TÜİK’e göre tüketici fiyatları ağustos ayında yüzde 1,84 arttı. Bu oran, ağırlıkla yüzde 2’nin üstünde bulunan tahminlere göre iyi bir oran. Ama yalnızca tahminlere göre iyi bir oran. Yoksa aylık yüzde 1,84 artışın neresi iyi!
Ağustos gerçekleşmesinden sonra sekiz aylık artış yüzde 22,07’yi buldu.
Ağustos artışı geçen yılın aynı ayındaki düzeyin altında kalınca temmuz sonunda yüzde 31,75 olan yıllık oran da ağustos sonunda yüzde 31,51’e geriledi.
Hani örneğin yüzde 10,75’ten yüzde 10,51’e inilmiş olsa, hele hele örneğin yüzde 5,75’ten yüzde 5,51’e inilmiş olsa 0,24 puanlık düşüş önemli de, 30’lu düzeylerde yaşanan 0,24 puanın hiç mi hiç önemi yok.
Yok; ama bunu hâlâ dezenflasyonun sürdüğü gibi okumak isteyenler, hatta okuyanlar var.
Bu mu düşüş?
Yıllık TÜFE artışı geçen yılın mayıs ayı sonunda yüzde 35,41 düzeyindeydi. 2025 mayısından bu yılın ağustosuna; tam 16 ay geçti. Şimdi yıllık enflasyon kaç, yüzde 31,51. Bu yılın mart ayı sonunda yüzde 30,87’ye kadar da inilmişti.
Ağustosta yıllık oranın yüzde 31,51 olduğunu belirttim. Peki geçen yılın ağustosundaki yıllık oran neydi, yüzde 32,95, arada önemsenmeyecek bir fark var.
Yıllık enflasyon hem de neredeyse bir buçuk yıla yaklaşan bir süredir adeta yüzde 31-35 arasına çakılıp kalmışken enflasyonla mücadelede epeyce yol alındığını savunmak!
Üstelik bu ağırlıklarla…
Enflasyon yüzde 30’larda yapışıp kaldı ama bu yılın ağırlıklarında Avrupa ile uyum sağlamak adına yapılan düzenleme olmasaydı bu oranlara bile inilemeyebilirdi.
Bu düzenlemeyle ne mi değişti; tekrarlamakta yarar var.
Daha önce yalnızca yurt içi yerleşiklerin harcamalarına göre belirlenen ağırlıklar, bu yıl yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’deki harcamalarını da kapsayacak şekilde değiştirildi. Bu değişiklikle de özellikle konut harcamalarının ağırlığı düşerken lokanta ve otel harcamalarının payında artış oldu.
Bir de giyim grubunun ağırlığı artırıldı.
Herhangi bir harcama grubunun ağırlığı, biraz da bir önceki yıldaki fiyat hareketine bağlı olarak değişir; fiyat artışı genelden hızlıysa, yani o kalemlere çok para ayrılmak durumunda kalınıyorsa o grubun payı artırılır, tersiyse düşürülür. Geçen yıl giyim grubunda fiyat artışı genelden az olduğu halde bu grubun payı arttı.
Giyimdeki düşük fiyat artışı bu yıl da devam ediyor. Son bir yıldaki artış yalnızca yüzde 9,65. Bu grubun ağırlığı arttığı için, bu düşük fiyat artışı genel oranı aşağı çekiyor.
Bu durum yalnızca son bir yıl için geçerli değil. Giyim ve ayakkabı grubunda ağustos ayında yüzde 3,54 fiyat düşüşü oldu, bu düşüş de toplam endeksi 0,24 puan aşağı çeken yönde etki yaptı. Ya da şöyle ifade edelim; bu grupta fiyatlar ağustos ayında sabit kalsaydı toplam TÜFE artışı 0,24 puan daha fazla olacak ve yüzde 2’yi aşacaktı. Hem de öyle sınırda bir aşma olacaktı ki geçen yılın ağustosundaki oranın bile üstüne çıkılacaktı.
Hani “Şeytan ayrıntıda gizlidir” diye bir söz var ya, enflasyon hesaplaması da aynen öyle.
Ağırlık değişiminde en çok dikkat çeken harcama grubu konut. Toplamdaki ağırlığı 3,8 puan düşürülen konut grubundaki yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 40. Ama ağırlık düşürüldüğü için genele yansıma olması gerekenden tabii ki daha düşük.
Benzeri başka örnekler de var elbette.
Dolayısıyla yıllık enflasyon yüzde 30’larda yapışıp kaldı ama 2026 başında ağırlıklarla ilgili o köklü değişiklik söz konusu olmasaydı belki bu düzeylere bile inilemezdi.
Hizmet enflasyonu hâlâ yüzde 40’ın üstünde
Vatandaş giyiminden fedakârlık edebilir, ediyor da zaten.
Dayanıklı mal alımını erteleyebilir, erteliyor da zaten.
Ama ertelenemeyecek, günlük yaşamı sürdürebilmek için zorunlu harcamalar var ve onlardaki fiyat artışı hâlâ çok yüksek.
Hizmet enflasyonu ağustos ayı itibarıyla yıllık bazda hâlâ yüzde 40’ın üstünde, yüzde 41,34 düzeyinde.
Bu kapsamda yer alan kirada yaklaşık yüzde 54, lokanta ve otellerde yüzde 32, ulaştırma hizmetlerinde yüzde 45, diğer hizmetlerde yüzde 40 artış var.
Yüzde 30’un altı mümkün mü?
İlk sekiz ayda yüzde 22,07 artıştan sonra yılı yüzde 30’un altında kapatmak, kalan dört aydaki toplam artışın yüzde 6,5’te kalmasına bağlı. Dört ayda yüzde 6,5 de, aylık ortalama artışın yüzde 1,6 dolayında tutulabilmesine...
Geçen yıl eylülde yüzde 3,23, ekimde yüzde 2,55, kasımda yüzde 0,87, aralıkta yüzde 0,89 artış olmuştu.
Bu yıl eylül ve ekimde geçen yılın altında kalınabilir. Gerçi bu da savaşa, daha doğrusu Trump’a bağlı! İşte yeniden hortlatılan savaş yüzünden motorine bugün yüklü bir zam var. Ama yine de genel tahminler bu ay geçen yılki düzeyin altında kalınabileceği yönünde. Geçen yılın oranı görece çok yüksek olduğu için bu ayki artış yüzde 2 olduğunda bile yıllık oran yüzde 30’un altına inecek. İnecek de, orada kalıcı olabilecek mi, işte o çok zor.
Gerçi yüzde 30’un biraz altında kalınsa ne olacak ki!
Örneğin, yüzde 29,5 ile yüzde 30,5 arasında vatandaşın yaşamına dokunma anlamında ne gibi bir fark var ki! Sonuçta iki oran da çok yüksek.
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





