Goldman Sachs ve Citi: Türkiye’de büyüme ivme kaybediyor, yapısal riskler öne çıkıyor
Türkiye ekonomisinin 2026 yılı ilk çeyreğinde yıllık yüzde 2,5 büyüme kaydetmesi, hem Goldman Sachs hem de Citi’nin beklentilerinin altında kaldı. Açıklanan veri sonrası her iki kurum da Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme görünümünde yavaşlama ve risklerin arttığı yönünde temkinli değerlendirmelerde bulundu.
Goldman Sachs ekonomistleri, zayıf ihracat performansı ile görece güçlü iç talebin birlikte dış dengeyi bozduğuna dikkat çekerek, çekirdek ticaret açığının genişlediğini belirtti. Kurum, ihracattaki zayıflık, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve ödemeler dengesi görünümündeki bozulmanın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı (TCMB) finansal koşulları daha da sıkılaştırmak zorunda bırakabileceğini öngördü. Bu çerçevede banka, Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 2,7 büyümesini bekliyor.
Goldman raporunda ayrıca yetkililerin son dönemde kredi büyümesini sınırlamaya yönelik adımlar attığı, ancak geçmiş deneyimlerin bu tür kısıtlamaların etkisine ilişkin belirsizlik yarattığı vurgulandı. Banka, para politikasında sıkılaşmanın büyüme üzerinde ilave baskı oluşturabileceğine işaret etti.
Citi cephesinde ise Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 2,5 büyüyeceği öngörülürken, 2025’teki yüzde 3,6’lık büyümeye kıyasla belirgin bir yavaşlamaya dikkat çekildi. Citi ekonomisti İlker Domaç, temel ekonomik aktivitenin açıklanan resmi verilerin işaret ettiğinden daha zayıf olabileceğini belirtti.
Citi raporunda ayrıca düşük verimlilik artışı, yapısal ve kurumsal göstergelerdeki zayıflama ve kapsamlı bir reform çerçevesinin eksikliği nedeniyle Türkiye’nin pandemi sonrası büyüme performansını tekrarlamasının zor olduğu ifade edildi.
TÜİK verilerine göre yılın ilk çeyreğinde büyümeye en büyük katkı hanehalkı tüketiminden gelirken, sanayi sektöründe daralma dikkat çekti. Buna karşın hizmet ve bazı üretim kalemlerinde sınırlı da olsa büyüme görüldü.
Genel olarak hem Goldman Sachs hem de Citi, Türkiye ekonomisinde iç talep-dış talep dengesizliği, zayıf ihracat ve yapısal sorunların büyüme görünümü üzerinde aşağı yönlü risk oluşturmaya devam ettiğini değerlendirdi.





