Ekonomi

Yürüdüğüne bir şey demiyoruz ama bu kadar da tesadüfi olma lütfen!

Sayın Fatih Özatay'ın, ekonomim.com sitesinde bugün yayımlanan "Yürüdüğüne bir şey demiyoruz ama bu kadar da tesadüfi olma lütfen!" başlıklı köşe yazısı.

Geçmişi ileriye taşımaktan öteye gitmeyen tesadüfi yürüyüş modeli, cafcaflı döviz kuru modellerini tahmin başarısı açısından ‘yener’.

Eski (oldukça eski?) merkez bankacıları iyi bilir: Merkez bankacılar döviz kuru konusunda konuşmazlar. Büyükleri tarafından öyle öğütlenmiştir çünkü. Peki, haklı mıdır bu öğüt? Soruya doğrudan yanıt vermeden birkaç noktaya dikkat çekeyim; yanıt zaten açıkça ortaya çıkacak.

Tanınmış bir lisansüstü uluslararası makroiktisat kitabının önsözünde, döviz kurunun piyasada nasıl belirlendiğini açıklamaya çalışan kuramlar iktisadın zayıf karnı olarak gösterilir. Tanınmış bir de eski akademik makale vardır. Farklı döviz kuru kuramlarını tek tek alır. Bunlara dayanarak ileriye yönelik döviz kuru tahminleri yapar. Dolar-mark, dolar-yen, dolar-sterlin kurları. Sonra o tahminleri gerçekleşmiş kur değerleri ile karşılaştırır ve ne kadar hata yapıldığını belirler. Son olarak, hiçbir kurama dayanmayan ve bir ‘zaman serisi’ modeli olan ‘tesadüfi yürüyüş’ modelinden elde edilen ileriye yönelik tahminler ile gerçekleşmeler arasındaki hataları bulur. “Bu tesadüfi yürüyüş modeli ne?” derseniz, kabaca şu: Bir değişkenin bir dönem sonrası için alacağı değer, bugünkü değeri ile sıfır olan ortalaması etrafında çok küçük bir aralıkta oynayan tahmin edilemez bir değişkenin (hata terimi ya da ‘temiz dizi’ olarak adlandırılır) toplamınca belirlenir. Geçmişi ileriye taşımaktan öteye gitmeyen bu model, cafcaflı döviz kuru modellerini tahmin başarısı açısından ‘yener’. İlerleyen yıllarda bu sevimsiz sonucu ortadan kaldırmayı amaçlayan çok sayıda çalışma çıkmıştır. Çoğunun başlığı ‘tesadüfü yürüyüş modelini yenmek’ mealindedir. Bu birinci nokta.

13 günde %38,1 oranında artış

Malum örneği vereyim. 2018 Temmuz ve Ağustos aylarında Trump’ın Türkiye’yi tehdit eden mesajları sonrasında yarısı dolar yarısı Euro olan döviz sepeti kuru aniden sıçradı. Temmuzun son gününde bu döviz sepetinin TL karşılığı 5,33 TL idi. 13 Ağustos’taki değeri ise 7,36’ya sıçradı: 13 günde yüzde 38,1 oranında artış. Bu da ikinci nokta.

Daha önce birkaç kez yazmıştım; tekrarlayayım. Bizim kasapta çalışan Kadir, altın ve döviz fiyatları ile yakından ilgili. Biri yurtdışında, biri de yurtta ama Ankara dışında iki üniversite öğrencisi çocuğu var. Eğitimlerinin kazasız belasız sürmesini istiyor doğal olarak. Bir süre öncesine kadar her uğradığımda “kur ne olacak Hocam” sorusunu yöneltiyordu. Benim karşı cevabım ise “sen bana yarın Trump’ın Türkiye’yi tehdit eden tweet atıp atmayacağını, ya da 19 Mart 2025 benzeri bir gelişme yaşanıp yaşanmayacağını söyle, ben de sana döviz kurunun ne olacağını söyleyeyim” derdim. 2025 başlarından beri kur yerine altın fiyatlarının geleceğini sorgular oldu. Ben de hiç anlamadığımı söylüyordum. Geçen dersimi çalışıp, bu köşede konu hakkında iki yazı yazdıktan sonra, soruya hazır bir halde kasaba gittim. Sordu; etraflıca yanıtladım. Ama ne bileyim pek ‘takmadı’, hatta bıyık altından güldü gibi geldi bana. Neyse, günahı boynuna artık.

Ha unutmadan... Geçen hafta yılın ilk enflasyon raporunun sunumunda sorulan bir soruya TCMB Başkan yardımcılarından biri şöyle cevap vermiş (hatırlatma; kişiselleşmesin diye adını vermek istemiyorum): “Reel değerlenme, uyguladığımız para politikasının doğal bir sonucu. Dönem dönem devam edebilir ama bunun sürdürülebilir olduğunu söylemek mümkün değil.” Neyse…

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.