Yalçıntaş, yaptığı açıklamada kitabı yalnızca kişisel bir anı çalışması olarak görmediğini, savunma sanayisinde oluşan bilgi birikiminin gelecek nesillere aktarılmasının kritik önem taşıdığını söyledi.
Türkiye’nin son 20 yılda savunma alanında büyük bir dönüşüm yaşadığını belirten Yalçıntaş, projelerde görev alan mühendislerin, teknisyenlerin, bürokratların ve siyasetçilerin emeklerinin kayıt altına alınması gerektiğini ifade etti. Savunma sanayisinde edinilen tecrübelerin aktarılmaması halinde her yeni neslin aynı süreçleri yeniden yaşamak zorunda kalacağını dile getiren Yalçıntaş, yaşananların objektif biçimde aktarılmasının gelecekte yapılacak projeler açısından yol gösterici olacağını vurguladı.
Altay projesinde kamuoyunun en çok motor krizine odaklandığını söyleyen Yalçıntaş’a göre asıl önemli değişim, Türkiye’nin savunma anlayışındaki dönüşüm oldu. Yalçıntaş, artık hedefin yurt dışından hazır platform satın almak değil, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarına uygun sistemler tasarlamak olduğunu belirtti. Hazır alınan sistemlerin hiçbir zaman sahadaki ihtiyaçları tam anlamıyla karşılamadığını ifade eden Yalçıntaş, ALTAY projesinin Türkiye’ye kendi şartlarına uygun platform geliştirme zorunluluğunu gösterdiğini söyledi.
Türkiye’nin bugün geldiği noktada yalnızca dışarıdan silah alan bir ülke olmadığını belirten Yalçıntaş, artık kendi silah sistemlerini tasarlayıp üretebilen bir yapıya ulaşıldığını kaydetti. Prototip aşamasında güç grubunun yurt dışından tedarik edilmesinin planlandığını ancak seri üretim aşamasında bu parçaların verilmemesi nedeniyle üretimin aksadığını anlatan Yalçıntaş, bunun ardından kritik alt sistemlerin yerli olarak geliştirilmesi gerektiğinin daha net anlaşıldığını söyledi. Bu süreçte ALTAY tankı için geliştirilen BATU motorunun da milli imkanlarla ortaya çıkarıldığını ifade etti.
OYAK’ın savunma sanayisindeki rolüne de değinen Yalçıntaş, kurumun doğrudan rekabet yerine tamamlayıcı alanlarda faaliyet göstermeyi tercih ettiğini belirtti. Yaklaşık 143 şirketten oluşan büyük bir sanayi yapısına sahip olduklarını ifade eden Yalçıntaş, savunma sanayisine kayıtsız kalmalarının mümkün olmadığını ancak kaynakların doğru alanlara yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.
OYAK’ın özellikle hem sivil hem askeri alanlarda kullanılabilecek çift kullanımlı teknolojilere odaklandığını belirten Yalçıntaş, yüksek dayanımlı çelik üretimini buna örnek gösterdi. Söz konusu çeliklerin hem madencilik sektöründe hem de askeri alanda zırh çeliği olarak kullanılabildiğini aktaran Yalçıntaş, savunma sanayisinde faaliyet gösteren vakıf şirketlerinin yürüttüğü AR-GE çalışmalarına rakip olmak yerine onları destekleyen bir yaklaşım benimsediklerini ifade etti.
Savunma sanayisinin kamuoyuna doğru anlatılmasının önemine de dikkat çeken Yalçıntaş, sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırılabilmesi için medyanın önemli görev üstlendiğini söyledi. Gençlerin savunma sanayisinin stratejik önemini yeterince görmemesi halinde farklı sektörlere yönelebileceğini belirten Yalçıntaş, ihtiyaç duyulan kaliteli insan gücünün ancak bu alanın doğru tanıtılmasıyla kazanılabileceğini dile getirdi.

