Dışişleri Bakanı Fidan'ın açıklamalarında öne çıkan başlıklar şöyle:
"(Mekke Ortak Savunma Anlaşması) Cumhurbaşkanımız liderliğinde yürüttüğümüz dış politikanın bazı köşe taşları var. Onlardan birinin gerçekleşmesiyle ilgili bir olaya tanık ettik.
Bölgesel sahiplenmemizin artırılması önemli. Dışarıdan gelen hegamonlar sorunları çözmüyorlar, daha da akut hale getiriyorlar. Bölgedeki istikrarsızlıklarının giderilmesi, durdurulması, daha büyük entegrasyonun sağlanarak bölge halkının refahının ilerletilmesi konusunda bir irade var. İki yıldır bu anlaşma hazırlanıyor.
Bu ittifaka imza atan ülkeler birbirlerinin güvenliğine tehdit olmayacaklarını taahhüt ediyorlar. Dışarıda bir aktöre karşı değil içeride biz artık dayanışma halindeyiz.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması teknik olarak, NATO Antlaşması'nın kolektif savunmaya ilişkin 5. maddesiyle aynı.
Yazıya bağladığımız bir ortak tehdit yok. Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye’nin dış politika tavırlarına baktığınızda yayılmacı politikaları olan ülkeler değil. Kendi sınırları içerisinde kendi dertleriyle, kalkınmalarıyla meşguller.
Bize saldırmayan hiçbir ülke hedefimizde değil. İster bölge içinden ister dışından saldırıya uğramadığı sürece bu ittifakın herhangi bir ülkeyle alıp veremediği olamaz.
Hiçbir şekilde farklı coğrafyaları, farklı öncelikleri birbiriyle çatışır halde tutacak değiliz. Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye yayılmacı ülkeler değil. Sekreteryanın merkezi Suudi Arabistan’da olacak, o şekilde kararlaştırdık.
Adını vermek istemiyorum, başka ülkeler var katılmak isteyen. Tatbikatlar olacak, eğitimler olacak.Bunlar zaten ortak askeri ittifakların doğasındaki hususlar. Bunları yapmadan ortak çalışabilirliği, ortak hareket edilebilirliği ortaya koyamazsınız.
Genel şu anda söylenen Mekke İttifakı. Bir sonraki aşamada Mısır’ın da ittifakın arasında bulunacağına inanıyorum. Cumhurbaşkanımızın vizyonunda bizim 3 ülkeyle sınırlı kalmamamız, büyümemiz, gerekirse bütün ülkeleri bu çatının altında toplamamız var."
"(Kafkas Paktı ihtimali) Bunlar gerektiği zaman inşa edilebilir. Avrupa’yla Orta Doğu güvenlik mimarilerini Türkiye üzerinden uzun vadede, hatta orta vadede uyumlaştırılması mümkün."
"(İran Körfezi’nde savaş ve mücadelede Hürmüz Boğazı’nın kapatılması) Enerji açısından bize doğrudan etki eden bir durum yok. Kızıldeniz ticaret havzasının kapatılması bizim tabii ki menfaatimizle doğrudan bir konu.
(Suudi Arabistan-İran gerilimi) Suudi Arabistan ile konuştuğumuz zaman İran’la ilgili “Biz İran’la savaşalım, İran’ı yok edelim” gibi bir niyetleri yok. Bu konuda daha farklı düşünceleri var. İran'a yönelik askeri müdahalenin çözüm olmadığını, konuşma yoluyla anlaşma yoluyla bu meselenin halledilmesi konusunda bir duruşları var. Şu anda en önemli öncelik herkesin üzerinde çalıştığı, geçici süre de olsa - ki 60 gün olarak nitelendiriliyor- boğazın açılmasını sağlayacak bir uzlaşmanın sağlanması.
Şu anda bölge ülkeleri, Amerika, Batı, Avrupa, Asya, bu boğazın bir an önce açılmasını talep ediyor, bu konuda büyük bir baskı var."




