Laricani bu değerlendirmeyi El Cezire’ye verdiği özel röportajda aktardı.

Laricani, müzakere sürecinin devam ettiğini belirterek bölge ülkelerinin de görüşmelerin başarıyla sonuçlanması için çaba gösterdiğini vurguladı. Tahran’ın pozisyonlarını iletmek üzere bir mektubu Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi aracılığıyla Washington’a gönderdiğini, ancak şu ana kadar resmi bir yanıt almadıklarını kaydetti.

Laricani, ABD Başkanı Donald Trump’ın sık sık İran’ın nükleer silaha sahip olmamasını müzakere hedefi olarak dile getirdiğini anımsatarak, bunun İran tarafından da kabul edilen ortak bir nokta olduğunu söyledi. Bununla birlikte, İran’ın roket programının ulusal güvenliği ilgilendirdiğini vurgulayarak füze konusunun görüşmelerin kapsamı dışında tutulacağını belirtti. Nükleer mesele dışındaki konuların süreci aksatacağını savundu.

İran yönetimi savaş istemediğini, ancak gerektiğinde hazırlıklı olduğunu ifade eden Laricani, müzakerelerin sabote edilmesine yönelik girişimlerde İsrail’in rol oynadığını öne sürdü. Laricani, “Bugün en büyük düşmanımız İsrail” ifadelerini kullanarak İsrail’in bölgedeki “maceracı rolüne” dikkat çekti.

Laricani ayrıca zenginleştirilmiş uranyumun tamamen durdurulmasının pratik olmadığını savunarak, örneğin %20 zenginleştirilmiş uranyumun sağlık amaçlı kullanımlarının bulunduğunu söyledi. İran’ın bölgesel istikrar için Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye ile iş birliğine hazır olduğunu da belirtti.

Hatırlanacağı üzere İran ile ABD arasında Haziran 2025’te kesintiye uğrayan nükleer görüşmeler, bu yılın başında Umman’ın arabuluculuğunda yeniden başlamıştı. Görüşmeler, Tahran-Washington hattında bölgesel gerilimler sürerken devam ediyor.