Eylül, veri akışının en yoğun olduğu ayların başında gelir, genellikle böyledir. Bu eylül de öyle… Hem bu yılın gidişatının ne yönde olacağı görülecek, hem de 2027’lere ve sonrasına ilişkin hedefler ortaya çıkacak.

Bu eylülü diğerlerinden ayıran küçük farklar da yok değil. Merkez Bankası şunun şurasında on gün sonra faiz kararı verecek ama faizin yönü hakkında şimdiden kesin bir yargıda bulunmayı sağlayacak belirgin bir durum yok. İşte bunu belki de 3 Eylül’de açıklanacak ağustos enflasyonu tayin edecek. Yani klasik enflasyon açıklaması bile bu kez önem taşıyor.

Sonuç olarak bu eylülde bizi çok şey bekliyor, bu kesin.

Veri akışı yoğunluğunun yaşanacağı bu döneme ağustosun son günü olan bugün açıklanacak, hatta sizin bu satırları okuduğunuz saatlerde muhtemelen açıklanmış olan yılın ikinci çeyreğine ilişkin GSYH verisiyle başlanacak.

Yılın ilk çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 2,5 artış gösteren GSYH’nin ikinci çeyrekte biraz daha yüksek oranda, yüzde 2,7-2,8 dolayında artacağı beklentisi yaygın. Ancak bu tahminler sanki biraz iyimser gibi ve gerçekleşmenin ilk çeyrekteki düzeyi aşması biraz zor görünüyor.

Kaldı ki ikinci çeyrek büyümesi yüzde 2,7-2,8 dolayında gelse bile yılın tümünde yüzde 3,8 olarak öngörülen büyüme hızını yakalamak mümkün olmayacak.

Enflasyon, PPK ve OVP

Bugünkü GSYH açıklamasından sonra 3 Eylül Perşembe günü ağustos ayının enflasyon verileri gelecek, hemen ertesinde 7 Eylül Pazartesi günü 2027-2029 döneminin orta vadeli programı açıklanacak. Faiz kararının açıklanacağı Para Politikası Kurulu toplantısı ise 10 Eylül Perşembe günü.

Veri takvimi kapsamında yer almamakla birlikte artık ne zaman ne olacağı bilindiği için motorindeki ÖTV zammını da hesaba katmak yanlış olmaz. Motorine bu gece yarısından geçerli olmak üzere ÖTV kaynaklı 3,60 lira zam gelecek.

Motorinde ağustos ayı için sıfıra indirilen ÖTV, belirlenen takvim gereğince eylülde 3 lira olarak uygulanacak. Akaryakıttaki fiyatlandırma politikası 3 liralık bu ÖTV’den yüzde 20 oranında, yani 60 kuruş da KDV alınmasını öngörüyor. Verginin vergisi! Sonuçta ortaya 3,60 liralık zam çıkıyor.

Enflasyon ne olabilir?

Ağustos enflasyonuna ilişkin tahminlerde ağırlıklı olarak yüzde 2'nin altında oranlar dile getiriliyor. Ne var ki bu oranlar biraz iyimser kalıyor gibi...

Daha önce de belirtmiştim, benim tahminim yüzde 2'nin üstünde bir oran. Hatta 2,5'i zorlayan bir oranı bile sürpriz bulmam.

Ağustos enflasyonunu buralara çıkarabilecek en büyük olumsuzluk kuşkusuz akaryakıt fiyatlarındaki artış. Akaryakıt fiyatlarının enflasyon hesaplamasında nasıl dikkate alındığını bir başka gün daha detaylı olarak ele almak üzere bugün için en azından şunu söyleyeyim; enflasyon "ay sonundaki fiyatlar değil, ay ortalamasındaki fiyatlar kıyaslanarak" hesaplanır.

Temmuz sonu-ağustos sonu kıyaslamasına göre motorinde bir ucuzlama var ama bu yanıltıcı.

Ay ortalaması bazında benzin fiyatları ağustosta yaklaşık yüzde 9, motorin fiyatları yüzde 12, otogaz fiyatları yüzde 8 artış gösterdi. Kaldı ki TÜİK, enflasyon hesaplamasının yetişmesi için fiyat toplamayı ayın son gününe kadar sürdüremiyor, dolayısıyla motorinde ayın son günlerinde yapılan indirim ortalamaya tam yansımayacak. Yani motorindeki artış yüzde 12'den biraz fazla olabilir.

Aktardığım oranlar EPDK verilerine göre ve ayın tüm günlerini kapsıyor.

TÜİK'in hesaplamasındaki oranlar da muhtemelen çok farklı olmayacak.

Yukarıdaki oranlara göre akaryakıttan TÜFE'ye doğrudan yansıyacak etki 0,30-0,35 puan arasında. Bu doğrudan etki, dolaylı etkiyi hesaplamak ise pek kolay değil.

Doğrudan etkinin bu düzeye eriştiği bir ayda toplam artışın yüzde 2'ler civarında olması, akaryakıt dışındaki tüm mal ve hizmet fiyatlarında ancak yüzde 1,65-1,70 artışta kalınması demek. Bu da hiç kolay değil.

Akaryakıtta bu yılın ağustosunda ortaya çıkan artışın oranları böyle. Geçen yılın aynı ayında benzin yüzde 1 zam görmüş, otogazdaki zam oranı yüzde 1,3 olmuş, motorin ise yüzde 1 ucuzlamıştı.

Yüzde 2,04 psikolojik bir eşik

TÜFE geçen yıl ağustosta yüzde 2,04 artmıştı. Bu yılki artışın bu oranın altında kalması, yıllık bazda temmuz sonunda yüzde 31,75 olan oranın bir miktar gerilemesi demek. Yüzde 2,04'ün üstündeki artışlarda ise tersi yaşanacak.

Yıllık oran biraz azalmış ya da artmış; aslında pek de önemi yok. Artacak ya da azalacak oranlar önemli bir fark yaratmayacak ki...

Ağustos artışı yüzde 1 olsa yıllık oran yüzde 30,4'e gerileyecek. Aylık artış yüzde 2,5'i bulsa bu sefer de yıllık oran yüzde 32,4 olacak.

Kaç zamandır böyle zaten; yıllık oranda çok dar bir koridora sıkışıp kalındı.

Ama yıllık oranın yönünü belirleyeceği için ağustos artışında psikolojik eşik gibi görülen 2,04'ün altında mı kalındığına, yoksa üstüne mi çıkıldığına özellikle dikkat edilecek.

Faiz yüzde 37'den aşağı çekilir mi?

Merkez Bankası savaşın patlak vermesiyle birlikte fonlamayı haftalık repodan geceliğe kaydırmak suretiyle fiili faizi yüzde 37'den yüzde 40'a çıkarmıştı. Bir süre önce de haftalık repo kanalı yeniden açılmış ve faiz bu kez fiilen yüzde 37'ye indirilmişti.

Şimdi 10 Eylül'de yapılacak PPK toplantısında faizin yüzde 37'den aşağı çekilip çekilmeyeceği tartışılıyor.

Bu konuda sanki şöyle bir hataya düşülüyor.

Teorik olarak bugünkü faizin, bu faizin uygulanacağı dönemdeki enflasyonla yani bir yıl sonrasının enflasyonuyla kıyaslanması tabii ki doğru.

Ama hiç kimse bugünkü faizle bir yıl sonrasının enflasyonunu kıyaslamıyor. Zaten enflasyon öngörülen düzeye doğru hızla gerilerse faiz de bugünkü düzeyde kalmıyor ki.

Bugün faiz kaç, bugün enflasyon kaç; buna bakılıyor.

Faiz kararı verilirken bakılan yalnızca enflasyon da değil. Çünkü faizi çoğu zaman siyasi tercihler belirliyor. Özellikle bir dönem hep böyle olmadı mı!

Şimdi ilki eylülde olmak üzere yıl sonuna kadar üç toplantı yapılacak. Diğer iki toplantı ekim ve aralıkta.

Bu toplantılarda ne karar alınır sorusuna yanıtım şöyle:

"Kararı Merkez Bankası verecekse faiz indirimine gidilmeme olasılığı ağır basıyor, üç toplantıda da; yok eğer başka etkenlerle karar verilecekse indirim olup olmayacağını söylemek zor."

Faizin bu üç toplantı bir yana seneye nasıl bir seyir izleyeceğinin işaretleri de 7 Eylül'de açıklanacak OVP'de ortaya konulacak özellikle enflasyon hedeflerine bağlı olarak daha somut olarak ortaya çıkacak.

2027 enflasyon hedefi kaç olur?

2027-2029 dönemi orta vadeli programı 7 Eylül Pazartesi günü açıklanacak. Bu programları satır satır okuyan var mıdır, hiç sanmıyorum. Zaten birini okumak yeter, sonraki yılların programları da bazı sayıların biraz değiştirilmesinin ötesinde temelde çok büyük bir farklılık göstermiyordur.

OVP açıklanır ve son sayfalarda yer alan tablolardaki verilere, üstelik hepsine de değil bazılarına odaklanılır.

Bakılanlar bellidir; TL ve dolar cinsi GSYH, bu verilerden hangi yılın dolar kurunun hangi düzeyde öngörüldüğü hesaplanır.

Enflasyon hedefine, yıl sonu ve yıllık ortalamayı gösteren deflatöre bakılır. Dış ticaret hedeflerine, cari dengeye ilişkin hedeflere ve bütçe verilerine göz atılır.

İşte 7 Eylül'de öncelikle 2027 ve sonrasının yol haritasını ortaya koyan bu veriler belli olacak.

Bu veriler arasında en çok merak edilenler hiç kuşku yok ki enflasyon hedefi ile dolar kurunun hangi düzeyde öngörüleceği ve cari açığa ilişkin büyüklük.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com