Üstelik çekin karşılıksız çıkması, her durumda “Dolandırıcılık” suçu oluştuğu anlamına da gelmiyor. Bu durum alacaklılar açısından önemli bir hukuki boşluk algısı oluşturuyor.
Karşılıksız Çek Keşide Etmek Dolandırıcılık mıdır?
5941 sayılı Çek Kanunu uyarınca, karşılığı olmayan çek keşide etmek ,Çek’te Karşılıksızdır İşlemi Yapılmasına Sebebiyet Verme” suçu oluşturur. Bu suç, TCK’daki dolandırıcılık suçundan farklıdır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için baştan itibaren hileli davranışla aldatma kastı gerekir. Oysa çoğu ticari ihtilafta çek, ödeme güçlüğü nedeniyle karşılıksız kalmakta; başlangıçta hile unsuru ispat edilemediği için dolandırıcılık suçu oluşmamaktadır.
Bu nedenle, bir kişi milyon dolarlık birden fazla çek keşide etse ve hepsi karşılıksız çıksa dahi, her olay otomatik olarak dolandırıcılık kapsamına girmez.
Alacaklı Ne Yapabilir?
Karşılıksız çek halinde başvurulabilecek temel yollar ;
-İcra takibi başlatmak (kambiyo senetlerine özgü haciz yolu)
- Çek Kanunu kapsamında şikayet yoluna gitmek
- Alacak davası açmak
-İhtiyati haciz talep etmek (şartları varsa)
Ancak uygulamada sorun şudur: Borçlunun malvarlığı yoksa ya da şirket içi boşaltılmışsa, hukuki süreç uzun ve tahsilat zor olabilir.
Çek Yerine Alternatif Ödeme Yöntemleri
Uygulamada ,Karşılıksız çek nedeniyle icra takibi başlatılmış olsa dahi, borçlunun malvarlığının bulunmaması ya da şirketin içinin boşaltılmış olması durumunda alacaklı uzun ve yıpratıcı bir süreçle karşı karşıya kalabilir. Kağıt üzerinde güçlü bir kambiyo senedine sahip olmak, her zaman fiilen tahsil imkanı olduğu anlamına gelmez. Özellikle ekonomik daralma dönemlerinde şirketlerin aktiflerini azaltması, malvarlığını devretmesi veya faaliyetini fiilen durdurması, icra sürecini sonuçsuz hale getirebilmektedir.Bu nedenle ticari hayatta artık yalnızca çek almak yeterli görülmemekte; ödeme yönteminin baştan doğru kurgulanması önem kazanmaktadır.
Çek yerine tercih edilebilecek en güçlü araçlardan biri banka teminat mektubudur. Bu yöntemde borçlu değil, banka ödeme taahhüdünde bulunur. Böylece ödeme riski doğrudan bankanın mali gücüne bağlanır ve alacaklı açısından tahsil güvenliği ciddi ölçüde artar.Özellikle uluslararası ticarette akreditif sistemi daha güvenli bir yapı sunar. Akreditifte banka, sözleşmede belirlenen şartların gerçekleşmesi halinde ödemeyi garanti eder. Böylece taraflar arasındaki güven sorunu, bankacılık sistemi üzerinden minimize edilir.
Aval verilmiş senetler de çekten daha güçlü bir teminat sağlayabilir. Senet üzerinde bankanın ya da mali gücü yüksek bir üçüncü kişinin aval imzasının bulunması, borç ödenmediği takdirde ikinci bir güçlü muhatap yaratır.
Rehinli ya da teminatlı satış modellerinde ise alacak, doğrudan bir malvarlığı unsuru ile güvence altına alınır. Taşınır rehni, ticari işletme rehni veya başka teminat mekanizmaları sayesinde alacaklı, borcun ödenmemesi halinde doğrudan teminat üzerinden tahsil yoluna gidebilir.
Büyük hacimli ve sürekli ticari ilişkilerde alacak sigortası da önemli bir koruma sağlar. Bu sistemde borçlu ödeme yapmazsa sigorta şirketi belirli şartlar dahilinde alacağı karşılar. Böylece ticari risk, paylaşılmış olur.
Son olarak, bloke çek veya banka onaylı çek uygulamaları, klasik çek sistemine kıyasla daha güvenli bir yapı sunar. Bu yöntemlerde bankanın belirli bir tutarı bloke etmesi veya çekin arkasında ödeme teyidi bulunması, karşılıksız kalma riskini azaltır.
Sonuç olarak, çek hala hukuken güçlü bir kambiyo senedi olmakla birlikte, ekonomik risklerin arttığı dönemlerde tek başına yeterli güvence sağlamayabilir. Günümüzde asıl mesele, alacağın varlığı değil; tahsilatın garanti altına alınmasıdır. Ticari sözleşmeler hazırlanırken ödeme yöntemi ve teminat yapısı en baştan planlanmadıkça, hukuki hakların varlığı pratikte yeterli olmayabilir.





