Beyaz eşyada yılın ilk çeyreğinde iç satışlar yıllık %10 daralırken, ihracat %23 azaldı

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı ilk çeyrek sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı.

Kuruluştan yapılan basın açıklaması aşağıda bulunuyor:

2026 yılının ilk çeyreğinde 6 ana ürün grubunda iç satışlarda geçen yılın aynı dönemine kıyasla %10 oranında daralma yaşandı. İhracatta son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi sürerken, 2026'nın ilk üç ayında ihracat %23 oranında azaldı. İhracattaki düşüş üretim adetlerine de yansıdı ve üretim miktarı %21 geriledi. Toplam satışlar ise %19 düşüşle 6.288.817 adet olarak gerçekleşti. TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, ihracatta çift haneli düşüşün sürdüğüne dikkat çekerek, "Bu tablo, küresel talep koşulları ve dış pazarlardaki yavaşlamanın etkisiyle ihracat performansında daha kalıcı bir gerileme riskini ortaya koyuyor" dedi.
Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD'in paylaştığı bilgilere göre;

2026 yılının ilk 3 ayında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %10 oranında düşüş yaşandı. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2026 yılının ilk 3 ayında ihracat, bir önceki yıla kıyasla %23 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken üretim miktarı geçen yıla göre %21 oranında geriledi. Toplam satışlar ise %19 gerileyerek 6.288.817 adet oldu. Mart ayı özelinde ise iç satışlarda geçen yılın Mart ayına göre %3 daralma olurken ihracatta %29, üretimde ise %14 gerileme kaydedildi. Toplam satışlarda %21 düşüş oldu ve 2.230.369 adet olarak kaydedildi.

Türkiye, %7'lik üretim hacmiyle Avrupa'nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında ihracat hacmi 20,2 milyon adet olarak kaydedilirken Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarıyla küresel piyasalardaki rekabet gücünü arttırıyor.

Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, özellikle ihracattaki daralmanın son yıllarda kesintisiz şekilde devam ettiğini ifade etti. İhracat hacminin 2025'te 20,2 milyon adetle yaklaşık 10 yıl önceki seviyelere gerilediğine değinen Şengül, 2026 yılının ilk çeyreğinde de ihracattaki çift haneli düşüşün, bu eğilimin devam ettiğini gösterdiğini belirtti: "Bu tablo, küresel talep koşulları ve dış pazarlardaki yavaşlamanın etkisiyle ihracat performansında daha kalıcı bir gerileme riskini ortaya koyuyor. Buna paralel olarak, iç pazarda da talebin yavaş seyretmesi genel pazar büyümesini baskılayan bir unsur olarak öne çıkıyor."

Rekabetçilik ihracat, maliyet ve ticaret politikaları üçgeninde

"İhracat ve iç pazarda süregelen bu görünümün 2026'ya da taşınması, mevcut eğilimin kalıcılık riskini artırıyor" diyen Şengül, "Bu çerçevede ortaya çıkan tablo, sektörümüz açısından rekabet gücünün korunmasının artık daha kritik bir öncelik haline geldiğini gösteriyor" diye konuştu. Şengül, hem iç satışlarda hem ihracatta geçen yılın aynı dönemine kıyasla daralmanın sürdüğünü ve bu durumun üretim adetlerine de belirgin şekilde yansıdığına dikkat çekti. Şengül şöyle devam etti: "İhracat tarafında, küresel talep koşulları ve jeopolitik gelişmeler belirleyici olmaya devam ederken, enerji, hammadde ve finansman maliyetleri yüksek seyrini sürdürüyor. Buna ek olarak anti damping önlemleri gibi ticaret politikaları, gözetim uygulamaları ve ilave vergi gibi uygulamalar ise maliyetleri ve işlem sürelerini artırıyor. Diğer taraftan da Uzak Doğu kaynaklı maliyet avantajı ve agresif fiyatlama, ihracat pazarlarında rekabeti daha da yoğunlaştırıyor."

Bu gelişmelerin rekabet gücü üzerinde baskıyı artırdığını belirten Şengül, özellikle ihracat pazarlarında maliyet avantajının da zayıflamasına yol açtığını söyledi ve ekledi: "Bu veriler ışığında rekabetçiliğimizin ihracat daralması, maliyet artışları ve ticaret politikaları üçgenine sıkıştığını söyleyebiliriz." Şengül, ihracat ve iç pazarda uzunca süredir gözlenen ve 2026'da da devam eden zayıf seyri tersine çevirmek için üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, yurtdışında rekabet gücünün devam ettirilmesi gerektiğini belirtirken bunun için de girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılmasının kritik önemde olduğunu vurguladı.

"Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak destekler sağlanmalı"

Şengül, Mart ayı verilerini de değerlendirdi: "Mart verileri, yılın ilk çeyreğinde gözlenen eğilimin ay bazında da teyit edildiğini gösteriyor. Bu tablo, üretimdeki gerilemenin kalıcı hale gelme riskini artırıyor." Bu tabloda iç pazarın desteklenmesinin önem kazandığına işaret eden Şengül, kredi kartı faiz ve komisyon oranlarının satış kanallarına olumsuz yansıdığını ifade ederek "Kredi kartı taksitlendirme imkanlarının artırılması iç talebin sürekliliğine katkı sunacaktır" dedi.

İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek ve aynı zamanda ülkemizin uzun vadeli hedefleriyle uyumlu yapısal adımlara ihtiyaç olduğunun altını çizen Şengül, bu bakımdan enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, mevcut tabloya en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğunu söyledi: "Derneğimizin analizine göre; 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda ürün boyutları %18 artmasına rağmen %16 oranında enerji tasarrufu sağlanması, sektörümüzde verimlilikte kaydedilen önemli ilerlemeyi ortaya koyuyor." Başka bir ifadeyle, bugün daha büyük ve daha yüksek performanslı ürünler, çok daha düşük enerji tüketimiyle çalışıyor. Bu veriler, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasının yalnızca enerji tasarrufu sağlamakla sınırlı kalmayacağını aynı zamanda kaynak verimliliğini artırarak üretimi destekleyeceğini ve ihracat açısından da önemli bir kaldıraç etkisi yaratacağını ortaya koyuyor. Bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin; milli servetin korunması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi açısından kritik önem taşıdığına inanıyoruz."

Sac soruşturmasında alınacak karar, maliyetleri ve ihracatı doğrudan etkileyecek

Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde girdi maliyetlerine yönelik korumacı politikalar hakkında değerlendirmelerde bulunan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. "Beyaz eşya sektörü açısından en kritik gündem maddesi, sac ürünlerine yönelik devam eden anti-damping soruşturmasıdır. Özellikle boyalı sac tarafında, sektörün ihtiyaç duyduğu teknik gereksinimleri karşılayan her kalite sacın üretimi Türkiye'de bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ürünlerde ithalat, sektörümüz için bir tercih değil zorunluluktur" diye konuşan Yavuz, şöyle devam etti: "Halihazırda bu ürün grubunda %15 ile %20 arasında değişen oranlarda gümrük vergileri uygulanmaktadır. Devam eden soruşturma sonucunda ilave bir vergi getirilmesi, mevcut maliyet yapısını daha da bozacak ve sektör üzerindeki maliyet baskısını ciddi şekilde artıracaktır."
Son verileri değerlendiren Yavuz, "Mevcut vergilere eklenecek yeni yüklerin hem iç hem de uluslararası " rekabet gücünü zayıflatması ve istihdam üzerinde baskı oluşturması kaçınılmaz olacaktır. Bu çerçevede, maliyetlerimizin yaklaşık %17'sini oluşturan yassı çelik ürün grubunda devam eden anti-damping soruşturmasının, sektör gerçekleri dikkate alınarak ve ülke ekonomisinin bütüncül çıkarları gözetilerek önlemsiz şekilde sonuçlandırılması büyük önem arz etmektedir" dedi.

"Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor"

TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Özkadı, "2020'de uygulanan birim fiyatlar, Mart 2026 itibarıyla %1550 - %1666,7 bandında artarken, Mart 2026 ÜFE ve TÜFE'de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %666 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir" dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Özkadı, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP'ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti.

Yetkili servisler için markaların web siteleri tercih edilmeli

Beyaz eşya sektörü olarak, üretim, satış ve satış sonrası hizmetlerimizle dev bir ekosistemi ifade ettiklerini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, sektörün önemli bir bölümünün Türkiye genelinde faaliyet gösteren 3.500'den fazla yetkili servisin teşkil ettiğini söyledi: "Tüketicilerimizin satın alım sonrasındaki tüm ihtiyaçlarına cevap veren servislerimiz her gün binlerce eve ulaşıyor. Ancak ne yazık ki bazı kötü niyetli kişilerin de yetkili servis olmadığı halde bu sıfatı kullanarak tüketicilerimizi mağdur ettiklerine şahit oluyoruz. Bu yanıltıcı kişiler yüzünden pek çok tüketicimizin maddi kayıplara uğradığını üzülerek görüyoruz. Bu soruna dikkat çekmek için sizlerin desteğine büyük önem veriyoruz. Tüketicilerimize servis hizmetlerimize erişimde, herhangi bir teknik destek ve/veya onarım ihtiyacı duyduklarında, arama motorları yerine mutlaka markaların resmi web sitelerini veya Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresini kullanarak yetkili servislere ulaşmalarını tavsiye ediyoruz. Bu yöntem, tüketicilerimizin güvenli ve doğru hizmet alabilmeleri