Küresel ekonomideki değişimlerin yönü, teknoloji şirketlerinin öncelikli stratejileri ve dijital ile yeşil dönüşümün yatırım açısından etkileri, Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in yanı sıra Prof. Dr. Emre Alkin ve Prof. Dr. Kerem Alkin’in değerlendirmeleriyle yayında masaya yatırıldı.

Emre Tezmen: “Dünya, Teknoloji Odaklı Bir Devrimin İçinde”

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, dünyadaki ekonomik, sosyolojik ve siyasi değişimlerin merkezinde teknolojinin yer aldığını belirterek, özellikle son yıllarda küresel çapta yaşanan teknoloji devriminin tüm sektörleri kökten etkilediğini vurguladı.

Tezmen, “Şu anda, sanayi devrimine benzer bir teknoloji devrimini yaşıyoruz. Bu değişim, şirketlerin iş yapış biçimlerinden sektörlerin öne çıkmasına kadar her şeyi etkiliyor. Bu dönüşüme hızlı adapte olan şirketler ön plana çıkarken, geleneksel iş yapış biçimlerine sıkı sıkıya bağlı kalanlar zorlanıyor” dedi.

Dünyadaki gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Tezmen, dijital teknolojiler konseyi üyeliği ve yönetim kurulu çalışmaları kapsamında düzenledikleri beyin fırtınalarıyla hem global hem de Türkiye ölçeğinde sektörlerin geleceğine dair stratejiler geliştirdiklerini aktardı. “Türkiye’de teknoloji ve dijital alanlarda önemli bir ekosistem oluştu. Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında birçok alanda rekabet avantajımız var” değerlendirmesinde bulundu.

Yapay zekayı özellikle öne çıkaran Tezmen, bu teknolojiyi sadece popüler bir kavram olarak görmek yerine, şirketlerin iş yapış biçimlerini ve yatırım stratejilerini yeniden şekillendirecek bir devrim olarak değerlendirdi. “Yapay zeka sadece üretmek ya da geliştirmek değil; aynı zamanda iş süreçlerimizi gözden geçirmemizi ve yatırımlarımızı yeniden planlamamızı gerektiriyor. Bütün şirketlerin ve ekonomilerin buna adapte olması şart” ifadelerini kullandı.

Tezmen, devletin de teknoloji alanında attığı adımlar sayesinde Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinde önemli bir pozisyon elde ettiğini ve bu sürecin hızla ilerleyeceğini sözlerine ekledi.

Prof. Dr. Emre Alkin ise, yüksek teknolojiye dair yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

Türkiye'de çok başarılı şirketler var. Kendi iş süreçleri içerisinde teknolojiyi barındıran şirketler var. Üniversitelerde ve birçok şirkette var. Ama bunu yapamayanlar da var. Asli işinizin dışında da yaptığınız bazı buluşları ticarileştirme imkanınız bulunabiliyor. Özgür irade, akıl ve yapay zeka ile... Yeni yetkinlikler ve yetiler kazanmak konusunda direnç olmamalı. Firmalar arasındaki rekabet kıskançlık boyuna çıkmamalı. Biz buna müsaade etmiyoruz.

Alkin, Türkiye'nin bu coğrafyadaki önemi ve stratejik varlığına dair şunları söyledi:

Konuya ilişkin büyük değişimlerden bahsetmek gerek. ABD ciddi bir tehlike içinde. Ekonomik ve siyasi açıdan... Güneş ABD üzerinde batıyor artık. Trump, küresel ölçekli bir hesaplaşma yaşatabilir dünyaya. Sermaye piyasası ve ekonomik bunalım olabilir. Türk şirketlerin ve Türkiye'nin kendine manevra alanı yaratması gerekiyor. Treni kaçırmamak gerekiyor. Biz kaybedeceğimiz pazarları, hızlıca telafi edecek manevraları yapabilmeliyiz.

Emre Tezmen: Küresel Düzen Değişiyor, Türkiye İçin Tarihi Bir Fırsat Var

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, 1945 sonrası kurulan küresel siyasi ve ekonomik düzenin sona yaklaştığını belirterek, bu sürecin kazanan ve kaybeden ülkeler yaratacağını söyledi. Tezmen, Türkiye’nin mevcut konumu ve vizyonuyla bu dönüşümde kritik bir rol üstlenebileceğini ifade etti.

Dünyada çok büyük bir dönüşüm yaşandığını vurgulayan Tezmen, Türkiye’nin “orta konumdan küresel merkez ülke” vizyonu doğrultusunda önemli bir aşamaya geldiğini söyledi. Türkiye’nin bugün birçok alanda fikri olan, karşılık bulan ve davet edilen ülkelerden biri haline geldiğini belirten Tezmen, bunun arkasında güçlü kurumsal yapılaşma ve stratejik vizyonun yer aldığını dile getirdi.

Bu dönüşüm sürecinde ekonomi ve finansın kritik önemde olduğuna dikkat çeken Tezmen, özellikle bankacılık ve sermaye piyasalarında küresel vizyona uygun yeni politika ve stratejilere ihtiyaç olduğunu söyledi. Bu yaklaşımın yalnızca makro düzeyde değil, mikro ölçekte de şirketler için hayati olduğunu vurgulayan Tezmen, Türk şirketlerinin geleneksel kalıpları geride bırakarak küresel vizyonla hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

Güneydoğu Asya ve Endonezya Hamlesi: Türk Şirketleri İçin Yeni Büyüme Alanı

Emre Tezmen, dünyanın ekonomik ağırlık merkezinin giderek Doğu’ya kaydığına dikkat çekerek, Güneydoğu Asya’nın bu süreçte stratejik bir bölge haline geldiğini söyledi. Bölgenin güçlü demografik yapısı, yüksek büyüme potansiyeli ve teknolojiye erişim imkanlarının ciddi fırsatlar sunduğunu belirten Tezmen, Türk şirketlerinin bu pazarlarda yoğun ilgi gördüğünü ifade etti.

Bu kapsamda Endonezya’da bir katılım bankasının satın alınmasına yönelik süreci kamuoyuna duyurduklarını hatırlatan Tezmen, bölgede faaliyet göstermenin Türk firmaları açısından önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Türkiye bankacılık sektörünün yetkin insan kaynağı ve çevik yapısıyla Endonezya gibi pazarlara önemli katkı sunabileceğini belirten Tezmen, iki tarafın da birbirinden öğreneceği çok şey olduğunu dile getirdi.

Endonezya’nın yıllık yüzde 5’in üzerinde büyüyen ekonomisi, yaklaşık 300 milyonluk nüfusu, düşük enflasyon ve faiz oranları ile bankacılık penetrasyonunun düşük seviyelerde olmasının ciddi bir büyüme alanı yarattığını vurgulayan Tezmen, Türkiye–Endonezya ticaret hacminin mevcut seviyelerin çok üzerinde olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin Endonezya’ya yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolarlık ihracatına karşılık, ithalatın 3 milyar dolara yaklaştığını belirten Tezmen, daha dengeli ve güçlü bir ticaret hacminin mümkün olduğunu ifade etti.

Endonezya’nın aynı zamanda bir BRICS ülkesi olduğuna dikkat çeken Tezmen, ülkenin ABD, Batı, Çin ve Hindistan ile güçlü ilişkiler yürüttüğünü belirtti. Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki özel ilişki ve karşılıklı saygının, Türkiye ile Endonezya arasındaki iş birliği potansiyelini daha da artırdığını söyledi.

Tezmen, Endonezya’daki faaliyetlerin tamamlanmasının ardından Türk iş dünyası için bölgede yeni fırsatlar oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, bu sürecin hem Türkiye ekonomisine hem de Türk şirketlerine önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.

Prof. Emre Alkin, Tera Holding'in başarılarına, çözüm odaklı stratejilerine ve finansal varlıklarına dair şu ifadeleri kullandı:

Zamanın ötesinde de koşmak zorundayız. Gençler akıllı. Nesil akıllı. Özellikle Emre başkanın hamleleri ile kendi hamlelerimizi birleştiriyoruz. Yapay zeka sorunsalını ortadan kaldırıyoruz. Kararlar alıyoruz. Tüm işlerin enerji boyutu da var. Elektrik enerjisine ihtiyacımız olacak. Enerji üretimi, iletimi, dağıtımına dair bir şeyler yapıyor olmamız lazım. Gıda, genetik konularına değişiyoruz aynı zamanda. Bilgisayar, yapay zeka, yazılım, siber güvenlik gibi işlerde kadınların talebi çok az. Bu olumsuz. İnşallah bunu artıracağız, kazandıracağız. Bu konuda treni kaçırmak istemiyoruz. Buna önem veriyoruz.

Emre Tezmen: Trendlerin Dışında Kalma Şansı Yok, Öncü Olmak Zorundayız

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, küresel ölçekte ortaya çıkan yeni trendlerin yakından takip edilmesi gerektiğini belirterek, bu trendlerin dışında kalma şansının hiçbir kurum için bulunmadığını söyledi. Tezmen, asıl önemli olanın bu dönüşüm süreçlerinde öncü rol üstlenebilmek olduğunu vurguladı.

Bu anlayış doğrultusunda stratejik bir yol haritası oluşturduklarını ifade eden Tezmen, Türkiye’nin doğal olarak rekabetçi olduğu alanlardan birinin turizm sektörü olduğunu belirtti. Turizmin, Türkiye açısından önemli bir döviz kazandırıcı ve yüksek katma değer üreten sektörlerden biri olduğuna dikkat çeken Tezmen, bu alandaki dönüşüme kayıtsız kalmadıklarını söyledi.

Tezmen, holding bünyesindeki teknoloji yatırım şirketi aracılığıyla bir dijital turizm platformunu satın aldıklarını ve sürecin tamamlandığını ifade etti. Dijitalleşmenin oyun alanını kökten değiştirdiğini vurgulayan Tezmen, dijital platformlar sayesinde çok geniş kitlelere ulaşmanın ve küresel ölçekte rekabet edebilmenin mümkün hale geldiğini dile getirdi.

Satın alınan platformun Türkiye turizm pazarında önemli bir pay yakalama potansiyeline sahip olduğunu belirten Tezmen, benzer bir yapının farklı ülkelerde de kurulabileceğini söyledi. Özellikle Asya-Pasifik ve Uzak Doğu’da güçlenen orta sınıfın sunduğu fırsatlara dikkat çeken Tezmen, dijitalleşmenin bu pazarlara erişimi kolaylaştırdığını ifade etti.

Yapay zeka entegrasyonu sayesinde müşteri ihtiyaçlarının doğru analiz edilerek kişiselleştirilmiş çözümler sunulabileceğini belirten Tezmen, bu yapının grubun diğer faaliyet alanlarıyla da güçlü bir sinerji oluşturabileceğini vurguladı.

Teknoloji ve Finans Odaklı Yatırım Modeli: Dijitalden Siber Güvenliğe Entegre Yapı

Emre Tezmen, Tera Holding’in turizm yatırımına bakışının klasik bir sektör yatırımı anlayışından farklı olduğunu belirterek, bu adımın daha çok teknoloji ve finans odaklı bir platform yatırımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Tera turizme mi giriyor?” şeklindeki sorularla karşılaştıklarını ifade eden Tezmen, bu yatırımı küresel strateji çerçevesinde konumlandırdıklarını dile getirdi.

Tezmen’e göre holdingin gerçekleştirdiği yatırımlar, dijital platformlar, finansal çözümler ve siber güvenlik gibi unsurları bir arada barındıran bütüncül bir yapıya sahip. Dijital çözümler sunarken aynı zamanda güvenliğin sağlanmasının da kritik olduğuna dikkat çeken Tezmen, bu nedenle yatırımların çözüm odaklı ve entegre bir bakış açısıyla yapıldığını söyledi.

Dikkatli yatırımcıların, holdingin yatırım portföyünü incelediklerinde kullanıcı ve müşteri deneyimini zenginleştirmeyi hedefleyen, teknoloji temelli ve katma değer üreten bir yaklaşımı net şekilde görebileceğini ifade eden Tezmen, bu stratejinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirtti.

Emre Tezmen: Türkiye Küresel Güç Olma Hedefine Ulaşabilir, Ekonomik ve Finansal Otonomi Kritik

Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Türkiye’nin tarihinden gelen güçlü bir misyona sahip olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı tarafından ortaya konan vizyonun artık somut şekilde hayata geçmeye başladığını söyledi. Türkiye’nin yalnızca bölgesel değil, küresel güç olma potansiyeline sahip bir ülke olduğunu vurgulayan Tezmen, bu hedefe ulaşılabileceğine inandığını ifade etti.

Bu sürecin en kritik unsurlarından birinin stratejik otonomi olduğunu belirten Tezmen, özellikle ekonomik ve finansal otonominin büyük önem taşıdığını dile getirdi. Türkiye’de sermaye piyasalarının henüz istenilen seviyede olmadığını söyleyen Tezmen, bu alanda ciddi bir gelişim potansiyeli bulunduğuna dikkat çekti.

Sermaye piyasalarının daha etkin kullanılması gerektiğini vurgulayan Tezmen, uzun vadeli sermaye sağlayabilecek platformların özellikle fikir ve teknoloji odaklı şirketler için hayati olduğunu ifade etti. Yatırım kararlarını alırken küresel trendleri yakından izlediklerini belirten Tezmen, stratejik alanlara odaklanmanın zorunlu olduğunu söyledi.

Teknoloji, Finans ve Gıda Güvenliği Ön Planda: AR-GE ve Üniversite İş Birliği Vurgusu

Emre Tezmen, holdingin yatırım stratejisinde teknoloji, finans, gıda güvenliği ve siber güvenlik gibi alanların öncelikli yer tuttuğunu belirtti. Savunma sanayii alanında Türkiye’nin zaten önemli bir seviyeye ulaştığını ifade eden Tezmen, bu alanda da uluslararası ölçekte çeşitli girişimlerinin bulunduğunu söyledi.

Makro ve mikro düzeyde çözüm üretmenin önemine dikkat çeken Tezmen, üniversitelerle iş birliği ve AR-GE çalışmalarının bu süreçte kritik rol oynadığını vurguladı. Siber güvenliğin yanı sıra genetik ve biyoteknoloji alanlarında da Türkiye’nin yüksek yetkinliklere sahip olduğunu belirten Tezmen, bu alanlarda güçlü ekosistemler oluşturulabileceğini ifade etti.

Genetik, biyoteknoloji ve gıda güvenliğinin birbiriyle yüksek sinerji barındırdığını söyleyen Tezmen, bu alanların hem ekonomik hem de stratejik açıdan büyük fırsatlar sunduğunu dile getirdi. Tezmen, Türkiye’nin bu sektörlerde sermaye ve yatırım imkanlarını artırarak küresel ölçekte rekabetçi yapılar oluşturabileceğini belirterek, bu doğrultuda yoğun şekilde çalışmaya devam ettiklerini söyledi.