Dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi BlackRock, Ethereum’un gerçek dünya varlıklarının (RWA) blok zinciri üzerinde tokenize edilmesi sürecinde kritik bir rol üstlenebileceğini değerlendirdi. Şirket, mevcut verilerin Ethereum’un bu alandaki güçlü konumunu açık şekilde ortaya koyduğunu vurguladı.

BlackRock’ın ABD hisse senedi ETF’lerinden sorumlu yöneticisi Jay Jacobs tarafından kaleme alınan raporda, tokenizasyon ekosisteminin hızla büyüdüğü ve Ethereum’un bu büyümeden en fazla fayda sağlayabilecek altyapıya sahip olduğu ifade edildi. Rapora göre, halihazırda tokenize edilmiş tüm varlıkların yaklaşık yüzde 66’sı Ethereum blok zinciri üzerinde yer alıyor.

Bu oran, yüzde 10 payla ikinci sırada bulunan BNB Chain’i açık ara geride bırakırken; Solana yüzde 5, Arbitrum ve Stellar ise yüzde 4’er payla Ethereum’u takip eden diğer ağlar olarak öne çıkıyor. BlackRock, bu dağılımın Ethereum’un kurumsal benimsenme açısından güçlü bir ağ etkisi yarattığını gösterdiğini belirtiyor.

Raporda ayrıca tokenizasyonun şu an en çok stabil coin’ler üzerinden ilerlediğine dikkat çekiliyor. ABD doları gibi itibari para birimlerine dayalı dijital varlıkların yaygınlaşması, blok zinciri teknolojisinin finansal sistemle entegrasyonunda önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor. Jay Jacobs, tokenizasyonun olgunlaşmasıyla birlikte yatırımcıların yalnızca nakit ve ABD tahvilleriyle sınırlı kalmayıp, çok daha geniş bir varlık yelpazesine zincir üstünden erişebileceğini vurguluyor.

BlackRock, kripto varlıkların artık geçici bir trend olmaktan çıktığını ve küresel piyasalarda kalıcı bir yatırım teması haline geldiğini de raporunda ortaya koyuyor. Şirketin Bitcoin spot ETF’inin şimdiye kadar piyasaya sürülmüş en hızlı büyüyen borsa yatırım fonlarından biri olması, bu dönüşümün somut bir göstergesi olarak sunuluyor.

Öte yandan BlackRock CEO’su Larry Fink, Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı açıklamalarda tokenizasyonun geleceğine değindi. Fink, ortak bir blok zinciri altyapısı etrafında daha hızlı ilerleme sağlanabileceğini belirterek, bu yaklaşımın işlemleri hem daha güvenli hem de daha verimli hale getirebileceğini dile getirdi. Fink’e göre, daha fazla blok zinciri bağımlılığı tartışılabilir olsa da, uzun vadede finansal sistemin kazanımı daha ağır basıyor.