Enflasyon nisanda mart ayının acısını mı çıkardı; yoksa martta tüm tahminlerin altında bir oran açıklayarak şaşkınlık yaratan TÜİK, bu kez nisanda tam tersini yapmak suretiyle günah mı çıkardı, bilinmez. Ama gerçekten de nisan ayındaki TÜFE artışı tüm tahminlerin üstünde bir gerçekleşmeye işaret ediyor.
TÜİK, tüketici fiyatlarında nisanda yüzde 4,18 artış olduğunu açıkladı. Geçen yılın nisandaki artış yüzde 3’tü.
Aylık artış geçen yılki oranın çok üstüne çıkınca mart sonunda yüzde 30,87 olan yıllık oran nisan sonunda yüzde 32,37’ye yükseldi.
Bu öyle azımsanacak, önemsenmeyecek, umursamıyormuş gibi yapılacak bir dönüş, bir yükseliş değil. Yıllık oran tam 1,5 puan arttı.
Hem zaten aylık artışa bakar mısınız; yüzde 4,18! Avrupa Birliği’nde yıllık oran mart itibarıyla yüzde 2,8 ve ekonomi yönetimleri bu oran daha da artarsa diye adeta uykusuz geceler geçiriyor ve önlem üstüne önlem almaya çalışıyor.
Önümüzdeki dört aya dikkat!
Nisanda geçen yılki yüzde 3’ün çok üstünde bir gerçekleşme oldu ve yıllık oran yönünü belirgin olarak yukarı çevirdi. Ama sanki bunun devamı gelecek gibi…
Geçen yılın mayıs, haziran, temmuz ve ağustos aylarındaki oranlar baz etkisi yönüyle bu yılki yıllık oranın artmasına yol açacak gibi görünüyor.
Geçen yıl mayısta yüzde 1,53, haziranda yüzde 1,37 artış yaşanmıştı. Aylık artışlar temmuz ve ağustosta ise yüzde 2,06 ve 2,04 düzeyinde oluşmuştu.
Bu yıl aylık artışları şu savaş koşullarında öyle yüzde 2’lere, hele hele daha aşağılara çekmek pek mümkün görünmediğine göre yıllık oranın en azından önümüzdeki dört ay boyunca yukarı gideceğini öngörmek yanlış olmaz.
Bu dört aydaki toplam artış yalnızca yüzde 7. Bu yıl böyle bir oranda kalmak hiç mi hiç mümkün görünmediğine göre…
Yıl sonuna doğru yıllık oranın yönünü hızlı bir şekilde yukarı çevireceğini de şimdiden söylemek mümkün. Geçen yıl “olağanüstü bir performans” sergilenerek kasım ve aralıkta yalnızca yüzde 0,87 ve yüzde 0,89 düzeyinde kalan fiyat artışlarını bu yıl böylesine düşük tutabilmek mümkün olacak mı?
Aşama aşama revizyon
2026 yılına yüzde 16’lık enflasyon hedefiyle girildi. Hem Merkez Bankası’nın hedefi bu düzeydeydi, hem orta vadeli programda yer verilen hedef. Ama yüzde 20’nin altında bir oranda kalınabileceğine inanan neredeyse yoktu ve tahminler yüzde 20-25 arasında toplanıyordu.
Savaşın patlak vermesiyle birlikte tahminler bir adım öteye taşındı ve yüzde 25-30 arasına çekildi.
Savaş uzamaya başladı ve yurt dışında oluşan bazı fiyatların iç piyasadaki etkisinin çok daha fazla olacağı anlaşıldı. Olumsuz hava şartları da fiyat artış hızının tahminlerin üstüne çıkmasına yol açtı. Buna bir de fiyatlama davranışlarındaki bozulma ve fiyat artış istismarının had safhaya ulaşması eklenince işte nisandaki gibi bir oran ortaya çıktı ve şimdi tahminler bir kez daha revize edildi. Yıllık tahmini hâlâ yüzde 25-30 arasında olanlar varsa da tahminler ağırlıklı olarak yüzde 30-35 arasına doğru kaymaya başladı.
TCMB artık 19 da diyemez; yoksa 16 bile der mi?
Merkez Bankası yılın ikinci enflasyon raporunu 14 Mayıs’ta açıklayacak. Daha önce de birkaç kez bu raporla birlikte bu yılın enflasyon tahmin aralığı ve yanı sıra enflasyon hedefinin yukarı çekilmesinin beklenmesi gerektiği üstünde durdum.
Bu yıla başlarken enflasyon tahmin aralığı yüzde 13-19, enflasyon hedefi yüzde 16 olan Merkez Bankası, ilk enflasyon raporunda tahmin aralığını yüzde 15-21 olarak revize etmiş ancak yüzde 16’lık hedefinde bir değişiklik yapmamıştı.
Merkez Bankası zaten geçen yıl enflasyon hedefi ile tahmini ayrıştırırken hedefte çok zorunlu olmadıkça değişiklik yapmayacağını açıklamıştı.
Şimdi ortada biraz farklı bir tablo var…
Nisan enflasyonunun yüzde 4,18 olarak açıklanmasıyla ilk dört aydaki artış yüzde 14,64’e ulaştı.
Daha önceki yazılarımda Merkez Bankası’nın 14 Mayıs’ta enflasyon tahmin aralığını yüzde 18-24 yapabileceğini, enflasyon hedefini ise yüzde 19’a çıkarmasının makul olacağını ifade etmiştim.
Ama artık yüzde 19’luk hedefin de hiç mi hiç anlamı kalmadı…
İlk dört aydaki yüzde 14,64’lük artıştan sonra kalan sekiz aydaki toplam artış yüzde 3,8’de tutulabilirse yıllık oran yüzde 19 olur.
Ama kabul etmek gerekir ki sekiz ay için yüzde 3,8 artış öngörüsü de Merkez Bankası açısından aslında “Ben enflasyonla mücadeleyi kağıt üstünde sürdürüyorum, gerisi beni ilgilendirmez, gerçekleşme ne olursa olsun” demekten başka bir anlam taşımaz.
Enflasyonla mücadele görüntüsü vermek iyidir elbette ama böyle oranlarla ortaya çıkınca o görüntüyü vermek şöyle dursun giderek azalan inandırıcılık da tümüyle yitirilir.
Ya yüzde 16 sabit kalırsa!
Bunları Merkez Bankası’nın hedefini yüzde 19’a çıkarabileceği varsayımına göre dile getiriyorum. Tabii ki bir olasılık da yüzde 16’lık hedefin hiç değiştirilmemesi. Merkez Bankası tutar tahmin aralığını yüzde 15-21’den çok daha yukarı çeker ama enflasyon hedefini yüzde 16’da tutar; tutar mı tutar!
Hedefin tahmin aralığının altında kalması gibi bir durum yaşanabilir; ama bu ilk kez olacak değil ki… Geçen yıl da böyleydi.
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





