Türkiye'de ekonomi politikaları kapsamında bu yıl enflasyon ve işsizliğin azaltılmasından ihracat ve büyümenin artırılmasına kadar birçok alanda adım atılması bekleniyor.
Bu kapsamda Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) 2025 yılını yüzde 30,89 seviyesinde kapatırken, söz konusu oran son 49 ayın en düşüğü olarak kayıtlara geçti.
TÜFE'nin 2026-2028 dönemine ilişkin Orta Vadeli Program'a (OVP) göre bu yıl yüzde 16 seviyesine inmesi öngörülüyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ocak ayına ilişkin enflasyon rakamlarını 3 Şubat'ta duyuracak.
"Arz ve verimlilik artırıcı adımların da aynı anda ilerlemesi gerekiyor"
TOBB ETÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Talha Yalta, 2025'te dezenflasyon sürecinin ilerlediğini, fakat bunun iç talep ve büyüme üzerinde yavaşlama yarattığını belirtti.
Yalta, enflasyonun hala yüksek seviyelerde olduğuna ancak zirveye göre anlamlı düşüş yaşandığına işaret ederek, "Asıl kritik soru, bu düşüşün ne ölçüde kalıcı olabileceği. 2026 için resmi çerçeve, enflasyonun daha aşağı gelmesi yönünde." dedi.
Dezenflasyonun "son kilometrelerinin" genellikle en zor aşama olduğunu bildiren Yalta, "Dezenflasyon sürecinde para politikasındaki kararlılığın, maliye politikasıyla tutarlı ve öngörülebilir biçimde desteklenmesi önemli. Hizmet sektörü enflasyonu ve fiyatlama davranışlarının normalleşmesi de ayrıca izlenmesi gereken kritik noktalar." diye konuştu.
Yalta, Türkiye'nin önünde enflasyonu düşürme hedefi doğrultusunda çeşitli fırsatlar olduğunu aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Birincisi, tutarlılık ve güven. Piyasa aktörleri, hane halkı ve firmalar için 'oyun kurallarının' öngörülebilir olması, dezenflasyonu hızlandıran bir mekanizma olarak çalışır. İkincisi, arz yönlü hamleler. Özellikle gıda, lojistik, konut arzının artırılması gibi alanlarda atılacak adımlar, enflasyonun en inatçı kalemlerinde yapısal rahatlama sağlayabilir. Üçüncüsü ise verimlilik odaklı büyüme. Türkiye'nin dinamik özel sektörü ve mevcut girişimcilik kapasitesini teknoloji, ihracat ve üretkenlik kanallarına daha güçlü bağladığımız ölçüde hem büyümeyi hem dezenflasyonu birlikte sağlayabiliriz. 2026'da enflasyonun daha aşağı gelmesi mümkün, ancak bunun kalıcı olması için sadece talep yönlü değil, arz ve verimlilik artırıcı adımların da aynı anda ilerlemesi gerekiyor."
Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Toğay da Türkiye'nin, Haziran 2023'ten itibaren negatif reel politika faizini azaltmaya çalıştığına işaret etti.
Enflasyonla mücadelede gerçek zeminin Ekim 2024'ten itibaren oluşmaya başladığını ifade eden Toğay, "Enflasyonla mücadeleye sabırla devam etmek gerekiyor. Çünkü fiyat istikrarı olmadan finansal istikrar olmuyor. Fiyat istikrarı ve finansal istikrar olmadan uzun vadeli düşünmek, geleceğe bakmak, geleceği hayal etmek imkansız hale geliyor. Enflasyonu düşürme politikasının zamana yayılması programın içsel ve özelikle de dışsal şoklarla karşılaşma olasılığını artırıyor." diye konuştu.