Ekonomi

Temel kırılganlıklarımızı azaltmak çok daha önemli

Sayın Fatih Özatay'ın, ekonomim.com sitesinde bugün yayımlanan "Temel kırılganlıklarımızı azaltmak çok daha önemli" başlıklı köşe yazısı.

Adil ve hızlı çalışan bir yargıya ihtiyacımız var. Bu açıdan HSYK’nın yapısı çok önemli. Kamuda politika seçenekleri oluşturma ve bu seçeneklerden yola çıkarak karar alma kapasitesini belirgin biçimde artırmak gerekiyor.

Savaş biterse Merkez Bankası’nın azalan döviz rezervini tekrar yükseltme ihtimali var. Bu durumda sistemde yine likidite fazlası oluşabilir. Bu nedenle, koridorun alt ve üst sınırına dokunmadan, yüzde 40 ile borç vererek devam edecektir.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu bugün politika faizine ilişkin kararını açıklayacak. Yıl sonu için enflasyon hedefi yüzde 16. Onu geçelim; yüzde 21 olan hedefin üst sınırına ulaşmak da neredeyse olanaksız görünüyor. Son aylarda gerçekleşen enflasyon oranları bu olanaksızlığı açık biçimde gösteriyor. İster son iki ayın ortalama aylık değerini alın, isterseniz son altı ayın ortalamasına bakın, sonuç değişmiyor. Mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyon oranları yüksek düzeylerde seyrediyor.

Üç kesimin ortak noktası: Enflasyon beklentisi, üst sınırın yukarısında

İleriye yönelik bekleyişler de öyle. Evet, piyasa katılımcılarının 12 ay sonrası için bekledikleri ortalama enflasyon, şirketler kesiminden daha düşük. Şirketler kesiminin beklediği de hanehalkının beklediğinden belirgin biçimde aşağıda. Ama üçünün de ortak bir noktaları var: Hepsi hedefin ve hedefin üst sınırının yukarısında bir gerçekleşme bekleyişine işaret ediyor. Enflasyon açısından olumsuzluk bununla da bitmiyor. Son gelişmeler hem büyük bir belirsizlik yarattı hem de enerji fiyatlarını ve taşıma maliyetlerini sıçrattı.

Geçen toplantıda açıklanan politika faizi yüzde 37 düzeyindeydi. Ancak patlak veren savaş nedeniyle ortaya çıkan döviz talebini düşürmek için Merkez Bankası bir yandan döviz satarken diğer yandan fiili politika faizini yüzde 40’a yükseltecek kararlar açıkladı. 3 Mart’taki yazımın bu konuyu ele aldığını hatırlatırım. Aradan geçen kısa sürede döviz satışları nedeniyle sistemde fazla likidite kalmadı. Yüzde 40 olan fiili politika faizi, Merkez Bankası’nın bankalardan depo alım ihaleleri ile çektiği likiditenin faiziydi. Fazla likiditenin ortadan kalkması nedeniyle artık bankalara borç veriyor Merkez Bankası. Bu durumda yüzde 37 olan haftalık repo faizini yüzde 40’a yükseltip, koridorun üst sınırını da yukarıya çeker mi?

Sanmıyorum. Savaş biterse, azalan döviz rezervini tekrar yükseltme ihtimali var. Bu durumda sistemde yine likidite fazlası oluşabilir. Bu nedenle, koridorun alt ve üst sınırına dokunmadan, yüzde 40 ile borç vererek devam edecektir. Bu kadar sıkıcı ayrıntının sonucu şu: Çok büyük ihtimalle, Merkez Bankası, koridorun alt sınırını yüzde 35,5, repo faizini yüzde 37, üst sınırı olan gecelik borç verme faizini de yüzde 40 düzeyinde sabit tutacaktır. Döviz rezervi kaybı sürecek olursa, naçar faizi yükseltmesi gerekir. Bu gerçekleşir mi? Trump hazretlerine, ekürisi Netenyahu’ya ve İran’a bağlı.

İhale yasası çok önemli

Bizim açımızdan alınacak ders ise açık: Temel kırılganlıklarımızı azaltmamız gerekiyor. Adil ve hızlı çalışan bir yargıya ihtiyacımız var. Bu açıdan HSYK’nın yapısı çok önemli. Kamuda politika seçenekleri oluşturma ve bu seçeneklerden yola çıkarak karar alma kapasitesini belirgin biçimde artırmak gerekiyor. Bu çerçevede, şu anda farklı siyasi bakan yardımcıları arasında dağıtılan sorumluluk alanları sistemi yerine ilgili bakanlığın sorumlu olduğu tüm alanlara bakan müsteşarlık sistemini geri getirmek lazım. Yetmez; farklı bakanların alınan kararlarda ortak sorumluluğunu sağlayan bakanlar kurulu sistemini ya da bir benzerini yeniden oluşturmak gerekiyor. İhale yasası çok önemli. TÜİK’in yapısı keza öyle. Mülga DPT benzeri bir kuruma ihtiyaç var.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.