Ekonomi

Kıymetli Madenler Piyasasında Dalgalı Seyir

Haftanın ilk işlem gününde kıymetli metallerde görülen yükseliş, önceki sert satışların ardından gelen kısa süreli bir toparlanma olarak değerlendiriliyor

Haftanın ilk işlem gününde kıymetli metallerde görülen yükseliş, önceki sert satışların ardından gelen kısa süreli bir toparlanma olarak değerlendiriliyor. Ancak bu hareketin kalıcı bir yükseliş trendine dönüşüp dönüşmeyeceği belirsizliğini koruyor. Jeopolitik gelişmelere ilişkin haber akışının öngörülememesi, piyasalardaki kırılgan yapının sürmesine neden oluyor.

Altın %0,91 artışla 4.534 dolar seviyesine yükselirken, gümüş %1,69 primle 70,92 dolara çıktı. Daha dikkat çekici toparlanma ise platin ve paladyumda gözlendi. Platin %3,95 artışla 1.932 dolara, paladyum ise %3,63 yükselişle 1.429 dolara ulaştı. Buna rağmen piyasalardaki genel eğilimde belirgin bir değişim söz konusu değil.

Piyasalar, jeopolitik risklerin kendisinden ziyade bu risklerin enerji fiyatları, enflasyon ve faiz politikaları üzerindeki etkilerini fiyatlamaya devam ediyor. Orta Doğu’daki çatışmaların beşinci haftasına girmesi ve İran destekli Husilerin sürece doğrudan dahil olması, risklerin bölgesel ölçekte genişleyebileceğine işaret ediyor. Ayrıca ABD cephesinden gelen sert petrol açıklamaları da tansiyonu artıran unsurlar arasında yer alıyor.

Bu gelişmelerin etkisiyle petrol fiyatları öne çıkarken, piyasalarda daha önce fiyatlanan faiz indirimi beklentileri büyük ölçüde geri çekilmiş durumda. Yerini, daha uzun süre yüksek faiz ortamı ve hatta sınırlı faiz artışı ihtimalleri alıyor.

Altın fiyatlarında son dönemde yaşanan sert geri çekilme, yatırımcı davranışında değişime işaret ediyor. Artık altın her koşulda güvenli liman olarak görülmeyebiliyor; özellikle son iki yıldaki güçlü yükseliş sonrası artan kısa vadeli pozisyonlar, stres dönemlerinde altının likidite sağlamak amacıyla satılmasına neden olabiliyor.

Gümüş tarafında ise iki yönlü bir etki söz konusu. Jeopolitik riskler ve güvenli liman talebi fiyatları desteklerken, güçlü dolar bu yükselişi sınırlıyor.

Öte yandan platin ve paladyumun diğer metallere kıyasla daha güçlü bir toparlanma sergilemesi, yatırımcı ilgisinin yalnızca altına değil, daha geniş bir kıymetli metaller sepetine yöneldiğini gösteriyor.

Uzun vadede ise altın piyasasında rezerv çeşitlendirmesi ve de-dolarizasyon eğilimleri önemini koruyor. Singapur ve Hong Kong’un küresel altın ticaretinde merkez olma yönündeki rekabeti de Asya’da fiziki ve kurumsal talebin canlı kaldığını ortaya koyuyor. Kısacası, fiyatlarda yaşanan dalgalanmalara rağmen sektörün temel dinamiklerinde kalıcı bir zayıflama görülmüyor.