2018’in bahar ayları geldiğinde Trump, artık sürpriz olmayan ani bir U dönüşüyle Türkiye’yi sevmekten vazgeçti. Oysa 16 Mayıs ve 24 Kasım 2017’de Türkiye’yi ve yönetimini ne kadar takdir ettiğini anlatan X mesajları yollamıştı. Mayıs’takinin olmasa bile Kasım’dakinin mürekkebi kurumamışken –bu nasıl mürekkep; Kasım 2017’den 2018’in bahar aylarına kadar kurumaz mı diye sormayın lütfen, Trump mürekkebi işte– Nisan 2018’de bir kez, Temmuz 2018’de de iki kez Türkiye’yi tehdit etti.

Sonrası malum: Tehditler Türkiye’nin dışarıdan borçlanma olanaklarını yok etmeye yönelikti. Oysa Türkiye’nin küresel krizden sonra aldığı bir gevşetici karar sonucunda dış borcu 2017 sonunda göğe sıçramıştı; şiddetle dış finansmana ihtiyacı vardı. Dolayısıyla, dövize olan talep X mesajları sonrasında aniden yükseldi, bırakın yeni dış borç bulmayı, Türkiye’den net sermaye çıkışı oldu. Yani döviz talebi artarken döviz arzı da azaldı ve kur sıçradı. Gerisini biliyorsunuz. Özellikle inşaat ve enerji sektörü zor duruma düştü. Büyük bir istihdam kaybı yaşandı ve GSYH küçüldü.

Türkiye 2001 krizinden alınan dersle, finans sektörünün temellerini son derece sağlamlaştırmış ve bu çerçevede sektörün döviz yükümlülükleri ile döviz alacakları arasındaki farkın açılmasını kısıtlayan finansal istikrar önlemlerini yürürlüğe koymuştu. Bununla da yetinmemiş, finans dışı şirketlerin döviz geliri olmayanlarına döviz cinsinden borçlanmayı zorlaştırmıştı. Ancak bu ikinci önlem, küresel krizden sonra bol miktarda ve düşük maliyetli yabancı para cinsinden borçlanma olanaklarının artmasıyla bir süreliğine gevşetildi. O süre ne yazık ki oldukça uzun oldu. 2017’de yapılan bir açıklama ile 2018’de kaldırılacağı duyuruldu. 2011-2017 döneminde finans dışındaki şirketlerimizin dış borcu çok arttı, döviz gelirlerimize oranı sürekli yükseldi. Merkez bankalarının bankası konumunda olan ve uluslararası finansal istikrar önlemlerinin standartlarını da belirleyen BIS, yayımladığı iki ayrı raporda Türkiye’yi dört ülkeyle birlikte bu risk hakkında uyardı.

Trump’ın 2018’deki tehditleri boş değildi

Uluslararası yaptırımlar üzerine iktisatçılar, hukukçular ve uluslararası ilişkiler uzmanları çalışıyor. O çalışmalar, 2000’lerin başlarından bu yana özellikle dış politika amaçlı yaptırımların sayısının giderek arttığını gösteriyor. Yaptırım konulan ülkenin ekonomik kırılganlıkları ne kadar yüksekse, yaptırımlar (yaptırım koyan ülke açısından) o denli başarılı oluyor. Özellikle yaptırım konulan ülkenin yurt dışından borçlanma olanaklarını kısıtlayacak şekilde getirilen yaptırımlar, finansal kırılganlıkları yüksek olan ülkeleri ekonomik açıdan zor durumda bırakıyor. Bu konuda en çok kısıtlama olanağına sahip ülke ise ABD. Dolayısıyla Trump’ın 2018’in bahar aylarındaki tehditleri boş tehditler değildi. Zaten sonuç da malum.

Fö Haber Tablo 25082026

Dışarıdan borçlanma bağımlılığının derecesini ölçmek için kullanılabilecek en iyi göstergelerin başında dış borcun döviz gelirlerine (GSYH’ye değil) oranı geliyor. Grafikte, finans sektörü dışındaki şirketlerimizin dış borcunun mal ve hizmet ticaretinden elde ettiğimiz döviz gelirlerine oranı var. Her bir çeyrek için, o çeyrekteki borç stokunun son dört çeyreğin toplam mal ve hizmet ihracatına bölünmesiyle elde edilen bu oranın seyri 2009’un 4’üncü çeyreği ile 2026’nın ikinci çeyreği arasındaki dönem için gösteriliyor. Bir de yatay çizgiyle temsil edilen dönem ortalaması var. Bir parantez: 2026’nın ikinci çeyreğinin tümü için borç verisi yok; Mayıs stok değerini kullanıyorum. Mal ve hizmet ihracat gelirleri için GSYH’nin ilgili kalemini kullandım ve onun da ikinci çeyrek verisi olmadığı için dolar cinsinden yüzde 2 arttığını varsaydım.

Tehlike sinyali yok, ancak dikkatli olmakta yarar var

İki olguyu vurgulayacağım: Birincisi, 2017’ye gelen süreçte bu oranın nasıl yükseldiğine (borç ödeme kapasitemizin nasıl düştüğüne) dikkat lütfen. İkincisi, borç oranı 2023’ün dördüncü çeyreğinden bu yana kesintisiz artıyor. Evet, henüz 2017’deki düzeyinin oldukça altında ama sonuçta da ortalamaya çok yaklaşmış durumda. Şimdilik bir tehlike sinyali yok, ancak dikkatli olmakta yarar var.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com