Bu köşede daha iki hafta önce, 10 Mart’ta bu ayın enflasyonunun yüzde 5 dolayında olabileceğini yazdığımda bu oran çok yüksek bulunmuş, “O kadar da olmaz” şeklinde görüşler dile getirilmişti. Ya şimdi? Sanki yüzde 5’e çoktan razı olundu.
ABD ve İsrail’in saldırısıyla başlayan savaş tahminlerin ötesinde sorunlara yol açıyor. Başlangıçta sanki yalnızca ham petrol fiyatlarının artışına bağlı bir dizi olumsuzluk yaşanacağı tahmin edilirken, sorunun başka ürünleri de kapsayarak giderek büyüyeceği ve tüm ekonomileri çok olumsuz etkileyeceği ortaya çıktı. Enerji, petrokimyasal ürünler ve gübrede büyük ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye de bu sorunlardan fazlasıyla etkilenecek.
Elbette ham petrol fiyatları ve bundan kaynaklanan akaryakıt zamları bile tek başına büyük bir sorun. Eşel mobil uygulamasının motorinde ÖTV’nin sıfırlanmasından dolayı devre dışı kalması zamların tümüyle pompaya yansıması gibi bir duruma yol açtı. Motorine geçen hafta yapılan 6 liraya yaklaşan zammın yalnızca 48 kuruşu eşel mobil çerçevesinde ÖTV’den karşılandı. Motorine yarın yapılması muhtemel 6 liranın üstündeki zammın ise tümü pompaya yansıyacak.
TÜFE’deki doğrudan etki önemsiz
Yarından geçerli olmak üzere motorine 6 liranın üstünde zam geleceğini belirttim. Benzine de yarından geçerli olmak üzere 1 liranın biraz üstünde zam bekleniyor. Benzin ve motorinde yarınki zamlarla oluşacak fiyatların ay sonuna kadar değişmeden uygulanması durumunda ortaya şöyle bir tablo çıkacak:
- Benzin ve motorin fiyatları şubat sonu-mart sonu kıyaslamasına göre sırasıyla yüzde 9 ve yüzde 28 artacak.
- Ancak TÜFE hesaplamasında akaryakıt fiyatları gün ağırlıklı dikkate alındığı için bu oranların önemi yok. Aylık ortalama fiyata bakılacak.
- Yarın oluşacak fiyatların ay sonuna kadar sabit kalması durumunda benzinin mart ortalamasındaki fiyatı şubat ortalamasına göre yüzde 8,40, motorinin yüzde 17,50 artış gösterecek.
- Motorinin TÜFE’deki ağırlığı yüzde 1,39, benzinin yüzde 1,24. LPG, elektrikli araç şarj ücreti ve motor yağlarının toplam yüzde 0,60’lık ağırlığıyla birlikte “kişisel ulaşım araçları için yakıt ve yağlar” grubunun toplam ağırlığı yüzde 3,23. Motorin ve benzin dışındaki kalemlerin en önemlisi olan LPG’de zam neredeyse yok. Dolayısıyla hesaplamayı benzin ve motorin için yapmak gerekiyor ve bu ürünlere gelen zamların ağırlıklara göre ortalaması da yaklaşık yüzde 10,76.
- “TÜFE’deki etkinin önemsiz” olduğunu özellikle vurguluyorum; çünkü akaryakıttaki bu zamlar “kişisel ulaşım araçları” ile sınırlı. Bu yüzden de akaryakıtta ortalama yüzde 11 dolayındaki zammın TÜFE’ye doğrudan yansıması göz ardı edilebilecek bir düzeyde. Bu yansıma en fazla olsun olsun 0,30 puandır.
Önemli olan bu zamların dolaylı yansımasıdır. Örneğin motorin zammının “kişisel ulaşım araçları” dışında kalan araçlardaki kullanımının etkisi TÜFE’de yok. TÜFE’ye bir yansıma tabii ki olacaktır ama bu yansıma dolaylıdır. Zaten bu dolaylı yansımanın etkisini taşımacılık giderindeki artıştan dolayı çarşıda pazarda, meyve sebze fiyatlarında fazlasıyla görmek mümkün.
Akaryakıt zammında ilk on ay…
TÜFE kapsamındaki “kişisel ulaşım araçları için yakıt ve yağlar” grubunda en yüksek artış kaydedilen ilk on ay ve bu aylardaki TÜFE artışı mart için bir ipucu veriyor.
Mart ayı şu aşamada hesaplanabilen yüzde 10,76’lık artışla dokuzuncu sırada.
Yüksek artış gözlenen diğer aylarda bu grupta kaydedilen artışla TÜFE değişimi arasındaki ilintiye bakılırsa bu ay için de zaten yüzde 5 dolayında bir TÜFE artışı çıkacağı sonucuna varılabilir.
Zamlar dursa bile enflasyon yaşanacak
“Bu nasıl olacak” diye düşünülebilir. Motorin fiyatı üstünden izah etmeye çalışayım.
Motorine yarın 6 liranın biraz üstünde zam gelirse fiyat 77 liraya çıkacak, mart ayının ortalamasındaki fiyat ise 68 lira düzeyinde oluşacak.
Enflasyon hesaplaması aylık ortalama fiyatlar dikkate alınarak yapıldığı için nisan ayında motorinin fiyatı hiç değişmeyip 77 lirada kalırsa nisan ayının ortalamasındaki fiyat da 77 lira olacak.
Bu durumda mart ortalaması olan 68 liradan nisan ortalaması olan 77 liraya çıkışın oranı olan yüzde 13, nisan ayında yapılmış zam gibi enflasyon hesaplamasına girecek.
Akaryakıt birincil etken değil
Artık mart, nisan hatta sonraki ayların TÜFE artışını yalnızca akaryakıttaki fiyat artışından yola çıkarak tahmin etmeye çalışmak yanıltıcı olur.
Zaten içinde bulunduğumuz şu bir kaç ayda yaşanacak artışın pek de önemi kalmadı.
Bir kere toplumun geniş bir kesimi zaten yıllardır her türlü zammı normal bulma ve kabullenme eğiliminde ama bu kez durum çok farklı. Savaş psikolojisi yüzünden bu kabullenmişlik daha belirgin bir hale geldi. Fiyat belirleme gücüne sahip olanların bu durumu istismar etme alışkanlığı da eklenince fiyatlar çığırından çıktı.
Ancak sorun tabii ki yalnızca psikolojik değil. Hürmüz boğazının kapanması bir tek ham petrol tedarikinde sorun yaratmıyor ki. Bugün için kısmen etkisi hissedilmeye başlanan çok daha büyük sorunlar var.
Petrokimyasal ürünlerin önemli bir bölümünün geçiş yolu Hürmüz boğazı. Aynı şekilde gübre tedarikinde de söz konusu boğaz büyük önem taşıyor.
Bir sanayi ürününün hammaddesini geç temin etmek, o ürünü kullanmaya ve üretimi geç yapmaya yol açabilir ve bunun bir şekilde telafisi mümkündür ama örneğin zamanında atılamayan gübre ve bundan kaynaklanacak üretim kaybını telafi etmek mümkün olabilir mi?
Dolayısıyla tarım ürünleri üretiminde ciddi bir sorun yaşanması riski var. Türkiye gıda enflasyonunda zaten dünyada ilk sıralarda ve gübre kaynaklı arz sorunu, bu enflasyonu çok daha yukarılara taşıma potansiyeline sahip.
Bütün bu etkenler bir arada düşünüldüğünde artık mart enflasyonunun ne olacağı üstünde öyle fazla durmaya gerek yok, ne yazık ki önümüzdeki aylar, hatta belki yıl kaybedildi.
• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.