İstanbul Ticaret Odası 2023 yılını baz alarak İstanbul’u kapsayan tüketici fiyat endeksi hesaplamaya başladı. Bu hesaplama İstanbul’la sınırlıydı ama İstanbul da bir anlamda Türkiye demekti ve İTO’nun açıkladığı TÜFE değişimi TÜİK’in oranı öncesinde neredeyse öncü gösterge olarak kullanılıyordu. Ayrıca İTO verileri TÜİK’in oranının test edilmesi gibi bir işlev görüyordu.
İTO ağustos ayının TÜFE artışını yüzde 1,66 olarak açıkladı. Sonra detaylar gelince kafalar karıştı ve İTO’nun enflasyon hesaplamasında kullanılan metodolojinin enflasyon hesaplama mantığıyla hiç uyumlu olmadığı ortaya çıktı. Bu durum motorinin fiyatındaki dalgalanmadan anlaşıldı.
Bu köşede dün yer alan yazım da tesadüfen tam bu konudaydı. Enflasyon, “ay sonlarındaki fiyatların değil, ay ortalamasındaki fiyatların” kıyaslanmasıyla hesaplanırdı ve bu konudaki kafa karışıklığını gidermek için detaylı bir analiz kaleme almıştım.
Meğer İTO, sürekli olarak ay sonu fiyatlarını esas alarak hesaplama yapıyor ve enflasyonu böyle belirliyormuş.
İTO’ya göre ağustos ayında motorin fiyatları yüzde 4,3 gerilemiş görünüyordu ve ağustos enflasyonu bu fiyat değişimi dikkate alınarak hesaplandı. Oysa yüzde 4,3 gerileme, motorinin temmuz ve ağustosun son günlerindeki fiyat değişimini gösteriyordu. Ay ortalamasına göre ise motorin ağustosta temmuza göre tam yüzde 11,7 zam görmüştü.
Düşünün; motorin gibi ağırlığı görece yüksek bir ürünün fiyatını yüzde 11,7 artmış şekilde dikkate alıp endeksi o şekilde oluşturmak gerekirken, yüzde 4,3 ucuzlama olmuş gibi hesaplama yapmak…
İTO’nun ağustos için açıkladığı yüzde 1,66’lık oran tümüyle anlamsız hale geldi. Tabii ki bu durum yalnızca ağustos için geçerli değil ki, bu yanlış uygulama yüzünden diğer ayların oranları da gerçeği yansıtmaktan uzaklaştı.
“Enflasyon düşmeyecek ama faiz düşsün!”
Bu satırları okuduğunuz saatlerde TÜİK ağustos ayı enflasyonunu muhtemelen açıklamış olacak. Ağustos enflasyonu yüzde 2 dolayında, en geniş aralıkta ise yüzde 1,5-2,5 tahmin ediliyor.
TÜİK’e göre temmuz sonundaki yıllık TÜFE artışı yüzde 31,75. Ağustos artışı yüzde 1,5 olursa yıllık oran yüzde 31,06’ya gerileyecek, ağustostaki gerçekleşme yüzde 2,5’i bulursa yıllık oran yüzde 32,4 olacak.
Yani ağustos sonundaki yıllık oranın sınırı belli; en düşük yüzde 31, en yüksek yüzde 32,4.
Merkez Bankası ne yapar?
Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu haftaya bugün toplanıp faiz kararını açıklayacak.
Geçtiğimiz günlerde haftalık repoya dönülmek suretiyle fiilen yüzde 40 olan faizin yüzde 37’ye çekilmesinden sonra yeni bir indirim gelir mi gelmez mi, bunun üzerinde duruluyor.
Aslında ortada pek de tartışma yok; Merkez Bankası’nın 10 Eylül Perşembe günü faizi değiştirmeyeceği görüşü ağır basıyor.
Bir görüş ağır basıyorsa, azınlıkta kalan görüş de var demektir. Küçük bir kesim faiz indirimi olabileceğini dile getiriyor ama dediğim gibi bunu söyleyenler çok az.
PPK’nın eylülden sonra biri ekim, biri de aralıkta olmak üzere iki toplantısı daha var. Ağırlıklı görüş, “Faiz ekim ve aralıkta aşağı çekilir” yönünde oluşuyor; hatta “Mutlaka çekilmeli” deniliyor.
OVP hedefleri de belirleyici olacak
Daha önce 7 Eylül Pazartesi olarak duyurulan 2027-2029 orta vadeli programının açılış günü 6 Eylül Pazar olarak değiştirildi. Bu program çerçevesinde 2027 ve sonraki iki yılın enflasyon hedefleri de ilan edilecek. Yeni hedefler de Merkez Bankası’nın faiz kararında etkili olacaktır.
“Faiz düşsün de…”
Faizin düşmesini en çok tabii ki reel sektör istiyor. Kendi açılarından elbette haklılar. Merkez Bankası faizi düşürsün, kredi faizleri de gerilesin.
Ama sergilenen yaklaşım sanki biraz çelişkili. Reel sektörün Merkez Bankası’nın sektörel enflasyon beklentileri anketine verdiği yanıtla kafa karıştırıyor.
Ağustos 2027 itibarıyla beklenen enflasyon hanehalkında yüzde 46, reel sektörde yüzde 33. Türkiye bu yılın sonunda yüzde 30’un altına inmeyi umuyor ama özellikle fiyat belirleme gücünü elinde bulunduran reel sektör Ağustos 2027 için hâlâ yüzde 33 enflasyon tahmin ediyor.
Ama çelişkiye bakın ki, bir yıl sonrasına ilişkin enflasyon tahmini bu düzeyde olan reel sektör bir yandan da faizin çok yüksek olduğunu dile getiriyor. Reel sektörün yüzde 33’lük tahmini, örtülü biçimde “Ben bu kadar zam yapacağım” demek değil mi?
“Ben zam yapmaya devam edeyim, hatta bir yıl sonra bile enflasyon yüzde 33’lerde olabilir ama şu faizi düşürün!”
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





