TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, El Cezire Mübaşir TV'de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Suriye'deki gelişmelerden, istikrarsızlıktan Türkiye'nin de etkilendiğini belirten Kurtulmuş, Baas rejiminin devrilmesinin ardından Türkiye'nin, Suriye'de istikrarlı yönetimin oluşmasını hedeflediğini ifade etti. Bazı tavsiyelerde bulunduklarını aktaran Kurtulmuş, bütün silahlı grupların Suriye'nin yeni yönetiminin altında bir araya gelmesi, Suriye'nin "terör örgütlerinin cenneti" halinde tutulmaması gerektiğini vurguladı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Suriye'deki bütün etnik, mezhebi, dini farklılıkların özgürce yaşatılmasının temin edilmesinin de önemli olduğunu kaydetti.
Suriye'de kapsayıcı, kuşatıcı siyasetin oluşmasının gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, Türkiye'nin bu konulardaki hassasiyetlerini ifade ettiğini söyledi.
Kurtulmuş, Suriye'de yıpranmış, ortadan kalkmış devlet kurumlarının yeniden inşasının da önemli konular arasında yer aldığına dikkati çekti.
Meşru Suriye yönetimiyle terör örgütü YPG/SDG arasında imzalanan mutabakatı hatırlatan Kurtulmuş, tamamıyla mutabakat sağlanmasını ümit ettiklerini, böylece bu tehdidin ve tehlikenin ortadan kalkacağını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda "Sınırlarda ayrılıkçı oluşumu kabul etmeyeceklerini" söylediğinin aktarılması üzerine Kurtulmuş, Türkiye'nin, 102 yıllık Cumhuriyet döneminin 50 yılında terörle mücadele ettiğini vurguladı.
Kurtulmuş, ayrılıkçı terör örgütü PKK'nın çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine, 2 trilyon doların üzerinde mali kayıp yaşanmasına neden olduğunu ifade etti.
Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda TBMM'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulduğunu hatırlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Parlamentodaki bütün siyasi partilerin katıldığı komisyonda da Türkiye olarak çıkış yolunu oluşturduk, son noktaya geliyoruz. Biz kendi içimizde terörü tamamıyla ortadan kaldırırken, sınırlarımızın hemen yanında, yanı başımızda terör oluşumlarının olmasına asla razı olmayız. Biz, Terörsüz Türkiye'nin aynı zamanda 'Terörsüz Bölge'yi de oluşturacağına inanıyoruz. Ülkelerimizin başına bela olan terör örgütlerinin Türkiye'de, Suriye'de, Irak'ta, Lübnan'da, İran'da, diğer bölge ülkelerinde olmaması, bu bölgede sulhun ve selametin temin edilmesi gerekir. Kaldı ki özellikle bölgemiz ve İslam coğrafyası terör örgütleri elinden çok çekti."
Terör örgütlerinin bazı güçler tarafından vekalet savaşlarının araçları ve aparatları olarak kullanıldığına dikkati çeken Kurtulmuş, terör örgütlerinin tasfiye edilmesini, halkın her anlamda sözüne sahip çıktığı olgun demokratik yapıların ortaya çıkmasını istediklerini belirtti.
"Tarihi bir tekliftir, tarihi bir fırsattır"
Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın, PKK'ya bütün unsurlarla silah bırakma ve kendini feshetme çağrısı yaptığını anımsatan Kurtulmuş, Türkiye bakımından bunun Suriye'yi de kapsadığını ifade etti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Suriye'deki terör örgütünün uzantısı olan YPG/SDG yapılanmasının da tamamen artık terör faaliyetlerini sona erdirmesi lazım. Kaldı ki önlerine çok büyük fırsat çıkarılmıştır. 'Gelin Suriye'nin demokratik süreçlerinin unsuru olun, siyasetin içerisinde, parlamentonun içerisinde yeni anayasanın oluşturulması sürecinde, ordunun içerisinde yer alın. Ayrılıkçı terör örgütü olarak değil de ülkenin, Suriye'nin siyasal parçası olarak yeni Suriye'deki yerinizi alın.' denilmiştir. Bu, tarihi bir tekliftir, tarihi bir fırsattır. Ümit ederim ki en iyi şekilde değerlendirilir ve sonuç alınır." değerlendirmesinde bulundu.
Bazı YPG/SDG mensuplarının Türkiye'yle ilgili yaptığı açıklamaların hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, Türkiye'nin uluslararası alanda hiçbir zaman ikili oynamayacağını kaydetti.
"Biz masada başka bir şey, sahada başka bir şey söylemeyiz." diyen Kurtulmuş, Türkiye'nin tutumunun net ve belli olduğuna dikkati çekti.
Kurtulmuş, Suriye'de bütün farklı kesimlerin bir arada bulunduğu kapsayıcı yönetimden yana olduklarını, hiçbir terör örgütünü, DEAŞ'ı, YPG/SDG'yi Suriye'de görmek istemediklerini ifade ederek, "Türkiye'nin, Suriye'deki Kürtlerle problemi var da o yüzden SDG'yle ilgili bu şekilde davranıyor değil. Türkiye, kendi içerisindeki Kürtlerin eşit ve özgür yurttaşlar olarak sisteme tam entegre olması için içeride böylesine önemli mücadeleyi verirken, Suriye Kürtlerinin de kendi kimlikleriyle var olmasını kabul eder, bunun için gayret eder." şeklinde konuştu.
"Suriye ile YPG/SDG arasında anlaşma sağlanamaması ve silahlı çatışmaları devam etmesi halinde Türkiye'nin askeri müdahalede bulunup bulunmayacağının" sorulması üzerine Kurtulmuş, Suriye ile Türkiye arasında güvenlik anlaşmasının bulunduğunu anımsattı. Kurtulmuş, YPG/SDG'nin de bu anlaşmadan vazgeçeceğini zannetmediğini, bu anlaşmayı kabul etmenin YPG/SDG'nin lehine olduğunu söyledi.
"Yeter artık, oyunun sonuna geldik"
Siyasetin rasyonel fikirler üzerinde yürüyeceğinin altını çizen Kurtulmuş, Suriye yönetiminin istikrar içerisinde gelişmesi için müsait uluslararası ortamın bulunduğunu ifade etti.
Türkiye'nin, Suriye yönetimine desteğini ilk günden ilan ettiğini kaydeden Kurtulmuş, "SDG de kendisine sunulan fırsatı değerlendirsin, uluslararası sistemin de uluslararası denklemin de şekillendirmeye başladığı yeni Suriye'nin içerisinde yerini alsın." ifadesini kullandı.
Terör örgütü YPG/SDG'nin İsrail'den destek istediğinin söylenmesine karşılık Kurtulmuş, tüm terör örgütlerinin vekalet unsurları olduğunu vurguladı.
"Yıllardır DEAŞ'a, YPG'ye, PYD'ye silah verenler kim?" sorusunu yönelten Kurtulmuş, aynı ellerin, onları sevdikleri için değil, bölgeyi tanzim etmeyi istedikleri için yardımda bulunduklarına dikkati çekti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Yeter artık, bu oyunun sonuna geldik. Hiçbir gücün, bölgesel ya da emperyalist, küresel hiçbir gücün dayatmalarına bölge halklarının müsaade etmemeleri lazım. Aynı şekilde Asya'da, Afrika'da bir bardak temiz suyu olmayan insanların eline on binlerce dolarlık ölüm makinelerini kim veriyor? Artık bölgede de Müslüman topraklarının hiçbir yerinde, dünyanın hiçbir yerinde silahlı terör örgütlerini görmek istemiyoruz. Bunlar aynı zamanda halkın iradesini de halkın refahını da halkın geleceğini de ipotek altına alıyorlar." diye konuştu.
"İsrail, ABD niye bizi desteklemedi?" şeklindeki sözlerin, söyledikleri senaryonun deşifresi anlamına geldiğini vurgulayan Kurtulmuş, hiçbir silahlı örgütün başka ülkeden güç alarak başarı kazandığının görülmediğini ifade etti.
Kurtulmuş, "Şunu yıllardır net söylüyoruz, emperyalist güçler, Türk'ü sevmiyorlar da Kürdü seviyor değillerdir. Arapları sevmiyorlar da Acemleri seviyor, Sünni'yi sevmiyorlar da Şii'yi seviyor değillerdir. Bu bölgede bulunan bütün halkların hepsinden nefret ederler. Hele siyonist emperyalizm, bunların hepsini kendilerine hizmet etmesi gereken köleleri olarak görür." değerlendirmesinde bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki ilişki hatırlatılarak, "ABD'nin YPG/SDG'ye desteğini bırakıp bırakmayacağının" sorulması üzerine Kurtulmuş, bazı örgüt mensuplarının yanlış hesap yaptığını, Türkiye'yi bırakıp birkaç bin kişiyle strateji geliştirmeyi esas alacaklarına inanmanın, irrasyonel bir davranış olduğunu ve bunun son olayla ortaya çıktığını söyledi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Türkiye'nin, Suriye topraklarında gözü var" söyleminin belirtilmesi üzerine, Türkiye'nin, hiçbir ülkenin bir karış toprağında gözünün olmadığını vurguladı. Türkiye'nin, dünyanın her yerinde dostlarının bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Türkiye'nin hiçbir kimsenin bir karış toprağında, bir gram altınında, bir kova petrolünde gözü yoktur ama Türkiye, 'Gönül coğrafyası' dediğimiz geniş coğrafyadaki halkların da dertleriyle dertlenir. Onların derdini kendisinin birinci derecede derdi olarak görür. Bütün farklı coğrafyalardaki insanlarımızla işbirliğini geliştirmeyi kendisi için milli sorumluluk olarak kabul eder. Bizim yeterince geniş bir ülkemiz var, yeterince zengin bir ülkemiz var ama bizim zenginliğimizi artıracak olan şey, başka ülkelerin toprakları, yer altı ve yer üstü zenginlikleri değil, başka ülkelerdeki dostlarımızın, kardeşlerimizin bize yapacağı dualardır. Kimsenin toprağında, değerinde gözümüz yoktur."
Filistin'de yaşananların hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, İsrail'in Gazze'deki soykırımın insanlık tarihindeki en büyük soykırımlardan ve etnik temizliklerden birisi olduğunu vurguladı.
Hiçbir siyasi gelişmenin bu soykırımı unutturmaması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, Filistin halkının ağır bedeller ödediğini belirtti.
Türkiye'nin, Filistin davasına büyük destek verdiğine işaret eden Numan Kurtulmuş, şunları söyledi:
"'Ateşkes ilan edildi' diyerek dünyanın kandırılmaması gerekir. Ateşkesin ilanından bu yana bile çetin kış şartlarında Gazze'de insanlar, karın, çamurun, yağmurun içerisinde yokluğa mahkum ediliyorlar. İsrail, insani yardımlara yol vermediği için ufacık çocuklar, bebekler hayattan koparılıyor, yaşlı insanlar ölüyor. Her gün yapılan bombalamalarla yüzlerce insan sözde ateşkes ilan edildiğinden bu yana şehit edilmiş vaziyette. Bütün bunlara rağmen ateşkesin ilan edilmiş olmasının, Gazze'de yeni sürecin başlamış olmasının olumlu olduğu kanaatindeyiz. Burada Sayın Trump'ın aldığı insiyatifi de önemli buluyoruz ama bunun için başta ABD yönetimi olmak üzere bütün demokratik devletlerin, insan haklarını savunan devletlerin Gazze konusundaki baskısını artırması lazım. Bu konu, İsrail'in insafına bırakılmayacak kadar önemli konudur. Derhal acil yardımların, insani yardımların sağlanması lazım. Gazzelilerin kendilerini yönetebilecekleri bir yönetimin hızlı şekilde kurulması lazım."
Kurtulmuş, bir savaş suçlusu, soykırım suçlusu, uluslararası mahkemelerde yargılanan birisinin Türkiye hakkında yorum yapmasını asla benimsemeyeceklerini, böyle bir yorumu da ciddiye almayacaklarını belirtti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye, Gazze konusundaki tavrını her platformda sürdürecektir. Bundan sonra da Gazze halkının hayrına, lehine olan her türlü yardımı, çabayı, desteği ortaya koyacaktır. Aslında orada bir an evvel bir barış sürecinin inşa edilebilmesi için Türkiye’nin fiilen orada olması da aslında Amerika’nın bu konuda açtığı yolun daha sağlıklı yürüyebilmesi için önemli adımlardan birisidir. Hem Türkiye’nin meseleye olan vukufiyeti hem de Gazze halkının Türkiye’ye olan sempatisi orada Türkiye’nin fiilen bu barış sürecinin içinde olmasının kolaylaştırıcı bir faktör olduğunu büyük bir kitle görüyor. Netanyahu’nun söylediği bu sözlerin bu anlamda hiçbir kıymeti yok."
"Türkiye Barış Kurulu’na katılacak mı? Gazze’de askerler olacak mı?" sorusu üzerine Kurtulmuş, henüz bu konunun netleşmediğini söyledi.
Kurtulmuş, "Her platformda, Gazze ile ilgili yapılacak her konuda destek olmaya, işin içerisinde olmaya, yardımcı olmaya, bilfiil Gazze’nin sulh ve selameti için, Gazze’nin aydınlık geleceğinin inşa edilebilmesi için fiilen sahada olmak dahil her türlü desteğe hazır olduğunu Türkiye zaten ilan etmiştir." ifadesini kullandı.
Gazze’deki istikrar gücünde Türkiye’nin bulunacağı yönünde çıkan haberlerin işaret edilmesi üzerine Kurtulmuş, Türkiye’nin fiilen sahada var olmasının birçok zor sorunun aşılmasında yardımcı olacağını belirtti.
Kurtulmuş, "Türkiye’nin bu kadar büyük bir gücü varken bu gücün Gazze’nin geleceği için de kullanılması aklın yoludur." dedi.
"Devran dönmeye başlamıştır ve inşallah bir gün Filistin kazanacaktır"
İsrail’in Gazze’deki, Filistin’deki saldırılarının biteceği yönünde ümitvar olup olmadığı sorusu üzerine Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:
"Biz her şeyden evvel Müslüman olarak ümitvar olmak zorundayız. Biz Allah'ın rahmetinden asla ümit kesmeyiz ama ümitvar olmamızı esas sağlayan şey, bu kadar ağır imtihanlara rağmen, bu kadar İsrail hükümetinin dünya siyaseti, medyası, hatta iş dünyası üzerindeki ağır baskılarına rağmen çok şükür bugün dünyada Filistin davasının yanında yer alan çok büyük bir kitle vardır. Biz ona insanlık cephesi diyoruz. Hangi dinden, milletten olursa olsun, hiç görmediği, hiç gönül bağının olmadığı Filistin'e büyük destek veren insanlar vardır, ülkeler vardır. Böyle baktığınız zaman şimdiden kazanan Filistin tarafıdır. Filistin'in haklı olduğu, Filistin'in hakkaniyetle hakkının korunması gerektiğini savunan milyarlarca insan var. Netanyahu uyguladığı şiddetle, uyguladığı sınır tanımaz etnik temizlik kampanyalarıyla Filistinlileri insan yerine koymayan o üstenci, mütekebbir tavrıyla aslında insanlığın sabrını taşırmıştır. Bugüne bakmayın, bundan 20, 50 sene sonrasına baktığınız zaman hiç şüphesiz mutlaka kazanan Filistin olacaktır. Şimdiden Filistin insanların zihninde, gönlünde kazanmaya başlamıştır. Biliyorsunuz aydınlığın en yakın olduğu yer karanlığın en koyu olduğu zamandır. Şu anda siyonist işgalin en koyu olduğu dönemdeyiz. Devran dönmeye başlamıştır ve inşallah bir gün Filistin kazanacaktır."
İsrail ile Türkiye’nin ilişkilerinin kesildiğinin anımsatılması ve "Savaş sona ererse İsrail ve Türkiye arasında ilişkiler normale döner mi?" sorusunun yöneltilmesi üzerine Kurtulmuş, ülkeler arasındaki ilişkilerin zaman içerisindeki tutumunun ayrı bir konu olduğunu belirtti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Netanyahu hükümetinin bütün insanlığa yaşatmış olduğu bu soykırım, yaşanmamış gibi hiç kimse davranamaz. Bunun hesabı sorulmadan insanlığa huzur yoktur. Bütün uluslararası mahkemelerde bunun hesabı sorulur. Zaten Netanyahu'nun içeride de kendi mahkemeleriyle problemi var. Dünya bu kadar ağır bir yükü, bu kadar ağır bir vebali taşıyamaz, önce İsrail bu sırtındaki yükü atsın, dünya da bu yükten kurtulsun."