Merkez Bankası Para Piyasası Kurulu faiz oranlarını değiştirmedi. Genel kanaat zaten faizin bu toplantıda değiştirilmemesi gerektiği yönündeydi. Haftalık repo ihale faiz oranı yüzde 37’de, gecelik vadede borç verme faiz oranı yüzde 40’ta, gecelik vadede borç alma faiz oranı ise yüzde 35,5’te sabit tutuldu.
Merkez Bankası savaşın başlamasıyla birlikte proaktif bir adım atmış ve yüzde 37 olan haftalık repo ihale faiz oranını değiştirmemekle birlikte fonlamayı gecelik kanala kaydırmak suretiyle fiili faizi yüzde 40’a çıkarmış ve bu uygulama mart ayı başından 24 Ağustos’a kadar sürmüştü. 24 Ağustos’tan itibaren fonlamada yeniden haftalık repoya dönülmek suretiyle fiili faiz yüzde 37’ye çekilmişti.
Merkez Bankası dün aldığı kararla mevcut faizlerin bir sonraki toplantının yapılacağı 22 Ekim’e kadar bu düzeyde kalmasını kararlaştırmış oldu.
“Ekimde indirebilirim”
PPK toplantısından sonra yapılan açıklamada sanki ekim toplantısında alınabilecek karara ilişkin bir “çıtlatma”, bir “ima” var; “Ekimde faiz indirebilirim” şeklinde okunabilecek bir mesaj var.
Açıklamada “Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etmektedir” deniliyor.
Gerçi bu yargı neye dayanıyor, orası pek belli değil. Enflasyonun ana eğiliminde öyle kayda değer bir gerileme yok. Hele hele manşet enflasyon dikkate alındığında yüzde 31-32’ye takılıp kalınmış. Yetmezmiş gibi yıllık gerçekleşme tahmini OVP’de yüzde 28,4 düzeyinde belirlenmek suretiyle Merkez Bankası tahmininin de üstüne çıkarılmış.
Dolayısıyla Merkez Bankası her ne kadar 22 Ekim’de yapılacak bir sonraki PPK toplantısında faiz indirimi olabileceği şeklinde yorumlanabilecek bir ifadeye yer vermişse de aslında gidişat, “enflasyonun ana eğilimi yönüyle” bunu mümkün kılmaktan epey uzak görünüyor.
Merkez Bankası’nın ekimde faiz indirimi olabileceği imasının kaynağı yalnızca enflasyonun ana eğilimine ilişkin görüşü değil. Merkez Bankası iç talepteki zayıf seyre vurgu yapıyor ve bu zayıf seyri iktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının teyit ettiğini belirtiyor.
Sonuçta hem enflasyonun ana eğiliminde gerileme olduğu görüşü var, hem iç talebin zayıflamaya devam ettiği görüşü…
Bu iki etken bir arada düşünüldüğünde de ortaya bir anlamda “Ekimde faiz indirimi yapabilirim” mesajı çıkıyor.
Ya riskler?
Ama Merkez Bankası temkini de elden bırakmıyor.
Açıklamada “Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır” görüşüne yer veriliyor.
Zaten bu risk olmasaydı Merkez Bankası faizini çoktan daha aşağılarda görürdük.
Düşünün, politika faizi 22 Ocak’ta yüzde 38’den yüzde 37’ye indirilmişti.
Eğer savaş kaynaklı riskler ortaya çıkmasaydı mart ayı başından 24 Ağustos’a kadar fiili faizi yüzde 40 olarak uygulamak bir yana 37 de çok aşağılara çekilirdi.
Savaşın enflasyona etkisinin 7 puan dolayında olduğu dile getiriliyor. Dolayısıyla savaş yaşanmamış olsa enflasyon şimdilerde yüzde 25’lerde olur ve faiz de ona göre oluşurdu.
Oysa mevcut durumda ne savaş bitti, ne savaşın yol açtığı riskler ortadan kalktı. Petrol hâlâ 100 doların üstünde.
Asıl sorun motorin fiyatları
Petrol fiyatları tabii ki önemli ama Türkiye’yi enflasyon yönünden daha çok ilgilendiren motorin fiyatları. Rusya-Ukrayna savaşı ve bombalanan rafineriler yüzünden Rusya’nın akaryakıt ihracatını durdurması tüm dünyada motorin fiyatlarını yukarı çekiyor. Ayrıca kış mevsimine girilecek olması yüzünden motorin talebi daha da artacak.
Bu da fiyatları yukarı çekecek. Dolayısıyla motorin fiyatı, Türkiye’yi petrol fiyatından çok daha fazla ilgilendiriyor.
Başa dönersek, Merkez Bankası enflasyonun ana eğilimindeki gerilemeye işaret ederken tam olarak neyi kastediyor, pek belli değil. Bir gerileme varsa da buna baskın çıkması muhtemel fiyat artışı riski söz konusu.
Dolayısıyla her ne kadar sonraki toplantılar için faiz indirimi sinyali veren bir PPK metni varsa da bu metne uygun bir şekilde yol alınmasının hiç kolay olmadığını söylemek gerek.
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





