki kararımızda tüm seçenekler masada o dönemki enflasyon görünümüne, veri akışına ve haber akışına bakarak karar vereceğiz." dedi.
Fatih Karahan, yılın ikinci Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, başkan yardımcıları Hatice Karahan, Fatma Özkul, Gazi İshak Kara ve Yusuf Emre Akgündüz ile soruları yanıtladı.
Risk setleriyle ilgili yöneltilen soruyu cevaplayan Karahan, para politikasını oluştururken enflasyon görünümüne odaklandıklarını belirtti.
Karahan, enflasyon görünümünü oluştururken de hem enflasyon verileri, enflasyon beklentileri ve talep koşullarını çok genel bir çerçevede zengin bir veri setini bir araya getirerek yapılan değerlendirmelerle oluşturduklarını ifade ederek, "Dolayısıyla enflasyon üzerinde risk oluşturabilecek tüm gelişmeleri politika yapımımızda kullanıyoruz. Bir süredir enflasyonun hedeflerimizden saptığını da görüyoruz. Bunun hakkında bir değerlendirme de yapmakta fayda var. Bizim aldığımız sıkılaştırıcı yönlü etkiler belli bir gecikmeyle enflasyon dinamiklerini etkiliyor. Burada aslında bütün dünyada benzer bir durum söz konusu ama bizde aktarım mekanizması biraz daha yavaş ve biraz daha sınırlı ilerledi özellikle başlarda." ifadelerini kullandı.
"Süreç uzadığı için de bu süreçte karşıdan esen rüzgarlar dönem dönem enflasyonun beklentilerini önemli ölçüde bozdu." diyen Karahan şunların altını çizdi:
"Bu beklentilerdeki bozulmanın yanı sıra öne çıkan bir diğer unsur da kira gibi ataleti yüksek kalemlerde ilerlemenin, düşüşün sınırlı olması, oldukça geriden gelmesi. Burada birçok sebep var. Geçtiğimiz toplantılarda kira konusunda değerlendirme yaptığım için çok detaya girmek istemiyorum ama bu da öne çıkan unsurlardan bir tanesi. Yine bu süreçte yaşadığımız şoklardan birçoğu gıda kaynaklı. Bunu bu yılda da yaşadık. Yağışın yüksek olmasına rağmen baktığımızda sebze ve meyve grubunda sadece ilk 4 ayda yüzde 57’lik artış görüyoruz. Bu da oldukça yüksek. Özetlemek gerekirse aslında sadece dış şokları öne çıkarmıyoruz. Enflasyon dinamiğini etkileyen bütün gelişmeleri göz önünde bulunduruyoruz ve kendi modellememizde de bunları değerlendiriyoruz."
Fatih Karahan, "Topyekun enflasyonla mücadele programı oluşturulması konusunda bakanlıkların da katılacağı bir iletişime yönelik çalışma düşünülüyor mu?" sorusunu şu şekilde cevapladı:
"Özellikle enflasyonun yüksek olduğu seviyelerden tekrar tek hanelere giderken maliye ve para politikalarının eş güdüm içinde hareket etmesi ve bu sürece de yapısal iyileştirmelerin eşlik etmesi önemli. Eş güdümün birçok boyutu var. Son dönemde baktığımızda tabii enflasyon patikası biraz yukarı geldiği için elektrik ve doğalgaz konusunda biraz daha önceki öngörülerimizden daha yüksek artışlar gördük öte yandan hazine maliye bakanlığımızın uygulamaya almış olduğu eşel mobil sistemini oldukça önemli buluyoruz. Bu gerçekten akaryakıt fiyatları üzerinden tüketici fiyatlarına geçişi ciddi anlamda sınırlamış durumda. Bir diğer unsur da bütçe açığı, geçen sene faiz dışı sınırlı bir fazla olarak gerçekleşti. Bu senede yine benzer bir görünüm olabileceğini değerlendiriyoruz. Bu da enflasyon görünümü açısından önemli. Onun dışında yapısal unsurlarda birçok mekanizma var. Biz Merkez Bankası olarak bazen doğrudan temsil ediyoruz. Bazen de dışarıdan misafir olarak davet ediliyoruz ve katkılarımızı yapıyoruz. EKK bunlardan bir tanesi, Gıda Komitesi bunlardan bir tanesi. Çeşitli yapısal unsurları ve önerilerimizi burada sunuyoruz."
Haftalık repo ihalelerinin hangi şartlar altında yeniden başlayabileceğine ilişkin yöneltilen soruyu yanıtlayan Karahan, "Biz bu üst bant kullanımını bir risk ortamında daha çok yapıyoruz. Çok uzun sürecek olduğu zamanda da bir normalleşmeye gidiyoruz. Çünkü çok uzun süre politika faiziyle fonlama faizinin birbirinden bu kadar ayrı kalması hem iletişim açısından doğru değil hem de para politikası uygulaması olarak doğru değil. Mevcut durumda iki belirsizlik var." ifadelerini kullandı.
Karahan, gelecek dönemde bu belirsizliklerin azalması ve bunun ne yönünde azalacağının alınacak kararları belirleyeceğini vurgulayarak şunları kaydetti:
"Bu belirsizliklerden bir tanesi savaşın kendisinin gidişatı, süreci ve şiddeti. Dönem dönem aşağı yönlü riskler belirginleşirken dönem dönem çok hızlı değişebiliyor. İkincisi de bunların yol açacağı bir taraftan enflasyon beklentilerinde bozulma, diğer taraftan iç ve dış talepteki zayıflama, bu ikisinin dengesi aslında enflasyon görünümünü belirleyecek. Doğru para politikası kurgusu altında enflasyon görünümündeki bozulmanın sınırlanacağını daha sonra da iyileşeceğini değerlendiriyoruz. Mevcut durumda da bu belirsizlik biraz daha azalana kadar şu anki duruşumuzun isabetli olduğunu değerlendirdik ve dolayısıyla son toplantıda da bir değişiklik kararı almadık. Tekrar vurgulamak isterim ki bundan sonraki kararımızda tüm seçenekler masada o dönemki enflasyon görünümüne, veri akışına ve haber akışına bakarak karar vereceğiz."
Karahan, ekonomideki yavaşlamanın dezenflasyon sürecine katkısını da sorulan soru üzerine değerlendirdi.
Talep koşullarının dezenflasyonu destekleyecek seviyede olmasının oldukça önemli olduğunun altını çizen Karahan, epey süredir sıkı para politikasını uyguladıklarını ve bunun finansal koşullar üzerinden aktiviteye yansımasının biraz zaman alabildiğini kaydetti.
"Genel olarak asıl talep koşullarındaki yavaşlamanın belirginleştiğini görüyoruz"
Karahan, geçen sene altın fiyatlarında görülen artışın aslında talep yönetimi anlamında karşıdan esen bir rüzgar olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dolayısıyla talepteki düşüşü sınırladı ve neticesinde de dezenflasyonun hızını yavaşlatmış oldu geçen sene. Ama son dönemdeki verilere baktığımızda özellikle ilk çeyrekte çok çeşitli verilere baktığımızda burada bir gevşeme görüyoruz talep koşullarında. Bu gittikçe de netleşiyor. Perakende satışların bir miktar dirençli olduğunu not etmek lazım. Orada farklı etkiler de var. Dayanıklı mal talebi ki bu tarz durumlarda çok hızlı artabilir. Enflasyonist risklerinin arttığı dönemlerde 2022 yılına benzer döneme gidecek olursanız dayanıklı mal talebinin, dayanıklı mal ithalatının çok hızlı arttığını görürsünüz. Şu anda onu görmüyoruz. Tam tersi otomobil ve beyaz eşya gibi ürünleri olan talep soğuyor sağlıklı bir şekilde. Kartla yapılan harcamalar biraz daha genel bakacak olursak onun da ilk çeyrekte yavaşladığını ve aylık verilere baktığımızda aslında ivmenin de doğru yönde olduğunu ve devam edeceğini öngörüyoruz. Anket bazlı göstergelere baktığımızda aktiviteye yönelik, beklentilere yönelik, PMI gibi bizim kendi anketlerimizle yaptığımız talep beklentileri gibi sorulara baktığınızda burada da yavaşlamayı görüyorsunuz. Genel olarak asıl talep koşullarındaki yavaşlamanın belirginleştiğini görüyoruz. Doğru politika kurgusu altında bunun devam edeceğini ve dezenflasyon sürecine destek vereceğini söylemek istiyorum."
Fatih Karahan, bugün yapılan ara hedefteki değişikliklerin beklenti çıpalanmasını desteklemesi açısından para politikası toplantısında da benzer bir hamle gelip gelmeyeceğine dair yöneltilen soruya ise, "Kararlar bağlamında bandın daha genişlemesini doğru bulmuyorum. Mevcut konjonktürde de asimetrik bandın devam etmesini daha sağlıklı değerlendiriyoruz. Dolayısıyla o konuda da bir değişiklik öngörmüyoruz. Bu toplantıda aslında üç temel revizyon yaptık. Hedef revizyonu, bunu sebeplerini kapsamlı bir şekilde anlattım. Değişen arz yönlü şokların belirginleşen etkisi, savaşın etkisi, gıda yönlü şokların biraz daha belirginleşmesi gibi. Diğeri tahmin revizyonuydu. Bunu burada muhasebeyi sene sonunda veriyoruz. Ana kaynaklarda zaten sunumunu da açıkladım ama üçüncü yaptığımız önemli bir değişiklik de burada bant iletişimine ara vermek. Burada belirsizliğin bir süredir yüksek olduğu bir dönemden geçiyoruz ve biz banda oluştururken enflasyonun geçmiş dönem oynaklığını, geçmiş dönem dinamiklerini göz önünde bulundurarak bandı oluşturuyoruz. Ama şokların doğasının, sıklığının ve büyüklüğünün değiştiği bir ortamda bu şekilde oluşturulan bantların, enflasyon üzerindeki belirsizliği çok karşılayamayacağını değerlendiriyoruz." şeklinde cevap verdi.
"Bant iletişimine ara verirken senaryo analizi kullanmak yerine betimsel olarak riskleri tasvir etmeyi seçtik"
Fatih Karahan, bu nedenle bant iletişimine ara verdiklerini yineleyerek, böyle dönemlerde birçok merkez bankasının bu şekilde adımlar atabildiğini vurguladı.
Avrupa Merkez Bankasının (ECB) böyle bir adımı pandemi döneminde attığını anımsatan Karahan "ECB şimdi tekrar yapıyor. İngiltere Merkez Bankası (BoE) da yine bant iletişimine ara verdi. Burada ama bazı merkez bankaları senaryo iletişimi yapıyor. Bazıları da en önemli risk faktörlerini listeleyerek buradaki risklerin yönü üzerinden yönlendirme yapıyor." yorumunu yaptı.
"Biz senaryo analizi seçeneğini de değerlendirdik ama bunu çok doğru bulmadık iletişim açısından. Aslında kullanmamamızın ardında temel iki sebep var. " diyen Karahan şöyle devam etti:
"Bir tanesi temel risk, şu anda evet savaşın gidişatı, süreci ve şiddeti. Ama bu sadece enerji fiyatları üzerinden etki etmiyor. Bu sürece göre gübre arzında yaşanabilecek sorunlar, tedarik zincirlerinde ortaya çıkabilecek sorunlar, bunlara yönelik de belirsizlikler var. Bunun ötesinde bizde enflasyonun kendisi yüksek olduğu için oynaklığı da yüksek ve dinamikleri daha belirsiz. Dolayısıyla belli senaryolar da verecek olsak bunun etrafında da bir belirsizlik vermemiz gerekirdi. Çünkü senaryonun bütün koşulları gerçekleşse bile enflasyon nokta olarak tahmin etmek bizde oldukça zor. Hem senaryo hem bant iletişimine oldukça karışık olacaktı. Bu nedenle bant iletişimine ara verirken senaryo analizi kullanmak yerine betimsel olarak riskleri tasvir etmeyi seçtik ve sunumda da gösterdiğim gibi mevcut dönemde en azından kısa vadede enflasyonun üzerindeki yukarı yönlü risklerin daha belirgin olduğunu göstermiş olduk."





