Finansal kesim dışında kalan firmaların, kısaca reel sektör kuruluşlarının döviz yükümlülüğü geçen yıl sonu itibarıyla yaklaşık 373 milyar dolarla şimdiye kadarki en yüksek düzeye çıktı.
Merkez Bankası’nın önceki gün açıkladığı veriler, şirketlerin geçen yıl döviz cinsi borçlanmaya giderek ağırlık verdiğini ve bunun sonucu olarak da yükümlülüğün rekor kırdığını, dövizdeki net pozisyonunun da 2016 ve 2017’den sonraki en yüksek açığa ulaştığını ortaya koydu.
Merkez Bankası verilerine göre şirketlerin geçen yıl sonundaki döviz varlığı 184,1, döviz yükümlülüğü ise 372,6 milyar dolar düzeyinde. Buna göre net pozisyon açığı 188,6 milyar dolara ulaştı.
Net pozisyon açığında rekor 199,6 milyar dolarla 2017 sonunda kırılmıştı. 2016 sonundaki düzey de yine negatif 194,7 milyar dolardı.
Net döviz pozisyonu açığı, 2025 sonundaki 188,6 milyar dolarla bronz madalyayı hak etti!
Yükümlülükte 67 milyarlık artış
Merkez Bankası verileri, şirketlerin geçen yılki döviz yükümlülüklerinin tam 67 milyar dolar arttığını ortaya koyuyor.
Döviz varlıklarında kaydedilen artış ise 27 milyar dolar.
Bunun sonucunda da net döviz pozisyonundaki büyüme 40 milyar dolar oldu.
Şirketlerin geçen yılki 67 milyar dolarlık yükümlülük artışının 56 milyar doları nakdi kredilerdeki büyümeden kaynaklandı.
Nakdi kredilerdeki artışın da 30 milyar doları yurt içinden, 26 milyar doları da yurt dışından sağlanan kredilerden oluştu.
Dışarıdan sağlanan 125 milyar dolar
Şirketlerin yurt dışından sağladıkları kredi 2025 sonu itibarıyla 125 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.
Buna ek olarak şirketlerin aynı tarih itibarıyla 51 milyar dolar da ithalat borcu var. Bu borcun hemen hemen tümü, 50 milyar doları kısa vadeli.
Kısa vadelide net pozisyon pozitif
Toplam net pozisyon negatif 188,6 milyar dolarla 2017’den sonraki dönemin en yüksek düzeyinde bulunuyorsa da kısa vadeli net pozisyonunun artıda olduğu dikkati çekiyor.
Merkez Bankası verilerine göre finansal kesim dışında kalan firmaların kısa vadeli döviz varlıkları 149 milyar, döviz yükümlülükleri 137 milyar ve buna göre net pozisyon yaklaşık 12 milyar.
“Bu borç devletin değil ki” denilemez!
Şirketlerin net döviz pozisyonu yaklaşık 189 milyar dolarlık bir açığa ya da borca işaret ediyor. Elbette bu borcun bir anda ödenmesi söz konusu değil, ama önemli düzeyde bir borç olduğu da ortada.
Türkiye’de şöyle bir kanı var:
“Hazine’nin dış borcu çok yüksek değil, dolayısıyla kur artsa bile bu Hazine’yi, yani devleti çok fazla etkilemez. Özel sektörün borcu da özel sektörü ilgilendirir, bu onların sorunu!”
Acaba gerçekten öyle mi; özel sektörün borcu yalnızca özel sektörü mü ilgilendirir?
Bir şirket düşünün, yüklü dış borcu var, hele hele bu borcu yurt dışından temin etmiş; kur arttığında ve ödeme günü geldiğinde ortaya iki boyutlu bir sorun çıkar.
Birincisi; bu yüklü ödeme şirketi zora sokar. Dolar örneğin 40 lirayken 1 milyon dolar borç için 40 milyon lira ödemek var, dolar 50 liraya çıkarsa aynı tutar borç için 50 milyon lira ödemek var. Bu azımsanmayacak bir yük. Şirket o yükü hafifletebilmek için ya ürettiği mal ya da hizmete daha önce zam yapmaya başlar ya da bir şekilde tasarrufa yönelmenin çarelerini arar. Örneğin ne yapar, belki işçi çıkarır.
İkincisi; bu şirket 50 milyonu denkleştirdikten sonra 1 milyon dolar temin etmek için piyasaya çıkacak. Yani bir döviz talebine yol açacak. Tabii ki bu dövizin yeni borçlanmayla yurt dışından temini de söz konusu ama bunun olmadığını ve yurt içinden talep edildiğini varsayarsak zaten artma eğilimindeki döviz talebine bir ek daha gelecek demektir. Bu da kur üstünde yeni bir baskı unsuruna dönüşecek.
Şimdi “Özel sektörün döviz borcundan bize ne” diyenler bir kez daha düşünür mü acaba?
Pek sanmıyorum. Sanmıyorum çünkü bu toplumda hâlâ “Madem faizin yükselmesine Hazine sebep oldu, varsın ceremesini de onlar çeksin, bize ne” diye düşünebilen insanlar olduğu sürece özel sektörün döviz yükümlülüğünden rahatsız olmak şöyle dursun “Beter olsunlar” diyecekler de ne yazık ki çıkacaktır.
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.